Ayurveda’ya başlama nedenim cildimdir. Yıllardır cildimle verdiğim sınav sayesinde bir dolu bilgi edindim. 26 yaşlarında yüzümde kontakt egzama ve o zamanların ünlü cildiyecisine giderek başlayan süreç yıllarımı almıştı- hayatta bir şeyi de kolay yoldan öğreneyim! Nasıl bir karma ise 😉

Kontakt egzama genellikle kullanılan bir üründen kaynaklanıyor, bu ürünü yıllardır da kullanıyor olabilirsiniz ama bir gün cildiniz yeter artık diyor ve egzama (ya da dermatit) gibi sonu olmayan bir yola girmiş oluyorsunuz. Bu süreçten ya hastalığı öğrenerek çıkarsınız ya da hastalığın esiri olup kortizon tedavileri ile başlayan bir sürece girersiniz.

Kontakt egzama geçirdiğimde o zamanların en meşhur cildiyecisi hemen kortizon verdi, neyin ne olduğunu bilmediğimden ve de zaten o yaşlarda yüzde olan bir şeyle başa çıkmanın zorluğundan, tek istediğim cildimin iyileşmesiydi ve hemen başladım kortizonlu kreme, sonuç; 3 gün içinde yarasız, beresiz, egzamasız harika bir cilt! Laylaylom diyerek ilacı bıraktım ve 2 gün sonra sabah uyandığımda sadece alnıma saldırmış olan kontakt egzamanın tüm yüzümde olduğunu görerek hüngür hüngür ağladım. Hemen krem, hemen iyileşme ve aynı şeyin yeniden tekrarlanması üzerine meşhur cildiyeciye yeniden gittim- o da bana 1 yıl kullan, bir şey olmaz dedi.

İlacı kullanmayı redettim,o doktora gitmeyi de. O zamanlar bir şifalı bitkiler kitabım vardı oradan çeşitli çaylar, otlar öğrendim. Mısır çarşısına haftada bir gidip aktarımla konuştum (ahhhhh 80’ler!). ilk egzamam son olmadı- bir kaç yılda bir atak halinde çeşitli egzamalar (diskoid/ sebaroik/ dermatit) yaşadım ve çeşitli meşhur cildiyecileri tanıştıktan sonra cildimi hep kendim geçirdim. Şimdi herkes bana ‘ayyy cildin ne güzel’ deyince acıklı gülerim, ne zor iştir cilt yarabbi!

Bu uzun giriş ile sizlere yıllardır edindiğim bilgiler ile cilt bakımı tarifleri vermek istiyorum ve de cildinizi tanımanızı öneriyorum. Cildiniz bedeninizin en büyük organı; toksinleri cilt aracılığı ile atarsınız, cildiniz nefes alır, sizi dış etkenlerden korur, bedeninizin ısısını kontrol eder, vit D oluşumunu sağlar. Kompleks bir organdır; çabuk kızar, unutmaz, özen ve düzen ister!

Cildim son zamanlarda yaşımdan dolayı daha da konu olmaya başladı: ‘bu yaşta bu cilt!’ İşte size bir kaç tavsiye:

Ağzınıza almadığınız hiçbir şeyi cildinize sürmeyin/ dokundurmayın. Sprey/ mum/sıvı deo mesela (çevreye ve bedene olan zararını bilip hala kullananlar/ kullanmışlar için söylüyorum) ağzına sıkmıyorsan/sürmüyorsan o zaman koltuk altına neden sıkıyorsun/sürüyorsun? Bu soruyu kendinize bir sorun bakalım ne cevap alacaksınız. Kontakt egzama sırasında öğrendiğim en önemli şey buydu- çünkü aslında yüzümde ki egzama cildim nemlensin diye sürdüğüm kreme reaksiyondu. Yüzünüze, bedeninize sürdüğünüz kremin tadına bakamıyorsanız o zaman sürmeyin.

