Dil, Düşünce, Duygu ve Davranış ekseninde yaşamak…

Aslında 4D yaşam oldukça basit, sadece bazı küçük kuralları var.

Birincisi; söylediklerinize dikkat edin yani dilinizi doğru kullanın. Genellemelerden, sınırlamalardan ve etiketlemelerden uzak durun. Negatif kelimeler içeren cümleler kurmayın, -me -ma eklerini kullanmaktan kaçının. Tek tek örnek verecek olursak:

Genellemeler deneyime bağlı değildir. Önemli olan kişinin kendisinin bunu deneyimleyip deneyimlemediğidir. Örneğin birisi “…….yapmak çok çok zor.” diyebilir. Sizin yapmanız gereken burada karşınızdakine ve elbette kendinize “Sen bizzat bunu deneyimledin mi?” diye sormak olmalıdır.

Kişi bilinç dışına sınırlamalar gönderdiği andan itibaren, fizyolojik ve biyolojik olarak kendini negatif yönde etkiler. Zaman ve mekan sınırlamaları, kaderle ve yaş ile ilgili sınırlamalar en çok kullandığımız negatif kalıpların başında gelir. “Burada ve bu saate bu yapılmaz.” veya “Bu yaştan sonra olur mu hiç?” veya “Bu bizim genlerimizde var, kaçınılmaz bir şey.” gibi cümleler sizi negatif etkileyecek ve sonucu daha en başından belirleyecektir.

Her etiket bir süre sonra kehanete dönüşür. “Ben çok sakarım.”, “Benim kızım her şeyi çabuk unutur.” gibi farklı şekillerde kendinizi ve başkalarını etiketlemekten vazgeçin. Bir süre sonra öyle olur, karşınızdakinin de öyle olmasına sebep olursunuz.

Negatif kelimeler içeren cümleler kurmak yerine, pozitif kelimeler içeren cümlelerle söylemek istediğiniz her ne ise çok daha güzel ifade edebilirsiniz. “Bu yaptığın çok yanlış.” demek yerine “Bu yaptığını doğru bulmuyorum.” demek aynı anlama geldiği halde, ikincisinin karşınızdaki kişide çok daha büyük bir etkisi olacaktır.

Aynı şekilde “Tırnaklarını yeme tatlım.” demek yerine “Elini ağzından çeker misin lütfen?” dediğinizde aynı mesajı verirsiniz. Fakat birinci cümlede, bilinçaltının -me -ma gibi olumsuzluk ekleri”ni algılamadığını düşünürsek, karşınızdaki kişinin bilinçaltı bunu “ye” olarak algılayacak ve sizin cümleniz amacına ulaşamayacaktır. İkinci cümle ise kibarca komut verir ve “elini ağzından çek” der. Amacınıza ulaşmış olur, sonuç alırsınız.

Konuşma kalıpları ile ilgili sayfalarca yazılabilir ve yüzlerce örnek verilebilir. Şimdilik bu kadarı konuyu anlamakta yeterli olacaktır diye düşünüyorum. Dilinizi ne kadar pozitif yönde kullanırsanız düşünceleriniz o kadar pozitif olacaktır. İkinci kural budur. Düşüncelerinizin pozitif eksene mi yoksa negatif eksene mi yakın olduğunu anlamak için ise kendinizle küçük bir oyun oynayabilirsiniz: Gün içinde ara ara şunu yapın; “Aslan geliyor, kaplan geliyor, tıp!” kendinize bunu söyleyin ve gözlerinizi kapatıp bir süre sessiz kalın. O ana kadar neler düşündüğünüze bir dikkat edin ve kendi düşüncelerinizi yakalayın. Olumsuz düşüncelerinizi hemen oracıkta, gözleriniz kapalı iken pozitife çevirin. Bunu istediğiniz sıklıkta yapabilirsiniz, inanın çok eğlencelidir.

Düşünceler önemlidir. Eğer onlar pozitifse duygularınız da pozitif olacaktır ki, üçüncü kural duygularınızdır. Duygu tonunuzu nasıl yakalayacaksınız? Burada da kendinizi yakalamanın kolay bir yolu var. Negatif duygular çok çabuk bir şekilde bedeninizde hoş olmayan hisler yaratacaktır. Nefes alıp verişleriniz kısalacak ve hızlanacak, midenizde huzursuz eden hareketlenmeler olacak veya başınız ağrımaya başlayacaktır. Bunlar için teşekkür edin çünkü sizi uyarıyorlar. Hemen harekete geçin ve az önceki oyunu oynamayı hatırlayın. Düşüncelerinizi değiştirin ve bedeninizdeki rahatlamayı hissedin.

Dördüncü kural ise davranışlardır. Buddha ne demişti; “Tıpkı güzel renkli ama kokmayan bir çiçek gibi, eyleme dönüştürülmeyen söz kulağa hoş gelse de faydasızdır.” Diğer üç kuralı davranışa dökün ve yaşamınıza dahil edin. Yoksa hiçbirinin bir anlamı olmayacaktır.

Bunları yapabildiğinizde, diğer her şey kendiliğinden gerçekleşecektir. Tıpkı aşağıdaki mısralarda Mahatma Ghandi’nin dediği gibi:

“Söylediklerinize dikkat edin, düşüncelere dönüşür…

Düşüncelerinize dikkat edin, duygularınıza dönüşür…

Duygularınıza dikkat edin, davranışlarınıza dönüşür…

Davranışlarınıza dikkat edin, alışkanlıklarınıza dönüşür…

Alışkanlıklarınıza dikkat edin, değerlerinize dönüşür…

Değerlerinize dikkat edin, karakterinize dönüşür…

Karakterinize dikkat edin, kaderinize dönüşür…”

 Aşk’la…

  

SİTEDE ARA

Go to top