Merhaba, 

Gökyüzünün oldukça hareketli olduğu bir hafta bu hafta ve bize düşüncelerimizi, duygularımızı, tavırlarımızı ayıklamamız için yol gösteriyor.

Etkileri ise epey uzun süreceğe benziyor. Bu hafta 24 Ekim’de gerçekleşecek dolunay oldukça güçlü olacağından, gün gün değil dolunay haritasını baz alarak yazıyorum bugün: 

 

Yaşam bize diyor ki, sakladıklarınız, saklananlar yanacaktır. Gerekli gördüklerinizi, “tuhaf” fikirlerinizi, farklarınızı saklamayın, herkesin görebileceği bir yerlere koyun. Hayal gücünüzü dünyadan sakınmayın. Görgü kuralları, büyükler, ahlak öyle diyor diye her şey öyle olmak zorunda değil. Bu yüzden toplumun huzuruna sunduğumuzda kulağa tuhaf gelecek, tepki çekecek olduğunu bildiğimiz konuları şayet iç sesimiz bu konuların yararlı ve önemli olduğunu söylüyorsa kendimize saklamayıp ortaya koymalıyız. 

 

Sakalanan, üstü örtülen, hapsedilen gerçeklerin ortaya çıkmak için her türlü fırsatı kollayacağı bir dönem. İçimizdekiler birbir dışarı çıkarken sadece fikirlerin değil, duyguların da boşalma ihtimali olduğunu unutmayalım. İçeride biriken duygular ise genellikle yas, öfke ve pişmanlıktır. Belki toplumsal duygu ve fikir boşalmaları konusunda elimiz kolumuz bağlı olabilir, fakat bireysel olarak öfke patlamalarını, birikip kine dönüşmüş duyguları kontrol edebiliriz. Bu kontrolde önemli olan şey ayıklamak. Duyguları ve onların teşvik ettiği hareketleri tek tek ele alıp “bu duygu dünyaya salınırsa işe yarayacağını hissediyor muyum?” Sorusunu sormakta fayda var. Dünyanın işine yaramayacak, bizimse derinleşmemizi, ilerlememizi engelleyecek, miyadı dolmuş duyguları yakmakta fayda var. Ve en sona kalan duygular, önemsiz sandığımız fakat şaşırtıcı derecede öze dair olanlar olacaktır. Normal şartlarda duyguların toplumsal etkisini düşünmeyiz, fakat bu hafta gökyüzü bireysel değil evrensel olana dikkatimizi çekiyor. 

 

Derinlerde yatan hakikatı örtmek için kıymetli bilgilerin, fikirlerin, insanların zor duruma düştüğünü görebiliriz. Öfke patlamaları da zaten gündem değiştirip asıl olandan uzaklaşmaya yaramıyor mu en çok.  

 

Bu haftanın bizi zorlayan konusu ise değişim gereksinimin yaptığı baskıya konfor alanından çıkmama isteğinin direnmesi olacaktır. Konfor alanımız giderek daha çekici hale gelebilir ve değişip dönüşmemizi, arınmamızı engelleyebilir. Bu çekişme ise sert ve net tavırlar içine girmemize sebep olabilir. Hizalanmakta ve şahitlik alanında kalmaya çalışmakta fayda var. 

 

Bu hafta yoga rutinleriniz için öneriler: 

 

Bu hafta arınma konusuna özellikle eğilmek gerekiyor. Evinizi ve yoga stüdyonuzu adaçayı yakarak temizlemek, temizlik suyuna adaçayı katmak arınma süreci için oldukça iyi olacaktır. 

 

Netilerimizi çıkarıp bu hafta günde iki defa kullanmak ve bize iyi gelmediğini düşündüğümüz besinleri bu hafta diyetimizden çıkarmak iyi olacaktır. 

 

Duygular vücutta bağ dokularda biriktiğinden bağ doku ile çalışmak, uzun tutulan pozlar bize iyi gelecektir. Yin pozlarını yoga rutinlerinize mutlaka katmanızı öneriyorum. 

 

Öte yandan bu hafta daha çok ateş önderliğinde bir arınma önerdiği için pratiğinize başlamadan önce Trataka (ateşe bakma meditasyonu) yapmanın güzel olacağını düşünüyorum. 

 

Yoga Trans Dans gibi hem doğaçlamaya hem de agniye odaklı çalışmalar, haritadaki Mars ve ateş vurgusu için de arınma vurgusu için de oldukça sağlıklı olabilir. 

 

Hepimize kolay gelsin, 

Go to top