Size Kundalini Yoga Terapi açısından KAN’ın tanımını ve önemini anlatmak istiyorum.

Siz kanın sadece kan olduğunu mu düşünüyorsunuz?

Hayır değil tabi ki...

Geleneksel Çin Tıbbı temelinde çalışan Kundalini Yoga Terapi’ye göre kan, Batı Tıbbı’nın anladığından biraz daha farklı tanımlanıyor. Evet, kan damarlarda dolaşan, organları hücreleri besleyen, ısıtan, iyileştiren kırmızı sıvı. Ama bize göre kan; Qi / Prana ile canlanan, Qi / Prana sayesinde bütün bedeni dolaşan, canlandıran ve besleyendir.

Kan değerlerinin yüksek ve kaliteli olması bizi canlandırır, bütün sistemlerin beslenmesini ve odaklanmamızı sağlar.

Kan bedende yüksek değerlerde, bolluk içinde dolaştığında kendimizi enerjik, güçlü ve zihin-ruh ile bağlantıda hissederiz. Hayattan zevk alırız, kahkahalar atabiliriz ve anlamlı ilişkiler kurabiliriz. Buna karşılık kan enerjimiz düşük olduğunda, kendimizi zayıf, yorgun, endişeli, ürkek hissederiz, hafif solgun bir görünüşümüz olur. Ancak çok şükür ki bunların çaresi var.

Kundalini Yoga Terapiye göre kanın fonksiyonları

Besler ve nemlendirir: Kan, Qi’nin (enerjinin) yoğun bir YİN formudur. Bedenin her yerine giderek nemlendirir ve besler. Sürekli dolaşır. Kanın sürekli dolaşması için Qi enerjisine ihtiyaç vardır, yoksa yavaşlar, akamaz. Qi nereye giderse kan oraya gider veya Kan nereye giderse Qi de oraya gider. Sonuç olarak birinden biri az/eksik ise diğeri tükenmeye başlar veya tükenir.

Zihne ev sahipliği yapar: Bu çok detaylı ve derin bir konu, bu yüzden detaya girmiyorum ama özetle Kan enerjisinin düşünlerimizi, duygularımızı, zihinsel ve spritüel yaşamı doğrudan etkilediğini söyleyebilirim. Genel olarak ruh sağlığımızdan da sorumludur. Zihnin ev sahibi olarak kan kalpte yer alır. Kanımız yeterince enerjik ve kaliteli ise; anlamlı ve kalpten sevgi dolu ilişkiler kurabiliriz, sakin, neşeli oluruz ve köklenmiş hissederiz.

Eğer kan enerjisi düşük ve kalitesiz olursa; duygusal problemler olmaya başlar. Endişe, sinirlilik hali, rahatsız uykular, sürekli mood değişimi, depresyon, konuşma akıcılığını kaybeder – kekeleme olur ve ilişkiler bozulur. Bu durumda ruhun köklenmesini sağlamak gerekir.

Kan nasıl yapılır?

Yiyecekler ve içecekler Dalak meridyeninin gözetiminde sindirim sisteminde dönüştürülürler.

Dalak meridyeni yiyeceklerden Qi (enerji) yapar ve yukarıya, hava ile Qi’yi karıştıran Akciğerlere gönderir. Bu karışım bizi “besleyen Qi”ye dönüşür.

Sonra kalbe gider burada Böbrek’ten gelen öz enerji ile birleşir ve kan oluşur.

Evet, fiziksel olarak ve Batı Tıbbı’na göre kan kemik iliğinden oluşur. Ama zaten Geleneksel Çin Tıbbına göre de kemik iliği Böbrek enerjisinden oluşur. Böbrek enerjisinin kalpte, Akciğerden gelen “besleyici Qi” ile birleşmesi için yeterli miktarda “besleyici Qi” olmalı. Kısaca bir sürü dönüşüm yaşanır.

Ve önemli bir not olarak şunu söylemeliyim; Eğer yemek yemiyorsanız veya yediğiniz yiyecekler iyi bir şekilde sindirilip emilmiyorsa kaliteli bir kana sahip olamazsınız.

Peki buraya kadar kanı yaptık.. Şimdi bu kanın yönetilmesi lazım

Kalp; fiziksel olarak kanı pompalar, Qi ile canlandırır, zihni evinde ağırlar, bizi ısıtır, sakinleştirir ve temizler.

Akciğerler; kanı dağıtan fonksiyonları ile devrededir. Aldığınız her nefes kalp atışını düzenler ve kan ile Qi’nin organlara – hücrelere dağılmasını sağlar.

Karaciğer; Sürekli olarak bedeni dolaşacak kan miktarını düzenler. Egzersiz yaparken veya ihtiyaç olduğunda daha fazla kanı dolaşıma sokar. Dinlenme zamanı kanı geri çeker ve temizler. Eğer kan az ise, Karaciğer dolaşıma dahil edecek yeterli kan bulamaz ve bu tıkanıklığa yol açar. Karaciğerdeki kan tıkanıklığı aynı zamanda cildi, saçı ve tırnakları etkiler; beslenemezler, nem düşer ve gelişemezler.

Dalak: Kanı tutar, ama en önemli fonksiyonu; bedende her şeyin yerli yerinde durmasını sağlar. Kanı sapasağlam damarlarda tutar. Dalak’ın çalışamadığı durumlarda, kolayca – hafif çarpma/dokuma ile cildimizde morluklar, organ sarkmaları, idrarını tutamama, mesane sarkması, yoğun adet kanamaları ve varisler oluşur.

