Ayurveda, insan bedenine bir bütün olarak bakar ve hatta onu zihin/beden olarak görür. Holistik prensibe göre bedenimiz tüm parçalarıyla ilişki halinde yaşayan ve büyüyen canlı bir organizmadır.

Beden sürekli kemik yoğunluğunu, kan ve hormon değerlerini ölçer ve gerekli besin maddelerini ihtiyaç çerçevesinde bir yerden diğerine taşır. Böylelikle homeostasis, yani bedenin içinde istikrarlı bir ortam sağlanır. Bedenin hiçbir parçası bir diğerinden ayrı değildir ve ayrı yaşayamaz. Beden tamlığın mükemmel bir örneğidir.

Ayurveda’ya göre hastalığın 3 ana nedeni vardır:

1-    Zihnin ve bedenin yanlış kullanımı (Prajnaparadha); doğal ihtiyaçların bastırılması, doğal ihtiyaçların aşırı uyarılması, aşırı cinsel aktivite, iyi olmayan hal, uygun olmayan davranış, büyüklere, yaşlılara saygısızlık, zararlı nesnelerden zevk alma, uygunsuz güç kullanımı, kötü işler yapanlarla arkadaşlık, sağlıklı eylemlerin ihmal edilmesi, kızgınlık, korku, kibir, açgözlülük, nefret, sarhoşluk, yalan, yerel geleneklere saygısızlık.

2-    Duyu organlarının duyu nesneleri ile sağlıksız birleşimi (Asatmenyendriyartha Samyoga); beş duyu organının aşırı veya az uyarılması veya hiç uyarılmaması, çok parlak nesnelere bakakalma, şekli bozulmuş, tehlike çağrıştıran, şok eden, korkutan şeylere bakma, gözleri kullanmama, gürültüler, acı dolu ağlama sesleri, sert konuşmalar, ölüm haberleri, kırıcı sözler, doğru olmayan sesleri duyma, hoş olmayan kokular, zehirli gazlar, ölü şeylerin leş kokuları, bir tadın fazlaca alınması, yiyeceklerin iyi bir şekilde hazırlanmaması.

3-    Beklenmedik zaman ve mevsim değişiklikleri (Kala-Parinama); doğal döngülere saygısızlık, gündüz uykusu (tavsiye edilmedikçe), güneş battıktan sonra aşırı aktivite, gün doğuşu, gün batımı, adet dönemlerinde cinsel aktivite, yazın soğuğa, kışın sıcağa aşırı maruz kalma, çok sayıda sıcak/soğuk banyo, pütürlü yüzeylerle, pis, zararlı, çok soğuk/ nesnelerle temas.

Ayurveda’ya göre hastalığın 6 aşaması vardır; birikme, şiddetlenme, taşma, yer değiştirme, kendini gösterme ve çeşitlilik gösterme

Birikme, hücreler kendi metabolizma artıklarıyla –Ayurveda’da ama (sindirilemeyen yiyecekler) diye geçer- dolup tıkanmaya başlayınca olur. Her hücrenin atığı hücrenin sağlığı için ondan uzağa taşınıp götürülmelidir. Yanlış beslenme, iklimsel değişiklikler, yaşam biçimi değişiklikleri ve diğer stresler metabolizmanın zayıflamasına katkıda bulunur. Hastalık bu aşamadayken tedavi çok kolaydır, çünkü daha hem çok yayılmamış hem de çok ilerlememiştir.

Şiddetlenme, hücrelerdeki birikim iyice artıp kendi işlevlerini yitirmeye başlama durumunda etraflarındaki hücrelere baskı uygulamaya başlayınca olur. Bu aşamada organlar stres altındadır ama iyi bir tedavi sonuç verir.

Eğer dolu bir bardağa su doldurmaya çalışırsak bardak taşar. Hastalığın bir sonraki aşaması da taşmadır. Bu taşma yavaş başka hücrelere doğru olur, kana lenf ve sindirim sistemine karışır. Bu hastalık artık yayılmıştır, hareket edip bedenin diğer bölgelerinde de faaliyet gösterecektir. Bu adaptasyonun bir biçimidir-beden stresi çevreye yayar.

Yer değiştirme aşamasında semptomları net bir şekilde görürüz. Hücresel birikimi artık çok net bir semptom olarak tanınmaya başlar örn.- ağrı, sızı, baş ağrısı, yorgunluk.

Kendini gösterme aşamasında bir dizi karmaşık semptom bir bütün halinde kendini gösterir. Semptomlar artritik romatizma, astım, diyabet ve diğer hastalıklar halinde kendini gösterir.

Çeşitlilik gösterme aşamasında baskın elementin fazla olduğunda ortaya çıkardığı dengesizlikler belirir.

Örneğin eğer Vata dengesizliği yaşanıyorsa, üşüme, ağrı, kabızlık, anksiyete gibi nitelikler baş gösterir. Ateş, enfeksiyon, tahriş Pitta’nın arttığını gösterir. Kilo alma, şişme, atalet ve solunum yolları sıkıntıları Kapha’nın arttığını gösterir. Bu semptomlardan dengesiz olan nedir onu bulup nasıl düzelteceğimizi anlamaya başlarız. Bizi hasta edenin ne olduğunu nasıl iyileşebileceğimizi ve sağlıklı kalabilmek için ne yapmamız gerektiğini bu eski Ayurvedik konseptlere başvurup belirleyebiliriz.

Bu aşamaların herbiri belli bir sürece yayılır ve tam anlamıyla son aşamaya gelmek o kadar kolay ve çabuk olmaz. Uzun bir sürede kendini gösteren hastalıkların iyileşme süreci de belli bir zaman alır.

Özellikle ayurveda batı tıbbının yaptığı gibi semptomları bastırarak iyileştirmediği ve zihin/bedeni beraberce bu semptomların altında yatan nedenleri hedeflediği için iyileşme de aynı hastalık sürecinin olduğu gibi belli bir zamana yayılır. Baş ağrısı varsa, onu anında kesecek bir ağrı kesici verilmez, bunu tetikleyen nedenin ne olduğu bulunmaya çalışılır ve o sorun ortadan kaldırılır. Zira altta yatan neden ortadan kalkmadığı sürece baş ağrısı geri gelecektir. Ayurveda özellikle günümüzün en yaygın ve çözümsüz olan kronik hastalıkları ciddi ölçüde iyileştirmesiyle atık batıda ve hatta ülkemizde de tanınmaya ve yaygınlaşmaya başlamıştır.

 

 

SİTEDE ARA

Go to top