Hayatın yollarından önce ağır ağır, sonra son sürat geçerken en çok ihmal ettiğimiz ve zamanla kaybettiğimiz şeyin kendimiz olduğunu fark ettiğimden beri hayata daha başka gözlerle bakmaya başladım.

Bu dünyada kendi yolculuğumuzun içine doğuyoruz ve maalesef yol dümdüz gitmiyor. İnişleri, çıkışları, bolca kayboluşları var. Çoğu zaman burnunu sürte sürte kaybolduğun yoldan doğru yola çıkartıyor ya da sen yanlışta ısrar edersen takıldığın yerde kayboluyorsun. Bazen de hiç ummadığın bir anda düşüyorsun. Bu düşmeler zaman zaman kendi suçun olsa da, çoğu zamanda başkaları seni hiç ummadığın anda itiveriyor, bu itilme hali acıtıyor. Yere düşerken bir sonsuzluğa yuvarlanıyormuş gibi hissediyorsun, kafanda cevapsız sorular ve suçlamalar, kendini toparlamak zor geliyor. Hayatın yakasına yapışıp kalkarsan eğer benden ne istiyorsun diye hesap soruyorsun, bir şekilde onunla bir orta yol bulup devam ediyorsun.

Kendini kaybettiğin yolda, kendi gücünü küçümsediğini aslında her işi yapabilmeye muktedir olduğunu, kimsenin seni incitmesine izin vermemeyi başarabileceğini, içinde kaybettiğin mutluluğu sadece senin bulabileceğini anladığında daha güçlü olarak ayağa kalkıyor, bıraktığın yerden hayata dahil oluveriyorsun. Her zaman hangi yönü seçeceğine karar vermek senin elinde. Eğer bu yolculukta tüm sorumluluğun sana ait olduğunun farkındaysan, umutlarının senin elinden tutmasına, sana yol arkadaşlığı yapmasına izin veriyorsun. İnsan gerçekten hayattan ne istediğini anladığında artık ben ne istediğimin farkındayım derken, yolun büyük bir bölümünü kendini bulamadan nasılda çabuk yürüdüğüne şaşırıyor.

İçimizde sesine kulak vermediğimiz bir insan var. Büyüme, başarılı olabilme hedeflere varabilme uğruna onu hep görmezden gelmişiz.  Beden büyüyor, ruh olgunlaşıyormuş ama insan kendini dinlemeyi bir türlü öğrenemiyormuş. İnsan en çok kendine kör ve sağır olunca, en çok kendine zarar veriyor.  Hayatı beklentilere göre kurup öyle yaşadıkça da kendini dinlemek mümkün olamıyormuş. Güzel günleri görmeyi beklemektense, güzel günler yaratabilmeyi öğrenebilmek hayatın zor sınavı, ne yazık ki bunu başarmayı öğrenmekte bir o kadar güç.

Biz insanların her duruma ön yargılı bakmak ve olumsuzluk eklerini hayatımıza uyarlamak gibi oldukça yıpratıcı bir özelliğimiz var ve biz bunu düzeltmek için çabalamazsak hayatımız her gün daha da çekilmez bir hal alıyor. Yüzümüzü iyiye dönmek için ne bekliyoruz hiç bilmiyorum, iyi ve iyilik hali içinde yaşadığımız dünyada en çok ihtiyacımız olan duygular, kötüler ve kötülüklerle mücadele edebilmek için bu iyilik haline ihtiyacımız var. Etrafımızda şiddetin ve korkunun kol gezdiği bu zamanda iyi olmak, iyi olmayı başarabilmek zor görünse de imkânsız değil.  Aslında biraz olsun kendinizi cesaretlendirmeniz için yüzünüzü doğan güneşe dönmeniz, aydınlanan dünyanın taşıdığı umudu, aldığımız nefesin önemini hissetmeniz yeterli.

Bu dünya yürümeye çıktığımız bir yol her şeyi geride bırakıp ayrılırken pişman olmamak, keşke dememek için her zaman umut et ve o umudu takip et. Umarım yollarınız hep güzelliklere, iyiliklere ve merhametli insanlara çıkar, umutla aydınlığa yürüyün.

Hoşça kalın. Sevgide kalın.

Namaste.

 

 

SİTEDE ARA

Go to top