Bir sabah uyanıp hayatının büyük bir bölümünün geçip gittiğinin farkına vardığında paniğe kapılıyorsun. İnsan kendini bir zaman tünelinden geçmiş ve şimdiki zamana varmış gibi hissediyor. Bir taraftan hayatın çok hızlı geçtiğinden ve bizi yorup, hırpaladığından yakınıyoruz ama bu durumu düzeltmek için bir şeyler yapıp eyleme geçmiyoruz. Neyi, neden bekliyoruz aslında hiç bilmiyoruz. Kollarımızdan ve bacaklarımızdan olduğumuz yere sabitlenmiş gibiyiz, hareket etmeden duruyoruz.

İnsanın kendisini değiştirebilmeyi başarabilmesi için öncelikle neyin önemli olduğunu anlamasına ve kendisi ile mücadeleden vazgeçip, kendini olduğu gibi kabul edip harekete geçmesine ihtiyacı var. Bir ailede büyüyoruz, sonra kendi ailemizi kuruyoruz ve uzun yıllar boyunca herkesin her türlü isteğini yerine getirmek senin önceliğin haline geliyor. Bunu neden böyle yaptığımızı asla sorgulamıyoruz, işin tuhafı içinde büyüdüğümüz toplumda bu davranış biçimi normal olduğu için yadırgamıyoruz da hayatımız böyle sürüp, gidiyor. Bir adanmışlık hali kalın bir perde gibi üzerimizi örtüyor, o örtünün aralanıp içeri ışık girebilmesi için zamana ihtiyaç duyuyoruz.

Günü ve zamanı geldiğinde ve biz epeyce büyüdüğümüzde hayatımızın üzerindeki tüm perdeler açılıp bizi bir kuş kadar özgür bırakıyor. Bu özgürleşme halinin sersemliği seni bir süre oradan oraya savuruyor, sanki hiçbir amacın kalmamış gibi hissetmene neden oluyor. Bir süre sonra sakinleşip, duruluyorsun ve birçok yolu gözden geçirip, kendim için bir şeyler yapmam gerek diye düşünmeye başlıyorsun. İşte o an kendini dönüştürme vaktinin gelmiş olduğunu anlıyorsun. Aradığın şeyin ne olduğunu bulman için birçok seçeneği gözden geçirirken, bunca yıl ben ne yaptım diye düşünüyorsun, içinde koca bir çukur oluşmuş geçip giden zamanı yutmuş gibi hissediyorsun.

Kim olduğunuzu ve neler yapabileceğinizi bulmak için yürüdüğünüz yolda karşılaştığınız insanlar sizin değişiminize yardımcı oluyorlar, bu karşılaşmalar bir tesadüf ya da sizin kaderiniz midir? Bakış açınıza göre değişir.  Kendinizi dönüştürüp, değiştirmeye çalışırken o insanlarında hayatınıza dokunmasına izin verirseniz eğer değişiminiz o noktada başlamış oluyor.

Herkes değişip, dönüşmek için farklı yollar seçebilir, ben tercihimi yogadan yana kullandım. Kimse seçtiği yoldan yüzde yüz emin değildir, bazen amaçsızca sürüklenir, kıyıya vurduğun yerde yeni bir insana evrilirsin. Yogayı bilinçli olarak seçtim dersem yalan olur her şey bir tesadüftü ve tesadüfler benim hayatımı değiştirdi. Bu yaştan sonra nasıl öğreneceğim diye düşünmedim, bilginin gücüne her zaman inandım, biliyorum ki öğrenmeyi istemezsen değişemezsin.  Ben kendime hiç farkında olmadan her zaman öğrencisi olacağım bir felsefe bulmuştum. Her geçen gün yoga yolunda adımlarım sağlamlaşırken ben kendimi dolduruyorum, eğitimler beni daha donanımlı hale getiriyor. Çoğunlukla gideceğim eğitimi sosyal medyadan belirliyorum, eğitimlerini takip ettiğim işinin ehli, öğretmeyi ve bilgisini paylaşmayı seven hiç yüz yüze tanışmadığım insanların ışığına gidiyorum, o ışık beni şimdiye kadar hiç yanıltmadı. Kendi ışığı ile parlayan insanların bilgisiyle yoga yolunda derinleşirken aslında kendim için belirlediğim ve sıkı sıkıya bağlı kaldığım kurallarımın doğruluğunu teyit etmiş oluyorum.

Yoga hayatımı kolaylaştırmak için var. Bu yolda ilerlerken hem öğrenir, hem öğretirken yamalar ve niyamalar benim rehberim. Pratiklerimi yaparken tüm kurallara bağlı kalmaya önce iyi gelmeye çalışıyorum. Zorlamak, ısrar etmek, eleştirmek yok, herkes neyi ne kadar yapabiliyorsa, amaçta bu değil mi zaten. Önce kendinin neler yapabileceğinin farkına varmak, sonra yavaş yavaş ilerlemek.

Bilerek, isteyerek sakin adımlarla hedefe doğru yürüyoruz. Bu yürüyüş ne kadar imkansız gözükse de aslında her şeyin başarılabileceğinin kanıtı. Kendini değiştirme gücünü bulduğunda imkansız diye bir şey olmadığını, sadece tüm kalbinle istemen gerektiğini anlıyorsun. Kendine güven ve değişime kocaman bir adım at, sende kendini değiştirecek bir yol bulursun.

Sevgiyle kalın, hoşça kalın.

Namaste

SİTEDE ARA

Go to top