Beni tanıyanlar iyi bilir, çocukken çok yaramaz bir kızdım, hatta ilkokul öğretmenim erkek çocuklarından bile fena, sıraların üzerinde koşuyor diye anneme dert yanardı, aşı günleri tuvalete saklanmakla ve her türlü angarya işe atlamakla ünlüydüm.

Bütün gün babaannemin arka bahçesini talan eder, akşam eve dönerken mahalledeki bütün zilleri çalardım, nerede bir muzurluk varsa ben hep oradaydım, her türlü yaramazlığın altından çıkardım, büyümek için acelem yokmuş gibi görünsem de büyümeye can atardım. Hani çocukken insan büyümenin, özgürlük ve iyi bir şey olduğu yanılgısı içindedir ya bende tam olarak o düşüncedeydim, büyüdükçe yaramaz kız yerini, meraklı kıza bıraktı ve ben öğrenmenin gücünü keşfettim, önüme çıkan her kitabı, dergiyi büyük bir hevesle okurdum, tüm haylazlığıma rağmen iyi bir öğrenciydim, sonra ailemle beraber İstanbul’dan babamın doğduğu küçük kasabaya taşındık ve ben kendimi küçücük yerde kapana kısılmış gibi hissettim, ortaokulda derslerim kötüledi, insanın kendisini ait hissetmediği, yabancı görüldüğü yerde bir şeyleri başarma isteği köreliyormuş, en kötüsü de kendisi what is your name? Cümlesinden başka doğru düzgün İngilizce bilmeyen, sosyal bilgiler öğretmeninin İngilizce derslerine girmesi, öğretmediklerini sınavlarda sormasıydı.

Birkaç yıl sonra başka bir yere taşındık işler daha çok sarpa sardı, burada da tek iyi şey, gerçek bir İngilizce öğretmeninin derslere girmesi ve benim İngilizceyi hiç bilmediğimi anlamam olmuştu, gariptir ki her dersim kötüye giderken öğretmekten keyif alan öğretmenim sayesinde, İngilizce öğrenmeyi başarmıştım. Aslında o kadarda kötü bir öğrenci değilmişim ki, her sene bir, iki dersten kalmama rağmen hiç sene kaybetmedim, benim zamanımda öğrenci olanlar iyi bilir, şimdinin aksine biz tek dersten bile güzelce sınıfta kalır, seneyi tekrarlardık.

Ortaokulu bitirebilmem için, matematik sınavının bütünlemesinden geçmem gerekiyordu ve ben sonuçları öğreneceğim sabahın, gecesinde heyecandan uyuyamamış ve bu sınavdan geçip, mezun olursam kendimi bir daha böyle endişe kuyularına atmayacağıma söz vermiştim, sınavı geçtim, kendime verdiğim söze sıkı sıkıya bağlı kaldım, bir daha eğitim hayatımda işimi hiç bütünleme sınavlarına bırakmadım.

Kendime söz verdiğim on üç yaşımdan beri en önemli şeyin insanın kendine inanması olduğunu biliyorum ve başarmayı aklıma koyduğum her işin altından kalkabileceğimi öğrendim. Yıllar geçip ben büyümeye devam ederken farklı kapılardan geçip, farklı yollara ulaştım, insanın öğrenmeye bütün kanallarını açması işleri kolaylaştırıp, hayatımı hep güzel renklere boyadı, kıyıdan, köşeden ara sıra griler, siyahlar bulaşsa da, ben onları çabucak yıkayıp, temizlemeye özen gösterdim. Hayat bir kereydi ve ben elimden gelenin en iyisini yapmaya gayret ediyordum, o ele avuca sığmaz, haşarı kızın önünde, yoganın kapıları ardına kadar açıldığında, bambaşka bir dünyayı öğrenme fırsatı çıkmıştı, yogaya başladığımda kendim bile şu anda bulunduğum yere geleceğimi tahmin etmemiştim.

Hep derler ya sevdiğiniz şeyin peşinden gidin diye ben, bana çok büyük faydası olduğunu gördüğüm ve çok sevdiğim yoganın peşinden gittim, o gün bugündür disiplinle peşindeyim, beni taşıdığı yerde kendimden çok memnunum. Belli bir yaştan sonra hemen hemen herkes, zamanın ne kadar acımasız olduğunu ve kendisi üzerindeki etkilerini dehşetle fark eder. Zamanın acımasız etkilerini yoga ile azalmaya başladığını, her geçen gün düzelen duruşumu ve hiçbir yerim ağrımadan sağlıkla uyandığım sabahların hızla arttığını fark ettiğimde, yürüdüğüm yolun doğruluğundan bir kez daha emin oldum. Tamam zaman hızla ilerlerken, büyümekle beraber gelen olumsuz etkilerin hepsini yok etmek imkansız, hatta belki de hayal gibi görünebilir, ama azaltmak hatta bazılarını yok etmek mesela kronik ağrılardan kurtulmak (bel, sırt, diz, bacak ağrısı) pekala mümkün ve ben bu imkansızı başaranlardan biriyim. Şüphesiz hayat bir çoğumuza istediklerini altın bir tepside sunmaz, en azından benim için hep bir mücadele söz konusuydu ama ben kendime verdiğim sözü hep tuttum, en önemlisi de buymuş, kendimize biçtiğimiz roller kadarız bu dünyada, ama her zaman biraz daha ileriyi hedeflemek ve başarıya ulaşmak bizi motive eder, başarmanın mutluluğu hiçbir şeye benzemez, çıkın kendi yolunuzun dışına, yeni yollarda yürümekten, önünüze açılan kapılardan korkmayın, kim bilir belki yeni seni keşfeder, geleceğine giden yolu tüm olumsuzluklardan temizlersin.

Korkmadan, başarabileceğinize olan inancınızla kalın. Hoşça kalın.
Namaste 

SİTEDE ARA

Go to top