Bu hafta iki kez vapur yolculuğu yaptım. Farkettim ki, denizlerimiz ne kadar da kirli...

Eski İstanbul'lular hep anlatır, Suadiye'den denize girerdik, diye. Şimdi bırak Suadiye'yi Bursa'dan bile denize girilmiyor. Öyle pis öyle kötü bir durumdaki, insan utanıyor doğayı bu hale getirdiğine. Ama bir yandan da vapurdan denize peçete atan, pet şişe atan, bisküvi ambalajı atanları görüyorum. Bunlar utanmıyor galiba, utansalar atmazlardı, diyorum.

Yahu ben deniz, çiçek, böcek, ağaç falan diye yanıp tutuşuyorum da her şeyden önce "kendini" kirleten insandan doğayı temiz tutmasını bekleyemem ki.

Bırak yeşili korumayı, ağaç dikmeyi, denize çöp atmamayı, bile bile ciğerlerimizi sigarayla kirletmiyor muyuz? Sadece ciğer mi, sigaranın damarlara verdiği zararları gözle görebilseydiniz, zaten içmezdiniz. Sigara kutularındaki kara renkli akciğer fotoğrafları pek de etki etmiyor bizim millete. Sigara satış yerleri, akciğer kanseri hastalarının olduğu servisler olmalı. Amfizemli bir hastanın nefes almak için nasıl da can çekiştiğini görse birisi, aklı varsa sigara almaz diye düşünüyorum. Ama dedim ya "bile bile" yapıyoruz bunu kendimize. Bize olmaz sanıyoruz. Para, şan, şöhret, başarı, sağlık gelince "neden ben?" diye sormuyoruz. Hastalık, başarısızlık, parasızlık gelince, neden ben, diyoruz. Neden benim başıma geldi böyle kötü bir şey? Kendimize kondurmuyoruz.

Bunlar sadece fizik bedenimize yaptığımız zararlarla bitmiyor ki. Asıl ruha verdiğimiz zararları görmezden geliyoruz. Sonra neden ben? Biz kendimize iyi davrandık mı ki evren bize iyi davransın?

Yoga ve meditasyondan bahsettiğimde "aman ya, yalan bunlar" diye alayla göz devirenler var. Ruha inanmıyoruz ki ruhu temizleyebilen insanlara inanalım. Halbuki hepimizin içinde ruhumuzu temizleme gücü var. Hem de en saf haline geri döndürene kadar temizleyebiliriz. Nasıl ki evinizi temizlemek için halıların çamur olmasını beklemiyorsanız,  ruhunuzu temizlemek için de ölesiye kirlenmeyi beklemeyin. Emin olun zaten ne kadar temizlerseniz temizleyin, hayatın akışında hemen kirlenmeye müsaitiz. Deneyimlemesem böyle anlatmazdım. Meditasyonumu yapıp evden çıktığım her gün, bindiğim dolmuşta kirlenmeye başlıyorum. Gördüğüm insanlar, duyduğum sesler, içime çektiğim ağır nefes kokusu... Etrafımdaki her şey beni (ruhumu ve fizik bedenimi) kirletmek için hazırolda bekliyor.

Peki ne yapalım?

Buddha der ki "İyi bir usta bulan şanslıdır." Osho der ki "Ustasız olmaz." Mevlana der ki "Mürşidsiz olmaz." Kendinize bir usta bulun. Temizlenmek için temiz biriyle iletişim kurmanız gerekir. Karga sizi çöplüğe, bülbül ise gül bahçesine götürür. Kendinize bir usta bulun ki sizi ulaşmak istediğiniz yolda desteklesin, size yardımcı olsun. Çünkü o yolu daha önce yürümüştür. Engelleri biliyordur, size yön gösterir. Yine istediğiniz yönden gitmek sizin tercihinizdir tabii. Ama en azından önünüzde bir örnek olur. Hani küçükken bize derlerdi ya "Hangi mesleği istiyorsan git o mesleği 30 yıldır yapan biriyle bir gün geçir, 30 yıl sonra bu adam olacaksın, bunu mu istiyorsun, bir bak" diye. İşte aynen böyle izleyin ustanızı. Nirvanaya/Allah'a/Tanrı'ya/ermeye giden bir sürü yol var. Sen ne istiyorsun? Bu yol, bu usta sana uygun mu?

Ama en önemlisi sen hazır mısın?

Çünkü ne kadar her şeyi biz seçiyoruz zannetsek de, öğrenci ustayı seçmez, öğrenci hazır olduğunda usta gelir.

Yeter ki sen hazır ol, istekli ol, baş koyduğun yolda istikrarlı ol.

Öyleysen temizlik kaçınılmazdır zaten.

Haydi sıvayalım kolları, hazırsak bahar temizliği başlasın!

SİTEDE ARA

Go to top