“Bir bilardo topunu düşünün. Top çeşitli üretim aşamalarından geçerek doğar ve daha sonra bir bilardo masasının yeşil çuhası üzerine konulur.

Orada da diğer bilardo topları vardır ve bir oyun başlar. Bir ıstakanın bilardo topuna çarpmasıyla, o bilardo topu yeşil çuha içerisindeki yerini değiştirebileceği gibi, diğer toplara çarparak onların da yerini değiştirebilir. Ve bu çarpmaların bir kısmında toplardan biri delikten düşerek oyun dışı kalır.

İnsanoğlu da anne-babasının beynindeki tasarımına, anne rahmindeki yolculuğu ile devam eder. Tıpkı bilardo topunun üretim sürecindeki aşamalar gibi. Ve insanoğlu da tıpkı topun yeşil çuhaya yerleştirilmesi gibi dünyaya gözlerini açar ve artık burada bir hayat oyunu oynayacaktır.

Topun diğer topları etkilemesi ve onlara çarpması tıpkı insan ilişkileri gibidir. Birbirimize olan yakınlık ve uzaklığımız, birbirimize karşı hangi şekilde durduğumuz hep diğer topların hareketleri ile ilgilidir. Ve bazen de üzerimize hızla gelen bir ıstaka darbesi gibi arzu etmediğimiz yerlere sürüklenebiliriz. İşte bu darbe bizlerin hayatta karşılaştığı travmalara benzetilebilir. Ve yeşil çuhadaki yolculuğumuz bittiğinde de bilardo masasındaki deliklerden düşerek oyun dışı kalırız ki buna ölüm diyoruz.

Ancak bu metaforda insan oldukça edilgen bir konumda, tepkileri olmayan ve kaderine boyun eğen bir varlık olarak anlatılmıştır. Ama bizim bilardo toplarımız bilinçlidir, tepkileri, dirençleri ve karşı koyma gücü vardır. İşte tedavi, bu güçleri doğru yerde kullanamayan bilinçli bilardo topuna bunları doğru kullanmayı öğretmektir.
(Tahir Özakkaş-Bütüncül Psikoterapi)

 

Çok sevdiğim metaforlardan biridir Tahir Özakkaş’ın Bütüncül Psikoterapi kitabındaki “İnsanın Değişik Yönlerini Metaforla İzah” başlığı altındaki bilardo topu metaforu. Burada konu terapi yöntemi ve terapist ile ilgili olarak ele alınmış. Ama daha geniş bir yelpazeden konuya bakmak da mümkün.

Evet sevgili bilardo topları. Bizi sıradan bilardo toplarından ayıran bilincimizin, duygularımızın, tepkilerimizin, dirençlerimizin ne kadar farkındayız? Bizim ıstakamız kimin elinde? Bizi hayatta kim veya ne yönlendiriyor veya oradan oraya savuruyor? Hayatımızın yöneticisi biz miyiz yoksa sahip olduğumuzu sandığımız eşyalarımız, sevdiklerimiz, işimiz, duygularımız, bedenimiz mi?

Çok az sayıda insanın ıstakası kendi elinde diye düşünüyorum. Ve çok az sayıda insanın ıstakayı kendisi yönetecek kadar cesur olduğunu. Diğerlerimizin hayatı hep kendi dışında ıstakayı elinde tutanlar tarafından yönlendiriliyor. Elbette ağır psikolojik problemler yaşayan herkes ıstakasını bir süreliğine kendi rızası ile bir terapiste teslim etmeli. Bu durumda ıstakanızı bilinçsizce ve size farkında olmadan da olsa zarar veren bir yönetmenin elinden alarak, profesyonel bir iyileştiriciye teslim etmiş olacaksınız. Ama bu ancak bir süreliğine devam edebilir. Diğer türlü olduğunda, zaman içinde kendimizi çok daha iyi hissedeceğimizden, yaşamımıza yeni bir yönetmen adamış olmaktan öteye geçemeyiz.

En sağlıklı olanı ıskatayı zamanla kendi elimize almak, hayatımızın yönetmeni olmak. Istaka elimizde olduğunda, mutluluğumuzun veya hüznümüzün, sevgimizin veya korkularımızın, kahkahalarımızın ya da göz yaşlarımızın, neşemizin veya öfkelerimizin sadece ve sadece kendimizle ilgili olduğunun farkında oluruz ve hamlelerimizi, durduğumuz yeri değiştirebilir, bilinçli seçimler yapabiliriz. Diğer durumda ise sadece başkalarını veya kendimizi suçlamakla, şikayet etmekle geçireceğimiz bir ömür sürmekten başka şansımız olmaz.

Hadi o halde, bilinçli bir şekilde bilardo oynama zamanı. Al ıstakanı eline, dilediğin gibi oyna. Zaten hayat bir oyun değil mi?

Aşk’la…

 

 

 

 

 

 

 

 

SİTEDE ARA

Go to top