Ne mutlu bir sürpriz bana.

Daha Tayland’a geldiğimin ikinci günü Yoga Hocalık eğitimi hocam Konstantin Miachin’in Wildrose Yoga’da Chiang Mai’de Vikasa Yoga Workshop’u vardı.

 Tabi ki bu workshopun ikinci gününe katıldım. 3 saatlik muhteşem bir çalışmaydı. Kosta ilk 1 saat bize birçok güzel bilgiler verdi. Tabi ki yanıma not defteri falan almadığım için sadece aklımda kalanları yazabileceğim.

Biz yoga eğitmenleri de bazen bilemeyebiliyoruz, bazen de öğrenciler soruyor neden yoga dersinin sonunda Shavasana yani Derin Gevşemede sağ tarafımıza dönüp kalktığımızı. Aslında bir yoga çalışmasından sonra illaki sağ veya sol tarafımıza dönmemize gerek yokmuş. Derin Gevşemede ilk 3-5 dakika gevşeme ve dinlenme hali en aşağılara yani derinlere iniyor. Bu yüzden iyi bir derin gevşemenin 5 dakikadan daha uzun olması gerek. 10 dk bunun için iyi bir zaman. 10.cu dakikaya doğru beden kendiliğinden uyanmak ve canlanmak istiyor. O anda artık bedene farkındalığı getiriyoruz. Eğer Shavasanayı 3-5 dakika tam derindeyken bitirirseniz, kendinizi oldukça yorgun hissediyormuşsunuz. Fakat tam anlamıyla daha uzun derin bir gevşeme yaşarsanız, sonrasında dinlenmiş ve canlanmış olarak yerden kalkıyorsunuz.

Sağ tarafa dönme hikayesi de, Yoga'nın modern babası Krishnamacharya'nın bir tutumu. Krishnamacharya, kilolu ve hastalığı olan kişileri sağ tarafına döndürürmüş derin gevşemeden sonra, daha rahat kalkabilsinler diye. Ayrıca kalbimizin büyük bir bölümü sol tarafta olduğu için, bu insanların kalplerine baskı olmasın diye sağa dönerlermiş.

Gelelim normal sağlıklı insanların sağa veya sola dönme veya dönmeme konusuna. Kosta illa bir tarafa dönmek zorunda olmadığımızı, direkt yukarı doğrulabileceğimizi söyledi. Zaten bedenin sol ve sağ enerjileri dengelenmiş, beden dinlenmiş, canlanmışız, direkt olarak hiçbir yere dönmeden doğrulabiliriz. Tabi ki Başlangıç seviyesi derslerinde siz yine de öğrencileri sağa dönme konusunda yönlendirebilirsiniz. Seçim sizin.

Dedim ya not alamadığım için aklımda çok fazla bişey kalmamış :)

Neyse, pratiğe geçtik, Vikasa Yoganın Güneşe Selam serileri vardır, onları dünkü workshopta göstermiş Kosta.  Biz de Vikasa Isınma Turu ile başladık. Kendimi hiç olmadığım kadar güçlü ve formda hissettim açıkçası. Vikasa Isınması denen turu ilk deneyenler bile en başta zorlanırlar, çünkü önce bedeni ısıtmaya ve güçlendirmeye yönelik çalışırız. Benimle İstanbul’da Vikasa yoga çalışanlar bilirler ne kadar zor olduğunu ama hergün pratiğe başlarken yapılırsa, güçlenmeyen kalmaz, bu da böyle biline :)

Vikasa Yoga’da tüm bedeni çalıştırırız. Kosta’nın aklımda kalan notlarından biri de, bir yoga dersinde öne eğilmeler ve geriye eğilme hareketlerinin sayısının eşit olması gerektiği. Öne eğilme ile başlarsanız, ardından bir geriye eğilme duruşu yapmalısınız. Ama bunun tam tersi ile başlayın çünkü en son öne eğilme ile bitirmelisiniz ki, bir daha geriye eğilmeyin :)

Geriye eğilmelerde ne oluyor? Geriye eğilmelerde omurgayı bir yay gibi büküyoruz. Çoğu kişi geriye eğilmelerde belden geriye doğru eğilmeye çalışır. Doğrusu, belden değil, göğüs kafesini iyice açıp, yukarı kaldırıp, geriye o şekilde eğilmek, omurgamız için yer arıyoruz unutmayalım. Öyle ya da böyle geriye eğildiğimiz zaman, omurgada bu esnada diskler arasında sıkışma oluşabiliyor, bu sıkışmayı önlemek veya düzeltmek için, ardından bir öne eğilme yapıyoruz ki omurga öne uzasın ve rahatlasın, disklerin arası açılsın. Hani Güneşe selama başlarken nefes alıp kolları yukarı kaldırıyoruz ya, sonra geriye uzanıyoruz, işte Kosta buna gerek olmadığını, kolların yukarıda olduğu gibi kalıp uzaması taraftarı.

