“Yoga ve ayurveda iki kardeş disiplindir.” önermesini şimdilerde daha fazla duymaya başladık. Yoga ilgili bazı yazılarda bu önerme gittikçe daha fazla yer almaya başladı. Ayurveda yeni bir trend olduğu için mi, yoksa günümüz modern insanı ayurveda’yı gerçekten algılayıp hayatına geçirdi mi, ayurveda’yı aloe vera ile karıştırmayı artık bıraktı mı bilemiyorum. Ya da bir çoğu hala ezbere duyulduk cümlelerle bu kardeşliği onaylıyor.

Bu iki disiplinin kardeşlik önermesinin altını biraz doldurmak ve aslında bu kardeşlik ne demek ve neden yoga ile ayurveda kardeş olarak görülüyor? Bunu biraz aydınlatmak istiyorum.

Aslında yoga ve ayurveda, insanın çok farklı iki yönüne hitap ediyor ya da çok farklı iki yönünü geliştirmesini sağlıyor.

Yoga, bildiğimiz üzere zihin üzerinde efendiliğimizi sağlama sanatı, öğretisi ya da disiplinidir. Zihin paketinin içinde duyular, duygular, düşünceler, izlenimler ve ego vardır. Zihnin efendisi olmayı başarabilen zihinle beraber gelen tüm bu öğelerin efendisi olur. Yoga bize kendimizi ve öz potansiyelimizi görebileceğimiz bir ayna görevi görür. Zihnin efendiliği yolunda kendimizin farkına varır, kendimizi tanırız. Yoga adeta kendi özümüze uzanan köprüdür, öz-bilgiyi ekip, biçip, üretmemizi sağlayan eşsiz bir yöntemdir. Yoga sayesinde zihnimizi sakinleştirir, yatıştırır, onun doğasına vakıf oluruz.

Kendimizi anladığımız yani kendimizi iyi-kötü, aydınlık-karanlık, uygun-uygun olmayan yönlerimizle tanıdığımız, zihnimizdeki izlenimlerimizi ve onların sonuçları olan davranış kalıplarımızı fark ettiğimiz de, bu anlayış ve fark ediş bizi özgür kılar. Yoga’nın odaklandığı nokta budur; bireyin kendini anlayıp idrak edip, bundan özgürleşmesi, dolayısıyla dönüştürmesi ve yeniden yaratması.

Ayurveda, hayat bilgisi; hayatın kendisinin yine hayatın her alanındaki bilgisidir. Yoga nasıl zihin ve bilinç (bilme-bilgelik) arasındaki karşılıklı iletişim ise,ayurveda da, beden, zihin ve madde dünyası arasındaki iletişimdir.

Etrafımızdaki madde dünyası kendi bedenimiz de dahil olmak üzere sürekli bir değişim içindedir. Ayurveda, bizim bu sürekli değişim içinde olan dünyadaki rehberimizdir. Kaygan zemin üzerinde dengede durmamızı sağlar ve bu sayede yoga pratiğimize devam ederek dönüşümümüzü gerçekleştirmemize olanak sağlar.

Ayurveda, bize doğanın güçleriyle uyumlu ve kendi doğamızla arkadaş olabileceğimiz bir yaşam sürmemiz için uçsuz bucaksız bilgi sunar. Evreni oluşturan elementler, bunların bedenimizdeki uzantıları, mevsim döngüleri, yaşam hatta gün döngüleri bunların üzerimizdeki etkileri ve bu etkileri nasıl lehimize çevirebileceğimizin formülleri ve yöntemleri hep ayurveda’nın bize öğrettiği hayat bilgisidir.

Ayurveda’nın bize sağladığı tüm bilgi ve formüller bizim dengemizi sağlamamız için elimizdeki en değerli anahtardır ve aslında ayurveda yogaya başlamadan önce öğrenilmesi, uygulanılması ve hayata geçirilmesi gereken bir disiplindir. Zira kişi ancak ayurveda’dan edindiği rehberlikle kendi içinde ve çevresinde dengeyi sağlayacak ve yoga pratiğine başlayabilecek bir duruma gelecektir.

Eski zamanlarda kişilere yoga öğretilmeden önce ayurveda öğretilirmiş. Bunun nedeni de eğer kişi dengedeyse, yoga pratiği onu izlediği bir sonraki adıma daha sağlıklı ve yapıcı bir şekilde hızla taşıyacaktır. Ancak kişi dengede değilse, öncelikle yoga konusunda işe nereden başlayacağını bilemeyeceği gibi, yoga pratiğinden dengede olan bir kişi kadar verim alamayacaktır. Ayurveda bir anlamda kişiyi, kişinin bedenini ve zihnini yoga gibi yüksek seviye bir pratiği uygulamaya hazırlık disiplinidir.     

                                                            

İşte tüm bu nedenlerden dolayı Ayurveda ve Yoga iki kardeş disiplindir ve hatta ayurveda yoga’nın öncülüdür. Zira ben eğer bedenimle, çevremle, iklimle ve mevsimlerle ne kadar uyum içindeysem ve kendi içimde dengedeysem, yoga pratiğimi o ölçüde etkili ve düzenli yaparım dolayısıyla olumlu sonuçlarından da o oranda yararlanırım.

Ayurveda’yı sadece ne yemem, ne içmem, nasıl masaj yaptırmam gerekiyor diye algılamayalım. Evet ayurveda bir sağlık sistemidir, daha doğrusu sağlıklı bir bedene sahip olmak ayurveda’nın bizde oluşturduğu yan etkidir. Bizler dengeyi bulma yolunda hastalığın olmadığı bir duruma ulaşırız. Hastalığın var olamadığı bu yer, aynı zamanda kendimizi yüksek benliğimizde yeniden var ettiğimiz yerdir.

Ayurveda’da bu kavrama “Svastha” denir. Hastalığın var olamadığı durum yani sağlık. Kişi svasthaya sahip olunca tüm sınırlarından kurtulur. Kişinin en bağlayıcı sınırları kendi bedenidir ve çoğu zaman su gibi akıp gitmesini engeller. Gerçek sağlık, bedenin yok olmasıdır, bedenin ağırlığını hissetmemektir.Kaslar ağrımaz, eklemlerden ses gelmez, hiçbir organ size konuşmaz, tüm beden sonsuz bir sakinlik ve sükunet içindedir. Bu şekilde yüksek benliğinizde akıp giderken örneğin ayağınız taşa çarpar, kolunuzu arı sokarsa canınız acır ve hemen şekil bedene inersiniz.

Ayurveda ayrıca bize sürekli değişim içindeyken nasıl dengede kalabileceğimizi ve en önemlisi bu değişime nasıl ayak uydurmamız gerektiğini öğretir. Değişirken, dönüşürken yoga pratiğimiz de değişmelidir ve eğer eğitmensek öğrencilerimize öğrettiğimiz yoga pratiği de bu değişmeye ayak uydurmalıdır.

Yoga pratiğimizin bizi bir yerlere ulaştırmasını arzu ediyorsak, yoga’dan verim almak istiyorsak ayurveda’yı da öğrenip, anlayıp bir an önce uygulamaya başlamalıyız. İlk önce kendi iç dengemiz ile yoga pratiğimiz arasındaki dengeyi kurmak için ve bu dengede ayaklarımız üzerinde durabilmek için.

Yaşasın Ayurveda ve Yoga kardeşliği!

SİTEDE ARA

Go to top