Yüzünüzü (yüz derken boyun ve dekolte bölgesi olarak düşünün) temizlemek için: yulafı kahve değirmeninden geçirin, un haline getirin ve azıcık su ile karıştırarak yüzünüzü sabah akşam temizleyin. Soğuk su ile bolca yıkayın- kurulayın ve doğal yağlarla nemlendirin. Yüzünüz kuru (pitta- vata/ vata) ise Argan yağı, nemli (kapha- pitta/kapha ) ise kuşburnu yağı, yağlı (kapha) ise az adaçayı ya da nar çekirdeği, T bölgesi ve karışık (Kapha- Vata) ise nar çekirdeği veya havuç yağı yağı ile nemlendirin. Nar çiçeği yağını her cilt gece de kullanabilir.

Bedeninizi susam, zeytinyağı, badem, hindistan cevizi gibi tamamen doğal yağlar ile nemlendirin. Eğer kremci iseniz o zaman kendi kreminizi yapın. Ben zaman zaman, özellikle mevsim geçişlerinde vegan ve bio dinamik kremler kullanıyorum (Örnek markalar: Lavera, Dr Hauschka ve Weleda). Kremlerin geri dönüşebilir cam kavanozlarda olmasına çok özen gösteriyorum.

Eğer 40 yaş üzeri iseniz o zaman yüzünüze önce yağ, yarım saat kadar sonra da krem sürebilirsiniz. 40 yaşından sonra göz altlarına yine nar çekirdeği yağı... Çünkü o yaşlarda cilt elastik özelliklerini yitirmeye başlıyor, ondan önce sürerseniz cildiniz yorulur.

Yüzünüze özellikle, asla ama ASLA öz yağlar ile kokulandırılmış, zenginleştirilmiş yağlar/karışımlar sürmeyin. Burada ciddi bir ‘aaaaaa!’ tepkisi duyuyorum. Hemen anlatayım: aromatherapy (adı üzerinde ‘aroma’ terapi) koku üzerinden bedeni iyileştirebilen özelliklere sahip bitki özlerinden çıkarılmış yağlar ve bu yağların kokuları ile yapılan bir tedavi yöntemidir. Bu yağlar Ayurveda’ya göre rajasic (ateş) özellikleri olan güçlü yağlardır. Nefes metodu ile kullanıldığında vücudun cevap verdiği özellikleri vardır. Lavanta öz yağı örneğin yanıklara 1 damla sürüldüğünde iyi gelir, ancak her gün lavanta öz yağlı krem kullanırsanız bedeniniz lavanta öz yağına bağışıklık kazanacak, her an burnunuzdan soluduğunuz koku endokrin sisteminizi etkileyecek, cildinizi ise bozacaktır. Söylemedi demeyin!

Çay ağacı öz yağı antibakteriyel özellikleri olan ve cilde direkt sürülebilen önemli bir yağ ama sadece bir süre… Düzenli kullanılmaz çünkü ilaçtır. Sivilce olduğu zaman asıl bulmanız gereken şey sivilcenin neden olduğudur, önce ona hedeflenin ardından sivilcenin üzerine miniskül çay ağacı yağı sürün- en fazla 1 hafta boyunca.

Gül yağı da önemli bir yağ; az miktarda diğer kremlerin içine karışabilir (miktar olarak örneğin 10’a ½ gül). Pitta ciltlere çok iyi gelebilir ancak bunu bile sadece mevsim geçişlerinde yapmalı, sürekli kullanmamalısınız. Gül suyu veya gül suyu sirkesi (Homemade Aromatherapy’den alabilirsiniz) fermente olmuş harika cilt sıkılaştırıcılardır. Eğer cildiniz yağlı ya da karışık (Kapha/ kapha- Pitta) ise akşamları yulaf ile temizledikten sonra 1 tatlı kaşığı gül sirkesi ve 1 çay bardağı sade su ile yüzünüzü yıkayın ve başka bir şey sürmeyin.

Gülün! Kahkahalar atın! Cildinizin gergin, genç ve sıkı olması için sadece mutluluk değil aynı zamanda gülme işlemi şart çünkü gülerek bir çok kası harekete geçirmiş oluyorsunuz. Yüzümüzde olan kasların da bacaklarımızda olan kaslar kadar çalışmaya ihtiyacı var.

