Hiçbirimiz yalnız kalmak istemiyor, sürekli sevilmek istiyoruz.  Bir saniye bile yalnız kalmaya tahammülümüz yok!

Dans kursları, spor salonlarından bitmeyen saatler... Her şey çok güzel, insanın hobisinin olması dünyanın en tatlı şeyi ama neden kendimizle ‘yalnız’ kalabileceğimiz yarım saati bile kurs, atölye peşinde koşarak heba ediyoruz ?

En son ne zaman kendinizle kaldınız? Cep telefona bakmadan, bir şey yapmaya çalışmadan öylece kaldınız ?

Çok basit ve kolaymış gibi geliyor kulağa ama hiç değil! Her yalnız kalmamak için  telefonunuza uzandığınızda, geri gelip o hisle kalmak  hiç de kolay olmuyor!

Geçen gün yan masamda bir çiftin tartışmasına tanık oldum. Kadın ilgi istediğini ama adamın kendi işlerine daldığını anlatıyordu. Adamsa borçları olduğunu kadının rahat rahat kahve, çay için vakti olduğunu, kendisinin olmadığını ifade ediyordu. İşin aslı konuşuyorlardı ama dinleyen yoktu. Haklı çıkmak, incitmek için ortaya cümlelerini savuruyorlardı.

Benzer sahnelerde benim de oynamışlığım var. O zamanlar tek yaptığım yalnız kalmamak için çırpınmaktı, kendimle tek başıma kalamıyordum. En önemli ilişkinin insanın kendisiyle kurduğundan da haberim yoktu. Bir dolu kelime vardı cebimde “anlıyorum” gibi ama içi boştu.

Zamanla anladım insanın kendiyle kurduğu ilişki ne kadar sağlam olursa, karanlık yanlarını “olabildiği kadar” ne kadar içeri buyur edebilirse etrafıyla kurduğu ilişkiler net ve gerçek oluyor.
Kalp gözünüz netleşiyor.

Bu tıpkı evinizdeki pencerelerinizin temiz olduğunda dışarıya baktığınızda her şeyin daha keskin ve net olmasına benziyor.

Çünkü ne yöne giderseniz gidin, farkında olun olmayın hep içeriden dışarıya bakıyoruz

Ben kendi içimde tam hissetmediğimde tamamlanmanın dışarıdan geleceğini sanıyordum. “Dışarıdan bir adam gelecek ya da öyle bir durum olacak ki, ben “tam” olacağım”.

Önce kendine şefkat, tam kalbinin en sıcak yerinden ama dışarıdan değil. Sigara ve alkol bağımlığı gibi aslında ilgi, şefkat bağımlığı... Yine aynı nedenle içeride olan boşluğu kapatma dürtüsü ile yapılan tüm eylemlerin bedeli de aynı oranda daha büyük sonuçlar doğruyor.

Farkındalık... Son dönemin büyük kelimesi ama anlamının netliği zaman alıyor. Buzdolabını her açtığında miden gerçekten aç mı, yoksa mutsuz olduğun için mi yemek, yemek istiyorsun? Cep telefonu her eline alıp, arkadaşını aradığında yalnızlıktan korktuğun için mi onunla konuşmayı seçiyorsun yoksa o an arkadaşının sesini duymak mı istiyorsun?

Bence en zor kısmı, cevaplar hoşuna gitmediğinde içinde şefkatle onlara yer açmaya gönüllü olmayı araştırmak oluyor. Ya da yer açamadığında ezbere tepkine gittiğinde de o hale de alan açmayı denemek... Bir nefeslik boşluk, yol boyunca hepimizin yardımcısı.

Nefes al, alan yarat kendine...

Haydi şimdi biraz kendinle kalmaya ne dersin? Hiçbir şey yapmadan öylece kalmaktan bahsediyorum. Ne dersin?

 

SİTEDE ARA

Go to top