Bazen kendimi kurumuş bir nehir yatağı gibi hissediyorum bir damla su arar gibi, beni yazmak için yönlendirebilecek bir kelimeyi her yerde arıyorum, kafam sürekli neden

yazamadığımla meşgul, kendi kendime huzur vermiyorum. Bazen de yatağından taşan bir nehir gibiyim, kelimelerden oluşan sel beni önüne katıp sürüklüyor, arada batıp çıkıp boğulma tehlikesi atlatıyorum. Bu zamanlar en üretken olduğum zamanlar kafam sürekli onu alıp götüren yazılarla meşgul böyle olunca da kendime huzur vermiyorum. Anlayacağınız iki uç noktada gidip geliyor arada orta yolu bulup dinlenebiliyorum yoksa korkarım kafam yanacak. Yazdıkça, daha iyi yazmayı öğrenmek diye bir şey varmış en çok buna şaşırıyorum.

Yazının akışı içinde kurduğum devrik bir cümle veya yazının bütünlüğünü bozan bir kelime ben burada iyi durmuyorum diye uyarı yolluyor, dönüp düzeltiyorum. De’ler, da’lar ile ilgili hala sorunluyum düzeltmek için elimden geleni yapıyorum. En çok yazarken ve yoga yaparken an’dayım öylece anı yaşıyorum, üretiyorum ve kendimi eğitiyorum, her ikisi de hobi olarak başlayıp profesyonelliğe doğru ilerleyen hayatımın vazgeçilmezleri oldular. Bunlar hayatın akışı içinde kendimle olduğum zamanlar beni rahatlatıyor, dinlendiriyor ve değiştiriyor. Hayatın iki an arasına sıkışmış bir süreç olduğunu gözlemliyorum, iki kısacık an, başlangıç ve bitiş çizgimiz oluveriyor.

Dünyaya gelip ilk nefesini aldığın an ve giderken son nefesini verdiğin an, arada yaşanan her şey sevinçlerin, mutlulukların, üzüntülerin, hırsların bitmeyen telaşların senin kendi şekillendirdiğin hayatın. Doğup kundaklara sarılıp anne göğsüne yatırılıyor, ölüp kefenlere sarılıp kara toprağa gömülüyorsun, son an gelmeden fark etmek gerektiğini anlayabildiysen eğer kurtuluyorsun, işte gerçek doğum o zaman başlıyor. İçinde olduğun an gerçek ve sen bir dakika sonra ne olacağını bilme gücüne sahip değilsin, yaşamayı en baştan öğreniyormuş gibi hissediyorsun. Basit yaşamayı öğrendikçe arınıp, hafifliyor ve hayatın aslında kolay yaşanabilecek bir süreç olduğunun farkına varıyormuşsun. Seni tutan, ağır gelen tüm alışkanlıklarını sürdürmek için harcadığın çaba seni usulca tüketiyormuş.

Hayatını basite indirmek için içten dışa doğru yapacağın temizlik, aynı giysi dolabında yapmaya çalıştığın temizliğe benziyor, atmaya karar verip eline alıyorsun vazgeçip bırakıyorsun, her şey bir kısır döngüye dönüşüyor. Bu mücadelede en çok kendinize ve hayata karşı tutumunuz işi zorlaştırıyormuş, değiştirmek konusunda kararsız kaldığınız alışkanlıklarınıza sıkıca asıldıkça, bırakmanın ne demek olduğunu anlayamıyor, gerçekten hafifleyemiyormuşsunuz. Hayatımı daha yaşanabilir kılmak için çalışırken sürpriz bir şekilde hayatıma giren yoga bana rehberlik etti. İlk önce kendimi gerçekten tanımam, anlamam, ne istediğimi bilmem ve bırakmam gerektiğini bana öğretti. Ben hayatı basite indirgemeye çalışırken, bırakmaya çalıştığımı zannettiğim anların hiç birinde bırakmayı asla istemediğimi ve baktığım hiçbir şeyi gerçekten görmediğimi anladığımda çok üzülmüştüm. İpleri sıkıca tutmak ya da bırakmak ve bakmak ile görmek arasında bu kadar büyük bir fark olduğunu nasıl anlamamıştım. Nasıl yaşamışım onca zamanı beni dibe çeken ağırlıkları elimde tutmaya çalışıp, gerçek hiçbir güzelliği görmeye çalışmadan, hayatın hiç mi suçu yok dediğinizi duyar gibiyim, mutlaka vardır ama şöylede bir şey var yaşadığınız hayatta sizin kendi seçiminiz, sonuçta tüm yollar size çıkıyor. Yazdıklarımdan şu da anlaşılmasın ‘’ölümlü dünya koy ver gitsin sonuçta hepimiz öleceğiz’’ demiyorum ama mesela sonlu bir varlık olduğumuzu bile bile sonsuzmuşuz gibi davranmayı bırakın diyorum. Yani koy vermek ile bırakmak arasında da büyük fark var.

Siz en iyisi önce kendiniz için bir yön belirleyin, o tarafa doğru yürürken yanınıza neler alıp neleri almayacağınıza siz karar verin. Karşınıza çıkanlar ve yanınızda götürdükleriniz arasında da tercih yapabilirsiniz, şunu da unutmayın hayat sizi sınamaya devam ederken, bir sürü sınavdan geçip ulaştığın yerde yaptığın seçimlerin sonucuna sen katlanacaksın. Güzel günlere, güzel insanlarla yürümeniz, baktığınız her şeyi gerçekten görmenizi, fazla yüklerden kurtulmanızı diliyorum. Sağlıcakla ve hep mutlu kalın, tüm olumsuzluklara inat gülümsemekten hiç vazgeçmeyin.
Namaste 

 

SİTEDE ARA

Go to top