Gördüğünüz gibi mükemmel çalışan bir sistem. Herhangi bir zamanda eğer organlardan / sistemlerden biri çalışmamaya karar verirse kan dolaşımı azalır /yavaşlar / tıkanır ve problemler oluşmaya başlar.

Kan eksikliği /yavaşlığı/ tıkanıklığı terimlerinin Batı’da tam bir karşılığı bulunamasa da Kundalini Yoga Terapiye göre birçok rahatsızlığın nedeni ve nedenlerinden biri budur.

Kan eksikliği /yavaşlığı/ tıkanıklığı belirtileri

  • Anemi
  • Anoreksiya
  • Endişe
  • Kan kaybı
  • Çabuk kırılan ve kuru tırnak – saç ve kuru cilt
  • Soğuk el ve ayak
  • Depresyon
  • Rahatsız uyku hali
  • Tavşan uykusunda olmak
  • Çabuk yorulmak
  • Tükenmek
  • Kollarda, bacaklarda ve kaslarda zayıflık hissi – halsizlik
  • Fiziksel ve ruhsal olarak sıcaklığı hissedememek
  • Sürekli değişen duygu durumu
  • Asabiyet
  • Sinirsel gülüşler – kahkahalar
  • Solgun bir yüz
  • Normal dışı nabız
  • Hüzün
  • Kokulu regl veya hiç olmama hali
  • Sürekli üşüme hali
  • Yavaş uzayan tırnak ve saç
  • Hasta olunduğunda yavaş iyileşme
  • Yavaşça düşünme
  • Zayıf bağışıklık sistemi

Kanı çoğaltmak, kalitesini yükseltmek için neler yapabiliriz.

Yemek yiyin ve İyi beslenin; Kanın temeli iyi şekilde dönüştürülmüş yiyecek ve Qi’dir. Kaliteli ve iyi gıda, iyi bir beslenme alışkanlığı çabuk toparlanmayı sağlar.

Keyifle yiyin; Kanın beslenmesinin bir bölümü keyifle kendinizi besleyip bu güzel enerjiyi almaya bedeni açmaktır. Yemek yemenin keyfini çıkarın, sakince tadına vararak yiyin böylece yediklerinizin sizi beslemesine izin verin.

Sindiriminizi geliştirin; Kanın temeli yiyecek ama çok iyi yiyip beslenseniz bile eğer sindirim sisteminiz düzgün çalışmıyorsa bir faydası yok. Sindirim sistemi için probiyotik yiyecekler seçebilirsiniz, glüten benzeri yapışkan ve sistemi ağırlaştıran gıdaları beslenmenizden çıkarabilirsiniz. Yardım almak için diyetisyeninize danışabilirsiniz.

Düzenli yemek yiyin ve hızlı yemekten kaçının; Bugünkü enerjiniz, ideal olarak dün yediğiniz yiyeceklerden gelmeli, bedendeki enerji depolarınızdan değil. Enerji depolarınız ihtiyaç halinde ve acil enerjiye ihtiyaç duyduğunuzda kullanılmalı. Eğer Kan eksikliği /yavaşlığı/ tıkanıklığı varsa bu enerji depolarınızın da boş olduğunu gösterir. Böyle durumlarda hiç bir öğünü atlamamanız çok önemlidir.

Kan kayıplarından sonra kanı besleme; Adet kanamaları da dahil kan kayıplarından sonra kanı beslememiz gerekir. Özellikle kadınların adet dönemlerinden sonra kendilerini iyi beslemeleri ve kan enerjilerini yeniden yükseltmeleri gerekir. Hamilelikteki beslenme de çok önemlidir.

Şekerleme yapın; Düzgün ve düzenli dinlenme kanın beslenmesi ve Qi enerjisi için çok önemlidir. Öğleden sonraları sadece 15 dakika yapılan şekerleme; kanı canlandırmaları için Karaciğere ve Dalağa verilen büyük bir fırsattır.

Kan enerjisini tüketen yiyeceklerden uzak durun; Şeker, fazla tuz, ağır yağlı yiyecekler, işlenmiş ve rafine edilmiş gıdalar, kimyasal yüklü gıdalar, abur cubur

Dökme demir tava ve tencerelerde yemek pişirin; demir alımını arttırmanın en kolay yolu

Kanı arttıran gıdalar tüketin; bütün yiyecekler bu konuda iyidir ama bazıları özel olarak yardım eder örneğin;

Koyu renkli gıdalar, kırmızı gıdalar, kırmızı et, ilikli kemik suyu (özellikle çok faydalı, hayvansal protein özellikle balık, yumurta, sakatat (tabi ki hormonsuz), kayısı, dut, çilek, böğürtlen, kiraz, vişne, incir, üzüm, mercimek ve bakliyat, Klorofilden zengin yiyecekler (bütün yeşil renkli gıdalar), YEŞİL DETOKS – KLOROFİL BESLENMESİ yapmamızın nedenlerinden biri de budur. Yeşil Detoks açıklamalarını ve Klorofil Beslenmesi ile ilgili bilgileri web sitemde bulabilirsiniz.

Size Kundalini Yoga Terapi açısından KAN’ın tanımını, önemini ve eksikliğinde/tıkanıklığında neler olabileceğini ders notlarımdan ve ders kitaplarımdan toparlayıp anlatmaya çalıştım. Umarım faydalanırsınız.

Şifa olsun

 

SİTEDE ARA

Go to top