2012’deki ilk temel eğitimim bittiğinden beri yoga dersi veriyorum. Tabi ki, zaman içinde verdiğim dersler de, ben de çok evrildik ve evriliyoruz.

15 sene önce tam zamanlı iş aradığım zamanları hatırlıyorum. O zamanlar yoga eğitmeni olacaksın deseler, inanmazdım, ama oldu işte.

15 sene önce tam zamanlı iş aradığım zamanlarda, annem bankacı olmamı isterdi. Ben de onu mutlu etmek için iş görüşmelerine gider ama son görüşmelerde ”evet” diyemezdim. Ruhumu sıkıştırıyorlar gibi gelirdi. ”Neden sen de Fatma’nın kızı gibi olamıyorsun?” gibi sorulara çok da maruz kalmış biri olarak, zaman zaman umutsuzluk dalgaları üstüme gelse de yine de istediğimi yaratmak için elimden geleni yaptım. 

Bugün yoga eğitmenliği yapıyor ve kalbime, bedenime işleyenleri olabildiğince anlatmak için dersler veriyor, kurslar açıyorum, kamplar düzenliyorum. (Bunlar için benimle iletişime geçebilirsiniz  tabi ki)  Bu sefer de bana ” 10 sene sonra ne yapacaksın soruları geliyor?” Dürüst olmak gerekirse ilk hissettiğim his, endişe oluyor, göğüs kafesimin üstünde kuşlar uçarken, bir anda otoyolda arabalar çarpışmaya başlıyor. Sonra nefes alıyor ve bilmiyorum diyebiliyorum. Bilmeme halinin karanlık uçlarını görmüş biriyim, hiç gerçekleşmemiş senaryoların bedeni ne hale çevirebileceğini de biliyorum. O yüzden bugün bu işi tüm kalbimle yapıyorum, kafamda bununla ilgili beni heyecanlandıran planlarım da var ama tüm bunlarla birlikte 10 sene sonra başka bir yerde, başka bir işi yine yapabileceğimi de biliyorum. O yüzden mesleğime bağımlı olmadan ama bağlı olarak yapmaya devam ediyorum. Elinden geleni yapıp, hayatın sana sunduklarını şükranla kabul etmek her şeyi değiştiriyor.

Bırakmayı becerebilen biri olmadım pek. Terk edilmemek için çırpındığım günleri de çok net hatırlıyorum.YANİ yalnız değilsin merak etme, hepimiz o yerden geldik, bazen geri dönüp duruyoruz hatta. İşini, ülkeni, sevgilini bırakmak öyle kolay olmuyor ama tüm bunlarla beraber bir şey sana iyi gelmiyorsa, çok net bir hissi oluyor. Mesela 5 seneden beri sürekli aynı yerde ders vermiyorum. Ders verdiğim yerler değişti, bırakması deli gibi canımı acıttığı yerler vardı  ama bıraktım. Şimdi daha net anlıyorum ki, aslında  kişilerin, yerlerin sana bir anda kötü gibi gelmesinin nedeni sana olan hizmetinin  bitmesi, kalbin sıkışmaya ya da ayakların geri geri gitmeye başlıyor. İşte  bu hisler belirmeye başladığında onlara  yer açıp, yeni yol arama zamanı..

O zaman nasıl olacak?

Hayatında hoşlanmadığın bir şeyler varsa onları büyütüp, durmak yerine eyleme geç. Konuşarak enerjiyi girdabın içinde öldürmek yerine eyleme geç! En önemlisi: Kendine, yoluna, kalbine güven. Senden başka kimse senin içinde ne olduğunu bilmiyor, istemediğin hiçbir şeyin içinde olmak zorunda değilsin. İşini mi sevmiyorsun, bıkmadın mı sürekli aynı şeyleri söylemekten? Araştır, izle ve bir karar verdiğinde o gücü bulamıyorsan kalbine çok güvendiğin kişiye anlat (ben hep böyle yapıyorum ) Ve hayat, duysun kararını.

Ama unutma, sen adım atmadıkça yerinde sayar duyursun!

Ve unutma; şu an mutlu değilsen bunun nedeni ne işin, ne sevgilin, ne de ailen! Sadece sensin... Eğer cesaretle olana bakmaya cesaretin varsa her şey senin için netleşmeye başlayacak işte o yer, tam da adım atman gereken yer!

 

SİTEDE ARA

Go to top