Hz. Mevlâna bir gün öğrencilerine sorar: “Meyve mi ağaçtan, yoksa ağaç mı meyveden olur?” Kimseden ses gelmeyince, cevap verir Pir ve en temel yasayı çok ince bir dille anlatır öğrencilerine. “Meyveden muradı olmasaydı, ağacı eker miydi bahçıvan.”

Deepak Chopra’nın Başarının 7 Spiritüel Yasası kitabının beşinci yasası olan Niyet ve Arzu Yasası’na geldi sıra bu hafta. Yazıya neden bu hikâye ile başladığımı, okumayı bitirdiğinizde anlamış olacaksınız.

“Niyet, doğmak isteyen saf potansiyelin, çabasız, spontane, engelsiz akışının temelini oluşturur. Dikkat edeceğiniz tek nokta niyetinizin insanlığa faydalı olması gerektiğidir. Bu da diğer yasalar ile uyum içinde olduğunuzda, doğal olarak gerçekleşecektir zaten.

Niyet, arzunun ardındaki gerçek güç kaynağıdır. Niyet başlı başına çok güçlüdür, çünkü niyet sonuca bağımlı olmayan bir arzudur. Tek başına arzu ise zayıftır, çünkü birçok insandaki arzu, sadece sonuca bağımlı bir ilgi ve dikkattir. Niyet ise evrenin tüm diğer yasalarına sıkı sıkıya bağlı bir arzudur.

Niyet, zihinsel bağımsızlıkla bütünleştiğinde yaşam odaklı ve şimdinin farkında olan bir bilinç yaratır. Niyetiniz gelecek içindir, ancak dikkatiniz şu an içindir. Dikkatiniz şu anda olduğu sürece, niyetleriniz gelecekte gerçekleşecektir, çünkü gelecek şu an yaratılır. Eğer yaşam odaklıysanız ve şimdinin farkındaysanız, var olduğunu düşündüğünüz engellerin yüzde doksanından fazlasını oluşturan hayali engeller çözülür ve yok olur. Geri kalan yüzde beş ile on arasındaki engellerse hedefe odaklı niyetiniz sayesinde fırsatlara dönüştürülebilir.

Hedefe odaklı niyetin sabit ve net bir amacı vardır, hiçbir koşulda onu bükemez ve kıramazsınız. Hedefe odaklı niyet, dikkatinizi niyetlendirdiğiniz sonuca azimle yöneltip engellerin hiçbir şekilde ve koşulda dikkatinizi dağıtmasına izin vermemesi durumudur. Kendinizi hedefinize büyük bir tutkuyla adarken sarsılmaz huzuru ve dinginliği koruyabilirsiniz. Bu, farkındalığınızın ve hedefe odaklı niyetinizin bir gücüdür.

Tabi ki istediğiniz sonuçları büyük bir çaba ve emekle de elde edebilirsiniz, ancak bunun bir bedeli olacaktır. Bu bedel de stres, sağlık problemleri olabilir. Halbuki niyetinizin sahip olduğu gücü kullanmayı öğrendiğinizde, arzu ettiğiniz her şeye çabasız ve büyük bir keyifle ulaşabilirsiniz.

Sonuç odaklı olmaktan özgürleşin. Niyetinizi belirledikten sonra, hayat yolculuğunuzda her anın tadını çıkarmaya bakın. Niyetlerinizi boşlukta serbest bırakın ve niyetinizin planlama gücüne güvenin. O tüm detaylarla sizin için ilgilenecektir. İşler istediğiniz gibi gitmediğinde bunun bir sebebi olduğuna ve kozmik planın sizin kavrayabileceğinizden daha büyük bir şey hazırlamakta olduğuna güvenin. Tüm eylemlerinizi şu anın farkındalığı ile yapın. Problemlerin şu anki dikkatinizi dağıtmasına ve yok etmesine izin vermeyin. Şu anı olduğu gibi kabul edin ve geleceği en derin ve en coşkulu niyet ve arzularınızla yaratın.”

Şimdi anladınız değil mi yazının başındaki hikâyeyi neden oraya koyduğu mu? Bahçıvanın niyeti meyve idi, ondan muradı vardı. Muradına ermek, niyetini gerçekleştirmek için yapması gereken şey ağaç dikmekti, ağacı dikti. Sizce ağacın meyve vermesi için başında nöbet mi tuttu? Yoksa ona su verip, gübreledi, zamanı geldiğinde aşıladı, yağan yağmura az ya da çok yağdı diye sitem etmedi, dibini çapaladı ve farklı zamanlarda yaptığı birbirinden farklı eylemlerin tadını çıkararak, hayatını büyük bir keyifle yaşamaya devam mı etti?

Seçim bizim. Ya niyetimizin başında nöbet tutarız ve anı kaçırırız ya da o niyete doğru ilerlerken, her bir anın tadını çıkarır, gerekirse sabreder ve muradımıza ereriz.

Aşk ile…

 

Go to top