Kendimizi gösterme ve değerlendirme şeklimiz, kendimize baktığımız yer, zamanla değişimlere uğruyor gibi görünüyor.

Bu değişim, herkeste kendini farklı düzeyde gösterse de, ilişkileri de değiştiriyor. İletişim ve kurduğumuz ilişkiler söz konusu olduğunda, onları gerçek birer paylaşım haline getirebilen bir kelime geçti zihnimden kulağıma, kalemime doğru: 

“Yanındayım!”

Öyle bir kelime ki bu, gerçekten söylendiğinde, gelir, insanın omzuna dokunuverir. Başka hiçbir söze, sese gerek kalmadan bilir seni. Söylenmiş bir sürü kelimenin, sözün içinden geçer de sarılır. Bazen en derinine, yarana, sana sarılır.

Gün ne getirdiyse onu, tek başına seyredebilmenin, karşılayabilmenin yeri ayrı olsa da, sahiden “Yanındayım!” dediğinde biri/birileri; kanadı içinde bir yere takılan bir kuş özgür kalır sanki. Boğazında duran lokma yerini bulur, tutup beklediğin nefes tekrar hayat olur sana.

Ve anlarsın, tek ihtiyacın budur bazen.

Şimdilerde, birbirimize o son paylaşılan fotoğrafta bakmak, o ‘like’ larda sarılmak ya da yaşadıklarımızı kimi zaman afilli cümlelerin içine sığdırıp orada bırakmak daha kolay ve zahmetsiz geliyor gibi. Belki de ne yediğimizle, tabağın en güzel görüneceği açıyla meşgulken o kadar; unutuyoruzdur masada öylece susana halini sormayı. Belki.

Belki, hepimiz bir yer arıyoruz kendimize. Bir sürü şey söylemek istiyoruz aslında “Buradayım.” demek için.

“Ben de buradayım!”

“Bak, ben de buradayım!”

“Paylaştığım o fotoğraf da bu kadar ‘like’ aldıysa, kesin buradayım.”

Sözüm fotoğrafa, ‘like’ a değil tabi. Orada kaybolmamaya.

Yan yana yaşarken, hatırlamaya.

Hepimiz “buradayız”, tamam.

Ama gerçekten bir arada olmaya!

  

  

 

SİTEDE ARA

Go to top