Ayurveda büyük bir okyanus, içine daldıkça daha da derinlere gitmek istersin. Derinlere gittikçe daha ne kadar sığ sularda yüzüğünü hissedersin. Ne sınırları bellidir ne de ucu bucağı görünür. Aynı senin bedenin, benim bedenim gibi...

Böyle olmasi o kadar doğal ki. Çünkü  ayurveda bedeni araştırır. Ayurveda’nın nesnesi bedendir. Bedenin sınırları nerede başlar, nerede biter? Sadece bedenin sınırları üzerine bir ömür boyu çalışabiliriz. Beden neye, niye tepki verir? Neden belli bir şeyi yediğin zaman uyumludur da başka bir yiyecek onun dengesini bozar. Niçin belli şeylere karşı kendini korumaya alır? Bir bakarsın güllük gülistanlık bir bakarsın cehennemin dibini gösterir sana. Beden sen değilsindir çünkü.  Bedenin kendi zekası ve dengesi vardır. Enzimler, hormonlar, damarlarda dolaşan kanın hızı, kanın alkali asit dengesi, bedenin boşlukları ve bunları dolduran sıvılar mukuslar herşey herkese göre değişir.  Hiçbir oran iki kişi için aynı değildir.  Ayurveda okyanus olmasın da ne olsun. Senin bedenin bir okyanus...

Bu yazımda sizlerle Ayurveda’ya Göre Doğal 13 Dürtü ve Duygular ve bunların tarafımızdan bastırıldığında ortaya çıkan sonuçları paylaşmak istiyorum.

Ayurveda’ya göre bedendeki tüm organ ve beden sistemlerine tekabül eden tam 16 tane sistem kanalı vardır ve bunlara srota denir. Genel hastalıkların en önemli nedenlerinden biri srota yani sistem kanallarında olan tıkanıklardır. Bu tıkanıkların çoğunu aslında kendimiz bilmeden bu kanalların doğal çalışmasını bastırarak ya da engelleyerek yaparız. Her kanalın bir amacı vardır ve bu kanalların içindeki akış hiçbir şekilde bozulmamalıdır. Bu akış bir şekilde bozulduğunda hem bu kanalın beslediği organlarda zayıflık ve giderek fonksiyon bozukluğu hem de sinir sistemi üzerinde olumsuz etkileri olur. Doğal dürtülerin bastırılması ayrıca bedendeki vatayı zayıflatır.

Ayurveda’nın tespit ettiği bastırılmaması gereken 13 doğal dürtü:

  1. İdrara çıkmak
  2. Barsak boşaltmak
  3. Ejakülasyonu bastırmak
  4. Gaz çıkarmak
  5. Kusmak
  6. Hapşırmak
  7. Geğirmek
  8. Esnemek
  9. Yemek yemek
  10. Sıvı İçmek
  11. Ağlamak
  12. Uyumak
  13. Nefes almak

 

