Buddha dünyada iki çeşit aydınlanmış insan olduğunu söyler ve bu yaklaşımı konusunda oldukça bilimseldir.

Kategorileri oldukça belirgindir, öyle ki daha önce bugüne kadar kimse böyle bir sınıflandırma yapmamıştır. Birinci kategorideki aydınlanmışlara ‘Arhatlar’ adını verir. Arhat, mistiktir; bilinçlidir, farkındadır ama diğerleri ile ilgilenmez. Yol’u bulmuştur. Yuvasına ulaşmıştır ve arayış içinde olan diğer kimselerle ilgilenmez; çünkü onun anlayışına göre gerçekten arayanlar, yolu kendileri bulacaktır. Ve eğer gerçekten arayış içinde değillerse, kimse onları gerçek arayan haline getiremez, yani yardım etmek faydasızdır. Arhat, kimseye yardım etmez. Kendisi, yolculuğunu yalnız yapmıştır ve ona göre herkes bu yolda yalnız yürümelidir.

Buddha aydınlanmaya erdiğinde, önceleri bir arhat olmayı düşündü. Tam 7 gün boyunca tamamen sessiz kaldı, ağzından tek bir kelime bile çıkmadı.  

Hikaye şöyle anlatılır:

Cennetten tanrılar geldi. Tanrılar oldukça endişeliydi çünkü uzun süredir ilk defa bir kişi aydınlanma yaşamıştı ve eğer bu şekilde tamamen sessiz kalmaya devam ederse dünya onun mesajını kaçırmış olacaktı. Ve onun mesajı, ölmek üzere olanlara ilaç, gerçekliğe susamışlara besin kaynağı niteliğindeydi... Onun mesajı karşı kıyıya bir tekne olabilirdi. Mesajı iletilmeliydi, bu konuda ikna edilmeliydi. Tanrılar geldi ve bu konu üzerinde tartıştılar.

Fakat Buddha dedi ki: “Şahitsiniz ki, yardım için birçok kapı çalmama rağmen kimse bana yardım edemedi.  Çünkü bu, aktarımı mümkün olan bir şey değil. Onlarda var olsa bile bana veremezlerdi; bunu kendi çabamla bulmalıydım. Bence tek yolu bu: insanlar aramalı ve araştırmalılar, bu ödünç alınabilecek bir şey değil.”

Haklıydı ve tanrıların buna katılmaması mümkün değildi. Ve dedi ki: “Ben söylesem bile, yüz bin insandan sadece biri anlayacaktır. Geriye kalanlar anlamayacak veya yanlış anlayacaklardır. Neden dünyada bu kadar çok yanlış anlaşılmaya yol açalım? Dünya zaten yeterince karışık, neden daha fazla karmaşa yaratalım? Beni anlayabilen kişi ise o kadar zeki ki zaten yardıma ihtiyacı olmayacaktır. O zaman ne faydası var? Neden çaba harcayayım?”

Tanrılar sessizliğe büründü.  Bu konuyu düşünmek üzere ormanın içlerine doğru geçtiler. “Onu nasıl ikna edebiliriz? Haklı görünüyor, çok mantıklı ama bir yolu olmalı.”

Neyse ki bir yol bulma konusunda beceriklilerdi, yoksa Dhammapada’yı kaçırmış olacaktık, bu güzel sutraları kaçıracaktık. Dünya daha da fakir bir yer olacaktı. Bu konuda Buddha’yı ikna eden bu anonim tanrılara minnettarız.

Saatlerce bu konu üzerinde düşündüler ve bir yolunu buldular. Geri döndüklerinde “Seninle hemfikiriz, ama anlaşamadığımız bir konu var. On bin kişiden sadece bir tanesinin sizi algılayabileceğini anlıyoruz, o yüzden bu kişi için çabalamanıza gerek yok; o kişi er ya da geç kendini bulacak. Bu sadece bir zaman meselesi, ve zaman önemsizdir çünkü var oluş sonsuzdur. O zaman bir kişinin bugün başarması, diğerinin yarın, bir başkasının sonraki gün başarmasının ne farkı var? Nasıl bir farkı olabilir? Aydınlananların hepsi çağdaşlar, önemli bir fark oluşturmayacak.”

Tanrılar ortadaki tek sorunu Buddha’ya açıkladılar. “Kalabalıktaki o bir kişinin, siz ona söyleseniz de söylemeseniz de yolunu bulacağı konusunda size katılıyoruz. Çok zeki biriyse ve söylediklerinizi hemen kavrayabiliyorsa yolunu kendisi zaten bulacaktır.” dediler.

“Ama bir şey daha var; bu on bin kişi içinde, iki taraf arasında kalan, dediklerinizi anlayan bir kişi ve anlayamayan veya yanlış anlayan milyonlar arasında kalmış, bir ya da iki kişi olabilir.  Bu iki taraf arasında sizce birkaç kişinin, bir, iki ya da üç -evet parmakla sayılabilecek kadar az olabilirler- arada kalmış olma ihtimali var mı? Ne yardım edilemeyecek kadar kaybolmuş, ne de kendi yolunu bulabilecek kadar aydınlığa erişmiş… Onlar için konuşun, onlara yardım edebilirsiniz.”

Buddha bu gerçeği kabul etmek zorundaydı. Boşuna yapılan bir tartışma değildi bu. Buddha gibi insanlar tartışma olsun diye tartışma yapmazlar; bu tartışmanın arkasındaki gerçeği gördü. Ve dedi ki, “Size katılmamak mümkün değil. Evet, birkaç kişi tam ortada kalmış olabilir, tam ayrımdaki o çizgide. Eğer onlara bir şeyler söylemezsem kalabalıkta kaybolabilirler; onlara ufacık bir yardım, bir el uzatmak, çamurdan çıkmalarına yardımcı olabilir. Onlar için konuşacağım.”

Kısaltmadır; Dhammapada: Buddha’nın Yolu, Vol. 11, Konuşma #1, OSHO

Çeviri: Dr. Melis Altınay

Go to top