Yargı sözcüğünün yarmak, bölmek, parçalamak anlamı bende çok ürkütücü ve varoluş bütünlüğünü bozan bir his uyandırıyor. Yargı; bir yandan ötekileştiren, diğer yandan bumerang gibi olumsuzluğu kendine çeviren bir duygu durumu.

İnsana has olan dili insanca kullanabiliyorsak, fikrimizi beyan ederken gözlemci ve yargısız olabiliyorsak ne güzel. Belki o zaman bütüne fayda sağlayabiliriz. Olanı biteni illaki gözlemliyoruz, analiz ediyoruz ve bir yandan da dönüşüyoruz. Aslında bu yazıyı yazarken bile düşünüyorum da; belli bir zaman sonra yazdıklarımı okuduğumda, ifade edilenleri kendime uzak bulabilirim. Yazma eylemi ve bir de bunu başkalarıyla paylaşmakta böyle bir çılgınlık işte. Kendini başka bir noktaya taşıdığında sana ait olan satırları öteki yazmış da diyemezsin. Neyse, dedim ya illaki gözlemliyoruz.

Yoga’ya ilk başladığım zamanlarda yoga yapan herkesin (hele bir de eğitmense) saf, pozitif, mütevazı, bir nevi Nirvana’ya yakın olduğunu düşünüyordum. Zamanla gördüm ki, insanlar araçları ne olursa olsun (Yoga, Tasavvuf, İnanç Sistemleri, İdeolojiler,vs) amaçları yönünde gelişiyor. Bu amaçlar da savundukları söylem ile örtüşmeyebiliyor. Mesela bir yoga eğitmeni zihnini yola getirmeye çalışırken, daha çok egosunu besleyip büyütebiliyor. Sosyal Devleti savunan biri, kendini ayrıcalıklı bir sınıfa ait gibi algılayabiliyor. “Maneviyat maneviyat” diye söylemler veren bir başkası, maddeciliğin dibine vurabiliyor. Yani hangi yoldan gidilirse gidilsin dönüşüm niyete göre gerçekleşiyor. Bu da yetmezmiş gibi kimse kimseyi beğenmiyor. Bir ötekileştirme gayreti, bir kendi doğrusunu empoze etme çabası almış başını gidiyor. Yine başka bir örnek, dindar olan ateist olana cehennemlik bu diye acıyor. Ya da Allah’tan korkmadığı için duygusuz bir tabiatta olduğunu ve adam bile kesebileceğini düşünüyor. Ateist olan da dindar olanın bağnaz, yobaz, karanlık bir dünyada yaşadığını, gerekirse gözünü kırpmadan insan öldürebileceğini düşünüyor. Halbuki kişinin durumunu, vicdanına olan yakınlığı belirler. Ve bu insanların kafalarında oluşturduğu kalıpların ötesinde bir algıdır.

Yollar başka başkadır. İçimizde zehirli sarmaşığı değil de gülü beslersek, hangi yoldan gidersek gidelim gülün kokusunu almışçasına aynı yere akarız. Biz en iyisi öteki beriki demeden; kırmadan, dökmeden, yarmadan, bölmeden parçalamadan içimize bakalım. Olana eyvallah deyip bütüne doğru akalım.

Kapak Fotoğrafı: Heykeltıraş Işık Özçelik’in ‘’Öteki’’ adlı eseri.

 

SİTEDE ARA

Go to top