Namaste, 
Bu hafta Ay’ın yolculuğu kesintisiz bir hikaye… Aslında hep öyle, fakat insan zihni bu kadar kesintisizliği algılayamıyor, aklında tutamıyor. Bu yüzden günlere ayırmak istemedim hikayeyi.  

Hayallerin ve ufukların geniş, işlerin ve adımların ağır işlediği bir dönemdeyiz. Gerçekler ile idealler çarpışırken şu an hala önümüzdeki yolu yaratmakta olduğumuzu hatırlamakta fayda var. Bu eşikte bir şeylerin değişeceğini hissediyoruz, peki ne kadarı bizim kontrolümüzde? 

Bir yandan değişimin içindeki payımızın küçüklüğü gözümüzü korkuturken diğer yandan üzerimizde ciddi bir manevi baskı hissediyor olabiliriz. Olması gerekenler, olagelenler, öyle olmuş öyle gidenler, sorumluluklar ve hepsinin ne kadar da boş olduğu, birer ilüzyon olduğu fikri… Vadesini doldurdu birçok şey belki. Bu nedenle değişim istiyoruz içten içe. Belki de üstüne bastığımız toprak yorulup kurudu, çatlayıp çoraklaştı ve artık başka toprakları keşfetmek için yola çıkmalı. 

Bu anlamda şayet ufak bir kontrolümüz varsa bu yolda, bu kontrolü kendimizi ve an’ı ideal olandan, hayalden, kıskançlıktan arındırarak pür halinde görüp analiz etmeye çalışarak kazanabiliriz. Üzerimizde baskı yaratan, çorak topraklarda boşu boşuna hala çabaladığımızı hissettiren şey her ne ise, aslında bize dışarı doğru atılacak o ilk adımı attırmak için bu derece yorucu. Bu adım kendimize doğru olacak ve kendimizden çıkacaktır. Ve bırakmayı öğrenmek, bırakmayı denemek, en azından yumruklarımızı biraz gevşetmeyi denemek ruhumuzu besleyecektir. 

Durum analizi yapıp, hangi konuda sadeleşmek, nerede kontrolü elden bırakmak gerektiğini anladıktan sonra bırakmanın üslubuna geliyor sıra. Çok sıkı tutunduğumuz şeyleri aniden bırakırsak kendimizi yerde buluruz. Zerafetle gevşetmeli yumrukları, dengeyi yitirmeden, yerle yeksan olmadan. Zira istediğimiz bir adım atmak. Kopup gitmek değil, temas kurmak. Ayağımızı kaldırıp biraz ileriye götürüp tekrar yere koymak ki, toprakla yeniden bağlantı kurabilmek. 

Böyleyken bir aile, bir topluluk arıyor olacağız. Göçerler tek başına göçmez elbette. Birbirimize maddi manevi güvenlik ağları oluşturmaya çalışacağız. Köklerimizi destekleyen topluluklar isteyeceğiz yanımızda. Gevşemeyi, zerafeti, endişeyi, heyecanı birlikte yaşayacağımız ya da bizimle empati kurabilecek birilerini. “Aile” saydıklarımızı kendimize yakın tutmamız gereken zamanlar olacak bunlar. 

Sonunda adım atma vakti geldiğinde, ki adım atmak çoğu zaman fikri bir kıvılcımla başlar. Çevremize kabilemizi toplayıp ateş başında hayal ettiğimiz değişimlerden bahsedeceğiz. Durum analizlerimizi anlatıp hayatla, dünya ile ilgili farklı keşiflerimizi anlatacağız. Keşiflerimiz, bize anlatılmış, öğretilmiş olanlardan farklı olacak. Ve bırakmak gerekenlerin öncelikli olarak bunlar olduğunu fark edeceğiz. “Ben körü körüne inanmam ki hiçbir şeye, o yüzden inandıklarım yıkılmaz” derken aklın nasıl da sıkı bir yumruk şeklini aldığını fark edeceğiz, ve orayı esneterek başlayacağız zarafetle gevşemeye. 

Yoga Rutinleriniz için öneriler: 

Hafta başı: Ayakta geriye ve öne eğilmelerin sık kullanıldığı sekanslar ve burgular kullanabilirsiniz. Sekanslar hafif kardiyo nitelikli olabilir ve asana geçişleri sıçrayarak yapılabilir. Geçmişe, an’a ve geleceğe bakarken hafiflediğimizi ve rahatladığımız hissetmek isteyeceğiz. 

Hafta ortası: Duvardan yararlanılan ters duruşlar ve ikili çalışmalar yapılabilir. Bugünlerde hem desteğe hem de farklı bakış açılarına ihtiyaç duyabiliriz. 

Hafta sonu: Savaşçı pozlarının daha yoğun olduğu, özellikle hizalanmaya ve yüz kaslarına dikkat ettiğimiz akışlar kullanılabilir. Çalışma önünde ya da arkasında çember olup mantra söylenebilir.  

Go to top