Zaman akıp geçiyor ve ben aklımda taşıdığım bir sürü gerekli gereksiz anı ve bilgi ile adımlarımı atmaya devam ediyorum. Bazen hatırladığım onca gereksiz bilgi o kadar çok ağır geliyor ki, her geçen gün bir önceki günün izlerini silerek ve yeni bir güne heyecanla yüksüz merhaba demeyi arzu ederek uyanıyorum.

Sanırım bu daha çok isteyerek veya istemeyerek geçmişin bende yarattığı olumsuzlukları hatırladığım ve içimde bunları taşıdığım için böyle hissettiriyor. İşte bu gibi anları yok etmek adına bin bir çeşit kitap okuyor, kurslara katılıyor, yoga, meditasyon ve nefes gibi birçok yol deniyorum.  Yine de sonuç olumlu olmuyor. Nedenlerini düşünüp duruyorum, bu sefer de neden böyle olduğunu anlamak için aynı süreçleri geçiriyorum bin bir çeşit kitap okuyor, kurslara katılıyor, yoga, meditasyon ve nefes gibi birçok yol deniyorum. 

Buna rağmen olmayınca bilin bakalım ne yapıyorum. Bin bir çeşit kitap okuyor, kurslara katılıyor, yoga, meditasyon ve nefes gibi birçok yol deniyorum. Tüm bunlar tahmin edebileceğiniz gibi okuyunca bile sizin içinizi daraltan süreç bende inanılmaz bir yük oluşturuyor. Peki, neden olmuyor? Neden ben sürekli yorgunum? Neden zihnim bulanık? Neden vücudum her gün 1000 kilo kaldırmış gibi ağrılar içinde? Neden sabahları güne heyecan ve enerji yerine takatsizlik ve yorgunlukla kalkıyorum? Neden?

Neden sorusu beni sürekli düşünmeye sevk ediyor ve zihnim bu soruyu cevaplamak için biriktirdiği tüm bilgi birikimini önüme seriyor? Beni seç, seni seç diye bağıran bin bir çeşit bilgi adeta birbiriyle yarışıyor. Kazanan düşünce genelde yüzlerce keresinde olduğu gibi hemen hemen aynı oluyor, bu beni ne mutlu ediyor, ne bana enerji veriyor, ne de beni bir adım öteye taşıyor. Yıllardır öğretile geldiği gibi sanıyorum ki bilgiyi toplarsam anlarım, formüle ederim ve ona göre yaşarım. Ama öyle olmuyor. Öğrendiklerimin yaşama geçmesi gerektiğini, bir yaşam tarzı olması gerektiğini anlamıyorum, hiçbir kitap, uygulama, öğretmen bana bunu anlatamıyor. Ne bana “an” da kalmayı, bilinçli odaklanmayı öğretecek? Ne gerekiyor bunu deneyimlemem için. Aslına bakarsanız gerçek anlamda “an” da kalınan 3 zaman dilimi var. Birincisi orgazm olurken ya olursun ya olmazsın o an “an” da olursun. Beş dakika önce veya sonra değil. O an! Öldüğün an ya ölürsün ya ölmezsin o an, “an” da olursun. Beş dakika önce veya sonra değil. Üçüncüsü meditasyon ya olursun ya olmazsın o an “an” da olursun. Beş dakika önce veya sonra değil. Bunun dışında “an” da olmak dediğin şey aslında bilinçli düşünme veya bilinçli seçim. Olan her ne ise bilinçli olarak olanın ne olduğunu, duygu ve deneyimden bağımsız farkına varmak, tanımlamak ve doğru olan davranış şeklini seçmek. İşte asıl mesele de bu. Her zaman işe yarayan ya da seni olumluda tutan düşünce, duygu, davranışı seçemiyor olmamız. Eğer seçtiğin davranış şekli seni mutlu etmiyor, kendini mutsuz, huzursuz, kötü hissediyorsan o zaman kendini sürekli kurban edilmiş gibi görüyorsun o zaman sürekli ya geçmişin “ah, ah ları ve vah vah ları” ile yaşıyor geleceğe “keşke” ler dolu bir zemin hazırlıyorsun. Zihin tanıdığını, gördüğünü, yaşadığını bilir. Bu nedenle Krihnamurti’nin Düşünce kitabında da dediği gibi düşünerek ulaşabileceğimiz tek şey kendi tecrübelerimiz sonucu ulaştığımız limitli bilgilerdir. Malzeme geçmişimiz ve kendi düşüncelerimizdir. Bu nedenle zihin ile elde edilebilecek sonuç aslında kendini sürekli yinelemektir. Sürekli dönüp dolaşıp başa dönmektir. Zihnin esaretinden kurtulmak için öncelikle kişilerin inanç, değer, yargı ve düşünceler ile doldurulmuş olan kaset kayıtlarını silmek gerek. Bunu yaptığımızda doğal olarak yargı ve suçlamalarımızdan da sıyrıldığımızı fark edeceğiz. Hem kendimize hem de başkalarına karşı yaptığımız. Şimdi bunları yazdın, sen yapabiliyor musun diye soruyorsunuzdur belki bana? Cevabım koca bir HAYIR. Ama eskisinden daha iyi miyim EVET. Başarabilir miyim tamamen uygulamayı? Tabii ki. Ne zaman? Herkesin bir zamanı var bence önemli olan VAZGEÇMEMEK.  Nasıl ulaşacağım? BİLMİYORUM. Ama birçok yol ve yöntem deniyorum. İNANIYORUM. Neden vazgeçmem gerek? Sadece TOPLAMAYI bırakmam ve harekete geçmem. Peki neyi daha iyi yapıyorum da daha farklı hissediyorum? Bu sefer gerçekten İNANIYORUM BAŞARACAĞIMA ve DENİYORUM, DENEMEKTEN VAZGEÇMİYORUM. Bayezid-i Bestami’nin dediği gibi “Aramakla bulunmaz, lakin bulanlar hep arayanlardır.”

Bulmak umuduyla …

SİTEDE ARA

Go to top