Kabullenme, başımın içinde dönüp dönüp önüme düşen bir sözcük oldu. Sanki bir anahtar, şifre gibi. Kabullen, kabullen-me, kabullenme.

Aman canım ister kabullen, ister kabullenme.
Varsayalım kuyunun dibindesin. Fark edersen sana işaretler, kurtarıcılar gelir. Önce dipte olduğunu kabul edersen, teslim olursan ipin ucunu tutar yukarı tırmanırsın. Başta kendini ve varoluştaki herşeyi olduğu gibi kabul etmek; teslimiyettir, akışta olmaktır, öze güvenmektir.

Kabullen, tek bir nefestir seni var eden. Ve varlığın ötesinde sevgidir bizi besleyen.

Aydınlık karanlığın içinden doğar. Acılarını, sancılarını kabullen. Varoluşun şenliğine dönüşsün hüznün.

İkilikler içinde olduğunu kabullen. İkide biri, varda yokluğu, azda çokluğu gör. Ateşte köz, gönülde göz, bende biz ol.

Fark etmezsen, inkar edersen, teslim olmazsan: kuyunun dibinde içeri sızan ışıkla oyalanırsın. Hayatın sabun köpüğü gibi kayar gider ellerinden. Köklenmiş korkularını kopar yerinden. Yeniden boy versin saçakların toprağa, derinlere. Köklerin toprakla sarmaş dolaş olsun; sağlam, güvende. Ve güneş orada, yukarıda. Güneş’in her doğuşunda, göğe yol alsın filizlerin. Bir cesaret dön bak içine. Sessizce dinle. Zor ya da kolay, az biraz gayret. Bir düğüm daha çözülsün.

 


Kapak Fotoğrafı: Atalay GÖNÜL’ün telefon çekimi (Dokuz yaşındaki oğlum bu kareyi yakaladıktan sonra, ‘’anne bak kalp buldum’’ diyerek bana gösterdi).

 

SİTEDE ARA

Go to top