Bunlar yüzeysel uygulamalar ama cildin asıl bakımı içeriden başlıyor. Cilt hastalıkları Ayurveda’ya göre Rasa ve Rakta Dhatu (kan!) kirlenmesinden/ toksinlerinden kaynaklanıyor. Rasa dhatu lenf ve plazma, karaciğerde sindirilen besinler kana geçerek Rasa Dhatu’yu ve bedeni besliyor. Rakta Dhatu ise bedenin içinde bu sindirilen besinlerin dolaşmasını, Pranasını sağlıyor. Herhangi bir şekilde sindirilemeyen her şey, bağırsaklarda olan sorunlar Rasa ve Rakta Dhatu’yu etkiliyor. Rasa Dhatu cildin ilk tabakasından sorumlu; kısacası Rakta Dhatu’nun sorumlu olduğu pankreas, karaciğer, safra kesesi cildinize direkt etkisi olan organlar.

Yediklerinizin ve sindirim sisteminin cildinizi nasıl etkilediğini gözlemleyin. Cilt için en sorunlu beslenme biçimi şimdilerde moda olan ‘yüksek protein’ li beslenmedir. Yüksek protein diyeti kemiklerinizden kalsiyumu çekip aldığı gibi bağırsaklarınızı kilitlediğinden karaciğer ve böbrek sorunları yaratarak Rasa ve Rakta Dhatu’yu zehirler. İyi bir cilt için bedeninize uygun beslenin ve yüksek lifli, düşük proteinli diyet ile hem bedeni hem de cildinizi dinç tutun.

İhtiyacınız kadar su için, kafeini azaltın, şeker asla tüketmeyin ve sigara içmeyin.

Çamaşırları yıkadığınız deterjanların cildinize ve endokrin sistemine direkt etkisi vardır- çamaşırlarınız, giysileriniz ve çarşaflarınız içinde uzun zaman geçirdiğiniz materyallerdir. Bunların mutlaka kokulardan arınmış, sade ve doğal sabunla yıkanması gerekiyor yoksa cildiniz aracılığı ile bedeninize toksin yüklemiş oluyorsunuz. Yumuşatıcı olarak sirke kullanın, vegan- doğal- kokusuz deterjan bulun ( ya da yapın) ve saatlerinizi geçirdiğiniz materyallerin sizin beden sağlığınızı tehlikeye atmasına izin vermeyin. Sadece sağlık değil ekolojik olarak da doğaya ve çevreye zararı olan bu ticari sabunları kullanmayın. Kendinizi düşünmüyorsanız o zaman çevrenizi düşünün.

Sabahları gandusha (yağ ile gargara yapmak) yanak ve dudak kaslarınızı korur, güçlendirir. Kırışıklar için birebir olduğu gibi ayrıca sindirim sisteminde gece oluşmuş toksinleri atar ve diş etlerini güçlendirir. Her sabah 5-8 dk susam ya da hindistan cevizi yağı ile gargara; basit ve etkili.

Gelelim botoks ve diğer enjekte edilen çeşitli uygulamalara: Botoksun bedende olan etkisi 4/6 ay diyorlar; peki nereye gidiyor bu uygulama, bedenin neresinden çıkıyor, nasıl yok oluyor? Böbrek ve karaciğerden çıkıyor. Yüzünüzdeki ifadeden ya da yaşlanmaktan o kadar korkuyorsanız botoksa değil psikoterapiye gidin! Biraz sert gelmiş olabilir söylediklerim ama o kadar güzel kadınların botoks (ya da isimlerini hatırlayamadığım başka uygulamalar) yaptırdıklarını gördükçe içim sızlıyor. Sonra ayurvedik muayene sırasında dillerine bir bakıyorum ki; beden toksin dolu, böbrekler yorgun, karaciğer hatları kurumuş ve de ukala bir ifade gelmiş güzel yüzlerine. Bunları tedavi etmek uzun zaman alacak ve yaş ilerledikçe size sorun olacaklar. Kendinizi sevin, yaşlanmayı geçiktirici bir sürü sağlıklı uygulama var onları kullanın.

