Hani Facebook arada hatırlatıyor ya anılarımızı. İşte öyle bir gündü, bana dedi ki; “Servet hatırlanacak anıların var.”. Her zaman yaptığım gibi açtım baktım ve işte şimdi okuyacağınız metni hatırlattı bana. Bundan tam yedi sene önce olmuş bir olay. Cem 8, Oya da 5 yaşındaymış.

*************************

“Belki otuz tane ev-otel-araba tarzı oyuncak bir odaya doldurulur. O oyuncakların içinde yaşayan, tatil yapan bir sürü de insan ve hayvan tipi oyuncaklar da aynı odaya taşınır. Tabi bu uzunca bir zaman alır. Sonra iki çocuk da hangi ülkede otel kuracağını söyler ve ilk kavga çıkar. Çünkü kosssss koca Amerika paylaşılamaz.

Neyse bir iki kavga ile tabi ki de büyük olan koca Amerika'yı kapar ve küçüğe de Paris kalır. Yani Fransa bile değil, sadece Paris; düşünün artık 😊

Anne sessiz ve olaylara dahil değildir. Sadece dinler ve izler bir köşeden. Bir süre ses çıkmaz ve oyun kurulur. Sonra ufak olan avazı çıktığı kadar ağlamaya başlar. “Anne bana sadece iki ev ve bir otel veriyor. Hepsini abim aldı.”.

Yani yaklaşık yirmi yedi parça mülkü büyük olan kapar. Tabii ona göre de insanı ve hayvanı da daha çok olması gerekir doğal olarak.

Abi kendini savunmaya başlar. “Onlar benimdi zaten, bu oyun benim aklıma geldi.”. Küçük olan ciyaklar sürekli. Anne hala sakindir, “sorunu çözün birazdan yatacaksınız zaten” gibi en tatlı sesi ile sabırla konuşmaya devam eder.

Ama onlar anneden daha azimlidir. Hem büyüğün bağırtıları ve ufağa güç gösterileri artarak devam eder hem de küçüğün ağlamaları artarak sürer, artarak sürer, artarak sürer…

Sonra mı? Tabii ki anne çıldırır. Yere dizilmiş oyuncakları birer birer devirir ve hepsinin kutulara konulup kendisine teslim edilmesini ister. Oooo isyanlar, ağlamalar daha da artar. Olsun; artık en azından ortada bir sebep var ağlamak için canım. Ne de olsa oyuncaklarına el konuluyor çocukların. Kim olsa kızar yani.

Nihayetinde de üç kutu oyuncak çatı katına kilitlenir ve anahtarda saklanır.

Şimdi mi; büyük olan yaptıklarından pişman odasında uyumaya hazırlanıyor. Çünkü o daha tecrübeli ve ancak böyle davranırsa onları tekrar kazanabileceğini biliyor. Küçük olan da yani daha isyankar ve burnunu düşürmeyen, benden nefret ettiğini söyleyip uyudu. Oyuncaklar çatıda güvendeler merak etmeyin. Ben mi; biraz çökmüş hissediyorum desem yalan olmaz.” 

*************************

Bundan yedi sene önce böyle bir olay beni delirtip, tüm gecemi mahvedebiliyordu. Çökerdim resmen peş peşe olan bu tip komik şeylerden. Onlarla baş etmek o kadar zor gelirdi ki anlatamam.

İşte böyle iki çocuklu hayatın içinde başladı arayışım. Zamanla hayatıma farklı bakış açıları ve yöntemler almaya başladım. Her şey bir meditasyon atölyesine gitmemle başladı. Yıllar içinde de farklı deneyimler kazandım ve hayatım bambaşka bir hale geldi. Yoga yapmaya başladım kırkımdan sonra ve ustamın dediği gibi; bedenim gevşediğinde zihnimin de gevşediğini fark ettim. Şimdi kimisini not ettiğim bu anıları okuduğumda ya da hatırladığımda gülüyorum. Aslında ne kadar eğlenceli bir hayatım varmış diyorum kendi kendime.

Tabi bu arada evde kardeş tartışmaları bitti sanmayın lütfen. Sadece araçlar değişti. Şimdilerde oyuncaklar için değil de; fikirler için, bilgisayar ya da telefonlara yüklenen uygulamalar için oluyor kavgalar. Mesela bir uygulamada birisinin (ki o genelde büyük çocuk oluyor) yarattığı bir karakteri, bir şehri, bir fikri bir diğerinin (ki o da tahmin edeceğiniz gibi küçük olan) ilham olarak bile kullanması mümkün değil. Neredeyse patenti alınacak yapılanların, o kadar yani 😊

Onlar değişmedi anlayacağınız, ama ben değiştim çok şükür. Sayelerinde elbette. Onlar sayesinde başladım kendimi aramaya ve onlar sayesinde keşfettim mutluluğun bir hal olduğunu, sebeplere ihtiyacım olmadığını. 

Bugünkü ben olmama vesile oldukları için minnettarım…

Aşk’la

 

 

SİTEDE ARA

Go to top