Doğal Dürtüleri Bastırmanın Yan Etkileri

  1. İdrar tutmak, böbrekler ve idrar yollarında rahatsızlık yaratır. İdrara çıkmada zorluk ya da acılı idrara çıkma sorunları, mesanede sancılar, bel ve baş ağrısı olur.
  2. Gaytayı tutmak kolonu, boşaltım ve sindirim sistemini zayıflatır. Kabızlık, karın ağrısı, şişkinlik, baş ağrısı ve kas kramplarına yol açar.
  3. Ejakülasyonu bastırmak, üreme ve idrar yollarında sıkıntılara yol açar. Penis ve testislerde ağrıya yol açar, prostatta şişme, idrara çıkma zorluğu, kardiyak ağrıları ve uykusuzluğa neden olur.
  4. Gaz çıkarma bastırılırsa, kabızlık, idrar zorluğu, karın ağrıları, şişkinlik ve türlü vata sorunları yaşanır. Tutulan gaz geriye emilir, kemik ve iliklerde artritik romatizma ya da sinir sistemi rahatsızlıklarına neden olur. Sindirim sistemini olumsuz etkilemekle beraber bedendeki tüm vata dengesini bozar.
  5. Kusma dürtüsünün bastırılması, mide bulantısına, anoreksiya, ödem, anemi, ateş ve cilt hastalıklarına yol açar. Bedenin su alım sistemini bozar.
  6. Hapşırığı tutmak, başağrısına, yüz felcine ya da duyu organlarında zayıflık ve uyuşukluğa neden olur. Akciğerlere ve solunum sistemine zarar verir ve alerjik reaksiyonları arttırır.
  7. Geğirmeyi ve öksürmeyi bastırmak, hıçkırığa, anoreksiyaya, nefes darlığına ve çarpıntıya neden olur. Hem solunum hem de sindirim sistemi zarar görür.
  8. Esnemeyi bastırmak, titremeye, uyuşukluğa, sarsıntı ve uykusuzluğa neden olur. Vatayı ve tetikler, sinir sistemini yıpratır.
  9. Açlığı bastırmak, iştah kaybına, sindirim bozukluğuna, kötü emilime ve baş dönmesine yol açar. Tüm beden ve zihni yıpratır ve sindirim ateşini zayıflatır.
  10. Susuzluğu bastırmak, kuruluk, sağırlık, yorgunluk ve kalp ağrıına neden olur. Su sistemini bozar ve insanın canlılığını azaltır. Cilt kuruluğu ve beden için hayati önem taşıyan susuz kalmasına yol açar.
  11. Ağlama dürtüsünün bastırılması, göz hastalıkları, alerjiler ve kalp hastalıklarına yol açar. Duyguların bastırılması da buna bağlıdır.
  12. Uykuyu bastırmak, uykusuzluk, yorgunluk, baş ağrısı ve gözlerde ağırlık yapar. Vatayı tetikler, sinir sisteminde ve zihinde yıpranmaya neden olur.
  13. Nefes almayı tutmak, durdurmak, öksürmeye, astıma, nefes darlığına ve sığ nefes alıp vermeye neden olur ve güçsüzlük yaratıp kalp hastalıklarına yol açar. Genelde korktuğumuzda, travmalarda ve panik yaşandığında farkında bile olunmadan nefesin tutulması durumudur. Bu bağlamda bilinçli nefes çalışması birçok duygusal soruna çaredir.

 

Vata’nın zarar gördüğü ve tetiklendiği durumlar ve hangi vayuların etkilendiğini listeleyelim.

  • Gayta, idrar ve ejakülasyonu tutma ve bastırma Apana vayu’yu yani bedende aşağıya doğru giden havayı etkiler.
  • Yeme içme dürtüsünü bastırmak, agni (sindirim ateşi) ve samana vayu’yu etkiler.
  • Uyku, nefes almak, hapşırma, esneme bastırıldığında bedenin ana yaşam gücü enerjisi olan prana olumsuz etkilenir.
  • Nefes vermek, geğirmek, kusmak ya da öksürmek bastırıldığında yukarı doğru giden Udana vayu etkilenir.
  • Ağlamak bastırıldığında Vyana olumsuz etkilenir.

Bu doğal dürtülerin fazlasıyla uyarılması yani aşırı yemek, içmek, cinsel aktivitede bulunmak ta sistemi eş değerde olumsuz etkiler. Özellikle bir doğal dürtüyü yokken zorlamak yani aç olmadan yemek yemek özellikle vata’yı çok olumsuz etkiler. Dürtülerimizi bastırmamak o dürtülere karşı nazik olmak ve gerektiğinde ilgilenmemek demek değildir. Dürtüler gelmeden onları zorlamak ta aynı etkiyi yapar. Bedene, zihnin aklını dayatmak değil, bedenin kendi zekasını kullanmasına izin vermek bu işin anahtarıdır. Bu bağlamda tüm dürtülerimizin farkına varıp onlara bütünsel ve anlayışlı bir tavırla yaklaşıp ihtiyaçlarımızı karşılamalıyız.