Yanlış bir geriye eğilme yapacağına hiç yapma mantığı.

Aşağıya bakan köpek duruşunun ne olduğundan bahsetti. Aşağıya bakan köpek duruşunda, alt baldır kaslarımız çalışıyor ve omuzlarımız açılıyor. Omuzları daha da açmak istersek, pozda derinleşip, göğüs kafesini yere doğru yaklaştırabiliriz. Yani yoga ustalarından Iyengar'ın yaptırdığı gibi, şahane bir üçgen yapmak zorunda değilsiniz. Iyengar, hizalama üzerinde oldukça ciddi ve katı görüşlü bir hocaydı. Ama aşağıya bakan köpek duruşunun anatomik açıdan yararını omuzları açmasında ve baldır kaslarını uzatmasında anlayabiliyoruz. Iyengar metoduna göre aşağıya bakan köpek yapacaksanız, öyle üçgen şeklinde durun.

Kalçaları açan pozlardan Yarım Ay duruşu ve Üçüncü Savaşçı üzerine çalıştık. Bu iki duruş ne kadar zor görünse de veya yaparken zor hissettirse de, kalçaları açmak için birebir pozlar. Pozlarda 2 dk durmak çok iyi. En başta zor gelse de, yerde duran ayağımıza kadar dokular arasında gezen kan akışını hissetmek gerekiyor.

Acıyan noktaya odaklanmak ve o noktaya nefes alıp vermek önemli. Pozlarda uzun durmak sakıncalı değil, tam aksine tedavi edici özelliğe sahip. Kaslar uzarken ve güçlenirken, eklem ve kemikler de güçleniyor.

Vikasa yoga çalışması tüm bedeni ve zihni güçlendiren bir çalışma. Her seviyeye uygun pozların varyasyonları var. Zaten yoga yapmak için illaki esnek olmak zorunda değiliz. Esneklik zamanla oluşan ve gelişen bir şey.  Bir pozda başlangıç seviyesi varyasyonunda nefesle durabilirsiniz. Hazır olduğunuz zaman bir sonraki seviyeye geçmek mümkün.

Çalışmamızın sonunda, herhangi istediğimiz bir ters duruşu yapabileceğimiz söyledi Kosta. İstersen Kafa duruşu, istersen dirsek duruşu, istersen el duruşu, istersen en basiti ellerinle dirseklerinden tut aşağıya öne doğru eğil/katlan. 2 dk. Ben Tripod Kafa Duruşunu yaptım. Oldukça rahattım. Yoga hocalık eğitiminde bile yapamadığım bu pozu 1 sene sonra hocamın karşısında yapmak beni sevindirdi.

Tabi unutmayalım, bir yoga dersinde yogayı biz hoca için yapmıyoruz, ya da yan mattakine bakıp, o yapamıyor ben yapabiliyorum "haha" demiyoruz. Yogayı kendimiz için yapıyoruz. Odaklan ve kendi içine yönel, orada kal ve izle. Keyif al. Tamamen bu. Tabi bunu demek kolay, biliyorum. Önce zorlukları aşalım sonrası geliyor :)

Harika bir derin gevşemeden sonra direkt doğrulup, enerjimizi nasıl bedende koruyabileceğimizi gösteren kısa bir çalışma yaptık. Rahat dik bir pozisyonda bacaklar bağdaş oturdun, Omurganının en altından bedenin arka tarafında başın tepesine kadar gözler kapalı bedeni x-ray ışın makinesinden geçiriyormuş gibi enerjiyi yukarıya yönlendiriyorsun, nefes verirken en tependen bedenin en üstünden en aşağıya bölgesine yolluyorsun. Böylelikle enerji bedende korunmuş oluyor, dilimizin ucu "hafifçe" damağımıza değsin :)

En son 3 kere Aum mantrasını söyledikten sonra, dışarıdan bir Tay adam da bizi duymuş olmalı, “AAaaaooooooooooooooyyyyyyyyy” diye bir iç geçirmez mi :)

Yani bugünkü çalışma hakkında aslında daha yazabileceğim çok şey vardı da, dedim ya aklımda kalanlar bunlar. Belki zaman içinde hatırlar ve yazarım.

 

SİTEDE ARA

Go to top