Baş aşağı durun! Sirsasana (Baş Duruşu), Sarvangasana (Omuz Duruşu), Adho Mukha Vrksasana (El Duruşu) yaşlanmayı geciktirir. Yüz bakımı yaptırın, yüz yogası yapın, ayurvedik destek kullanın, dans edin... Yaşlanmak kaçınılmaz ve de üstelik bir hediye, bu lütuftan uzaklaşıp bebek gibi görünme isteği var olan ataerkil ideolojinin size dayattığı, kendinizi sevmemeniz için size verilen bir öğretidir- bu tuzağa düşmeyin! Akıllı olun, bedenizi ve kendinizi sevin.

Güzel bir cilt için doğada vakit geçirmek şart. Şehir toksinlerine sürekli maruz kalan bir cilt solar, çabuk yaşlanır. Cildinizi dinç tutmak için doğanın, ağaçların size verdiği oksijeni bedeninize alın. Unutmayın cildiniz de nefes alıyor.

Güneşten korunmak çok önemli; ille de krem kullanacaksanız içinde doğal mineral olan kremleri tercih edin. Güneş koruyucusu olarak geniş şapka ve keten giysiler giymek daha mantıklı yaz aylarında. Güneş kremlerinin doğaya olan zararlarını öğrendikten sonra sadece susam yağı ile yağlanıp, örtünüp, gölgede dolaşmak daha etik, daha ekolojik. Geniş çerçeveli ve iyi camlı bir gözlük şart- sadece göz çevresini korumak için değil aynı zamanda alında kaş çatma çizgilerini derinleştirmemek ve göz retinasını (özellikle Pitta dosha hakimse) korumak için.

45 yaş üstü iseniz cildiniz ve bedeninizin Vata devresine geçişini kolaylaştırmak için bedeninize ve mizacınıza uygun ayurvedik ilaçlar almanız iyi olur. Cildiniz için ise biotin, doğal C vit desteği almanız gerekebilir. Karaciğer için her mevsim geçişinde ısırgan ve enginar çayı yapmanızı şiddetle öneririm.

Cilt sizi koruması altına aldığından stres onun için önemli bir faktör. Örneğin diskoid egzama ile hastanelik olduğumda (aylar sürmüştü!) iş yerimde mobbing yaşamış, aniden istifa etmiş ve kendimi kaşık kaşık hardal yerken yakalamıştım. Pitta dosha kızmıştı ve soğumamak için elinden geleni yapıyordu! Stres hayatın bir parçası, kaçamazsınız ancak hoşlanmadığınız şeylerden uzak durun. Üzüldüyseniz bunu kabul edin, geçecek olduğunu bilin (çünkü her şey geçer) ve nefes odaklı meditasyon yapın- her sabah ya da akşam. Yukarıda dediğim gibi gülün! Stres sizden daha güçlü değil.

Her gün en az 8 saat uyuyun. 22.00- 05.30 arası uykuda olun.

Makyaj malzemeniz kokusuz, vegan ve doğal mineral olsun. Doğal mineraller cildinizin gözeneklerini kapatmaz, nefes almasına engel olmaz.

Eğer bağırsaklarınız düzenli çalışıyorsa, karaciğer ve pankreas iyi çalışıyorsa, diyetiniz sizin bedeninize uygunsa cildiniz buna zevkle karşılık verip pırıl pırıl parlayacaktır. Kendinize ve cildinize güvenin- aslında cildiniz zaten parlamak istiyor! Örneğin yukarıdaki fotoğraf çok stresli bir iki aydan sonra ormanda çekildi. Asla filtre filan yok, makyaj var ama sabah yapmıştım. Cilt bakımı da 1 hafta önce yapılmıştı. Ama asıl etken mutluluk! 40’larımdan beri yaşımı çok seviyorum, şimdi menapoz dönemini daha da çok seviyorum. Kendimi pek keyifli, güvenli, memnun ve sağlıklı hissediyorum. Zaman zaman aynaya baktığımda ‘allahım yüzümü gerdirmem gerek’ dediğim oluyor ama unutuyorum hemen- yapacak ve öğrenecek o kadar çok şey var ki daha!

Namaste

 


 

 

 

 

SİTEDE ARA

Go to top