Kendimi karşımdakinden ne kadar ayırabilirim? Ben gerçekten ben miyim, yoksa biraz sen de var mısın bende? Ya da bir ben var mı benden içeri? Sorular, sorular…

İnternette gezinirken “ayna nöronlara” rastladım. Bu nöronlar maymunlarda keşfedilmiş ve insanlarda da işlevli olduğu gösterilmiş. Karşımdaki insanı esnerken izlerken neden ben de esnemeye başlıyorum sorusunun cevabı bunlar işte. Bazılarımız için olay esnemek ile kalmıyor, karşımızdaki insanın ağrısını sızısını, derdini tasasını, bize aitmiş gibi hissedebiliyoruz. Empati deniyor buna. Bu nöronlar aşırı aktif çalışıyor bazı insanlarda, bazı insanlar için esnemeyi algılama boyutunda kalabiliyor :)

Ayna nöronların aktif halde çalıştığını katıldığım kadın çemberlerinde çok rahat gözlemleyip, hissedebiliyorum. Türlü ruh halinde gelen kadınlar, çalışmalar sonrasında yapılan çemberlerde, elele tutuşup, gözler buluştuğunda, mutluluk ve merhamet çemberde kalpten kalbe akıyor. Sanki tüm evrene yayılan bir iyilik enerjisi ile doluyor ortam.

Ya da ikili yapılan çalışmalarda, göz göze baktığımızda, elele tutuştuğumuzda, karşımdaki benim acımı ve mutluluğumu görüyor ben de onunkini… Ne zaman bu hali görüp, birbirimize sevgi ve şefkat enerjisi aktarmaya başlıyoruz, ikimizin de ruh hali değişiyor, beraber iyileşiyoruz.

Ben hep aşırı empatik olduğumdan dem vurmuşumdur. Çok hissetmenin iyi birşey olmadığından yakınmışımdır bugüne kadar. Bu halin beni yıprattığını ve tükettiğini düşünmüşümdür. Egomun halleri işte…

Ama artık anlıyorum ki, ben sadece bir aracıyım merhamet ve sevginin aktarılmasında. Aracılık görevimi tüm kalbimle kabul ediyorum ve iyileştirici gücümü hesap yapmadan evrene açıyorum. Bu yolda bana aynalık yapmış, iyileştirici gücünü bana açmış tüm canlara şükürler olsun.

Namaste…!

 

SİTEDE ARA

Go to top