Duyguların Bastırılması ve Olumsuz Etkileri

Duygular zihindeki birçok (impuls) itkiyi temsil eder. Eğer bastırılırlarsa zihnin dengesini bozarlar. Bastırılmış duyguların enerjisi içe dönerek bizde büyük bir bilinçsizlik, boşluk yaratırlar. Bilinç altında birikerek anksiyete, huzursuzluk, mutsuzluk yaratırlar. Bastırılmış duygular fizik bedenin enerji kanallarında tıkanıklık oluşturarak, dolaşım bozukluğu, ağrı yapar, toksinlerin atılması engellenir ve tümör oluşumuna yol açar.

Bloke edilmiş duygusal enerji bir yerden kendine yol bulup dışarı çıkmak zorundadır. Eğer bunu bir şekilde dışarıya ifade edemezsek bir şekilde fizik bedende kendini gösterir. Birçok hastalığın arkasında duyguların bastırılması vardır. Bağışıklık sistemini de olumsuz etkilerler. Korku ya da öfke gibi duygular bağışıklık sisteminin tehlikeyi baştan savmak üzere verdiği tepkilerdir. Bunlar bastırılırsa, bağışıklık sistemi baskılanır ve depresyona girer. Duyguların bastırılması aynı zamanda sindirim ateşini de zayıflatır bu da toksinlerin birikmesine yol açar. Kapha’nın birikmesi sonucunda kaphaya bağlı hastalıkların ortaya çıkmasına neden olur. Alerji, artritik romatizma, bağışıklık sistemi hastalıkları ve kanser genelde duyguların bastırılmasından kaynaklanır.

Duygusal blokajın belirtileri uykusuzluk, kötü rüyalar, sürekli irite olma hali, huzursuzluk, korku, depresyon ve ruh halinin ani değişimi, iniş ve çıkışlarıdır. Fiziksel bedende de iştahsızlık, mide bulantısı ya da hazımsızlık görülür. Karaciğer duyguların ifade edilmesini yönettiği için karaciğer bölgesinde ağrı, sızı görülür. Kadınlarda baskılanan duyguların acısı premenstüral ağrı olarak kendini gösterir.

Duygularımızı ortaya çıktıklarında tanıyıp ifade etmeliyiz. Ancak bu duyguların içinde boğulup kalalım ya da onları aşırı derecede dışarıya vuralım anlamına gelmez. Eğer bir şeye sinirlendiysek bunu olabilecek en nesnel şekilde dışarıya ifade etmeliyiz. Öfkeyi dışarıya deli gibi bağırarak çağırarak değil, olan durumu kabul etmekte zorlandığımızı ifade ederek atmalıyız. Aksi takdirde kendimizi ifade etmekten duyduğumuz korku bizim öfkemizi dile getirmemizi engelleyecek ve bu da gerisin gerisiye bize olumsuz bir etki olarak gelecektir. Genelde kendini ifade etme korkusu sonradan edinilmiş bir korkudur ve yetiştirilirken bize uygulanan aile, okul ve toplum koşullandırılmaların sonucudur. Bu koşullandırılmalar ancak farkedildikçe yumuşar ve yavaş yavaş çözülür.

Duygular ilk tezahür ettiğinde genelde daha yumuşak ve başa çıkılabilir olur ancak onlar bastırıla bastırıla kontrol edilemeyecek şekilde şiddetli ve vahşi durumlara gelir. Duyguların yeni ortaya çıktıkları yumuşak düzeyde kontrolleri daha kolaydır ve buna gücümüz vardır. Duyguları kontrol edebilmenin tek yolu bu duyguları hem kendimizde hem de başkalarında gözlemlemektir, bu yeti de ancak meditasyonla edinilir. Düzenli meditasyon farkındalığı arttıracaktır. Duyguların hem bastırılması hem de fazla reaksiyonla dışarı atılması bunların gözlemlenmediğini dolayısıyla farkında olunmadığını gösterir.

İnsanın kendini sürekli gözlemlemesi hem bedeninin hem de zihninin sağlığı için en önemli tetkik aracı ve aynı zamanda da kendini anlama ve tanımanın en etkili yöntemidir.

 

Şubat, 2017 - Goa

SİTEDE ARA

Go to top