Lise döneminde başladığım Hemşirelik eğitimi beni modern tıp anlayışının içine davet eden ilk deneyimimdir. Hastalarla ilk buluşmalarımı dün gibi hatırlıyorum. Hem meraklı hem de heyecanlıydım. Hemşirelik, hastalıklar ve sağlığın devam ettirilmesi alanında bilgiler elde ederken zaman içinde kafamda oluşan birçok sorunun cevabını nasıl bulacağımı bilmiyordum.

Üniversite döneminde de Hemşirelik bilgisini biraz daha derinleştirmem ile sahada bir fiil çalışmaya başlamam aynı dönemdeydi. Kafamda dönüp duran ilk ve en önemli sorular, hastalıklar ve hasta insanlar arasındaki farklılıklar üzerineydi. Bir hastalık anlatılırken belirtileri nettir aldığım bilgiye göre. Burada kafamı karıştıran şey, her zaman bu kadar net belirtilere rağmen, hastalar arasında belirtilerde farklılıkların olması ve aynı teşhis konularak aynı ilaçlarla tedavilerinin yapılıyor olmasıydı. Anlayacağınız, hastalık teşhisi ve ilaçlar aynı ama hastalar ve belirtileri farklı. Modern tıp bu noktada içime sinmeyen birtakım yaklaşımlar sergiliyordu. Özellikle 19. yüzyılın başında kullanılan ve gelişen, geleneksel tıbbi tedaviler, gerçek hastalığın anlaşılması ve tedavi edilmesine değil, belirtilerin tedavisine odaklanmıştır. Doktorlar belirtilerin sebebini anlamak yerine bunlara karşı koymaya, baskılamaya çalışmışlardır. Batı tıbbının bu gelişmesi günümüze kadar da böylece devam etmiştir.

Devam eden yıllarda hemşirelik mesleğinden 12 yıl sonra ayrıldım. Ama hala bir parçam insanlarla bu yolla iletişim kurmayı sevdiği için onlara nasıl ulaşabileceğimi düşünmeden de edemiyordu. 2003 yılında ilk kez hem “Homeopati” hem de “Yoga” ile aşağı yukarı aynı zamanlarda tanıştım.

“Homeopati, yaşam gücünü dengeleyerek vücudun kendini doğal olarak iyileştirmesine yardım eden bir alternatif tedavi sistemidir. Homeopati yaklaşık 200 yıl kadar önce Dr. Samuel Hahnemann tarafından geliştirilerek dünyaya yayılmıştır. “Benzeri benzer ile tedavi”, Homeopatinin temel ilkesidir. Buna göre, sağlıklı insanda hastalık belirtileri oluşturabilen herhangi bir maddenin çok düşük dozları, hasta bir bireyde bu belirtileri ortadan kaldırıp iyileşmeyi sağlayabilir.

Bu tedavideki amaç, hastaya zarar vermeden, ılımlı ve güvenilir bir yolla hastalığı tümüyle ve kökten iyileştirmektir. Hastaya verilen Homeopatik ilacın hastalık belirtilerine benzer ve düşük dozda olması, tek ilaç kullanılması, tedavinin temel kurallarıdır. Ayrıca, verdiği ilaç hakkında Homeopatın (Homeopati uzmanının) kapsamlı bir bilgiye sahip olması gerekir.

Aynı hastalığa her birey değişik tepki gösterir; Homeopati, “hastalık yoktur, hasta vardır” yaklaşımıyla uygulanır, tedavi kişiye özgü düzenlenir.”

http://www.organon-homeopati-dernegi.org/homeopati/

Homeopati ve medikal yoga eğitimim bana, hastalara yaklaşımda başka yolların da var olabileceğini göstermiş oldu. Değerli hocalarımdan ilk aldığım bilgi olan  “hastalık yoktur, hasta vardır” yaklaşımı homeopati ile çalışmamın yanı sıra, tıbbi yoga bilgimin de çeşitli hastalık belirtileri taşıyan hem kişiye özel bir takım modüller oluşturmama hem de gruplar ile çalışmalar yapmama yardım etti.

Artık hastalık belirtilerini baskılayan tedavilerle yolumu ayırmış olmam, başta kendim ve en yakınımdakiler ile danışanlarım ve öğrencilerimin sağlığının ve refahının devamlılığı için daha çok sorumluluk almıştım.

Bu farkındalık ile her gün biraz daha dışsal şifacıdan çok, kendi içsel kaynaklarım ile iletişim kuruyor (içimdeki şifacıyı, öz-disiplinimi, öz-değerliliğimi ve öz-güvenimi), zihnim ve bedenim arasındaki bağı güvenle tekrar kuruyor, bedenimdeki duyumları hareket ve hareketsizlik içinde güçlendirip, duygularımı yönetmeye doğru yönleniyordum.

Yani, beni oluşturan her parçamla tam ve bütünlük içinde hissetmeyi, her birinin uyum ve denge ile birlikte çalışmasına yardım etmeyi amaçlayan bir bilim olan yoga ile tanıştıktan sonra yaşama bakış açım değişti. Artık benim yaşama değil, yaşamın bana olan bakışını ve benim vasıtamla akışını görüp kabul ettiğim bir yerdeyim.

Yoga bilimi, felsefesi, asanaları (yoga duruşları), nefes çalışmaları ve meditasyon ile bir bütün olarak düzenli uygulandığında insan sağlığının korunmasına olan etkilerini bir fiil uygulayarak yıllardır deneyimliyorum.

Üstelik aynı bilgileri hastalık belirtileri baş gösterdiğinde de bu alanda kullanmanın mümkün olmasını çok müthiş buluyorum. Çünkü sağlık söz konusu olduğunda gerek Homeopati gerekse Yoga bilgisi her ne kadar izlekleri farklı da olsa aynı gerçeklik üzerine çalışıyor: Hepimizin içinde var olan “yaşam enerjisi (prana)”.

Yoga, Homeopati ve Hemşirelik mesleğinden getirdiğim modern tıp bilgimi birbiri ile harmanlarken, artık bu bilgilerin, iyileşmeye ihtiyaç duyan hastalar ve kendi öğrencileriyle paylaşmaya istekli eğitmenlerle buluşmasına, yaşamın karar verdiği bir noktadayım.

Yılların bilgi birikim ve deneyimiyle hazırladığım “Yoga ile Sağlığımı Koruyorum” workshop çalışmalarım Ekim/2018 de başlıyor.

 

SİTEDE ARA

Go to top