Tırnak cefadan, saç sefadan derle; ye tatlıyı doğur Hakkı’yı, ye ekşiyi doğur Ayşe’yi derler… Benim ne sefadayken tırnağım uzadı, ne de ekişiyi yediğimde Ayşe doğurdum.

Terslik bende mi? Yoksa bunları söyleyen millete mi? Ya da her ikisinde mi? Belki de hiç birinde değil… Belki de sorun yok, terslik yok, sefa yok, cefa yok. Sadece olan bir olay ve bu olaya yüklediğin anlam, bu anlama verdiğin tepki, bu tepki ile etkilediğin biri var. Duygu dediğin de bu olaya yüklediğin anlam, iletişim de bunlardan doğan etkileşim aslında. Dolayısı ile her şey bu kadar basit.  Ne güzel olurdu her şeyi bu kadar basit ve net anlayabilseydik, bu şekilde hayatlarımızı şekillendirebilseydik. O zaman bazı mesleklere, ilaçlara, hastanelere de gerek kalmazdı. Acaba o zaman hayatın anlamı dediğimiz şeyi neyle açıklamaya çalışırdık ? Ortada bir mesele yoksa insan yine de yaşamına veya hayata anlam bulmaya çalışır mı acaba? Acaba anlam bulma çabası da olumsuzluklardan mı besleniyor?

Haydaaa buyur burdan yak. Pozitif psikoloji de mi aslında umutsuzluk, mutsuzluk ve olumsuzdan besleniyor? E doğal tabi, herşeyin bir artı, bir de eksi yanı var. Mutsuzluğu bileceksin ki, mutluluğun değerini bilesin, açlığı bilceksin ki tokluğun, yokluğu bileceksin ki varlığın değerini bilesin. Ne yani, olumsuz herhangi bir şey yaşamadan olumlunun değerini bilemez mi insan? Ne bileyim ben, bilemez tabi. İnsan elinde olanı bilir başka da bir şey bilmez çünkü. Neden insan denen canlı bencil mi yoksa? Evet biraz öyle. Bencil, ben merkezci… Eee bu kadar bencil de neden önce ben diyerek kendine bakmayı bilmiyor? Çünkü o zaman ben merkezci değil. E o zaman merkezi nere? Dışarısı. Dışarıda neresi? Sen, o, şu, bu, o, kendi hariç herşey ve herkes. Eee o zaman düşünebilecek bir beyne ve mekanizmaya sahip değil. Hayır mekanizmaya da sahip. Yani donanımsal olarak herşeye sahip. Eee neden o zaman dış merkeze yöneliyor. Çünkü donanımı kullanacak yazılıma sahip değil. E yazılım donanım ile birlikte yüklü gelmiyor mu? Geliyor. E neden sahip değil o zaman? Unutuyor, unutturuluyor. Kim unutturuyor? Çevredeki herkes ve herşey. İnsan neden unutucağı şeylerin bilgisi ile donandırılıyor o zaman? Bir bilene sormak lazım.

Kimdir bilen? Yaradan, Tanrı, Evren, Enerji, Çi, Can… Her ne diyorsan. Peki ne sorucaz ona? İşte o kişiye kalmış. Kimi “neden?” diye sorar, nedenlerini bulmak için debelenir durur. Nedenini bulmazsa da somurtur oturur. Bulursa da erdim sanar mutluluk duyar. Somurtup oturan kendine dünyayı zindan eder de, mutluluk duyan kendine dünyayı cennet edemez. O zaman mutsuzluk mutluluktan daha yoğun bir duygu mu yani. Kurban psikolojisine alışmış millet için evet öyle. Peki başka ne sorular sorar insan? “Nasıl?” diye sorar mesela. “Nasıl böyle olur?” diye sorar. “Kim yapmış, kimden kaynaklı, neden olmuş?” gibi sorular sorar. “Nerede bu olay başladı?” diye sorar… Anlayacağınız soru sorar da doğru, net ve güçlü sorular sormayı başaramaz.

Nasıl olur bu güçlü sorular? Nasıl daha iyi olabilir? Kimden destek alabilirim? Nasıl daha iyiye getirebilirim? Anlayacağınız insan sorar sormasına da doğru soramaz işte. Geçmişin izleri bırakmaz peşini. Geleceğin kaygıları. Nasıl olumlu düşünebilir? Nasıl güçlü sorular sorabilir insan? Kendini aldatmayı bırakıp oluşturduğu kafesinden çıkması gerekir önce. Sonra da doğru sorularla değiştirebilmeyi öğrenmeli. Anı anda yaşamalı. Farzetmemeli, varsaymamalı, yargılamamalı. Kolay mı? Değil? Mümkün mü? Evet? Nasıl mı? Her gün egzersiz yaparak. Bu da bir kas gibi nasıl kasları geliştimek için düzgün spor yapıp beslenmek gerekli, işte olumlu düşünmek, güçlü sorular sormak için de aynen böyle egzersiz yapmak gerek. Nasıl ve nereden başlamalı? Kendinden başlamalı. Her gün geç bir aynanın karşısına ve kendine söyle duyabileceğin şekilde “ben tekim, varım ve değerliyim”. İnanmıyorsan da söyle. Beyin kolay kandırılır. Gerçekle hayali ayırt edemez. Serap gördür ilk önce beynine, uzun zamandır çölün içinde unutma! Kolay iş kandırmak. Sadece vazgeçme yeter. Peki kandırırsam gerçek değilse neye yarar? Söylediğin, duyduğun gerçeğin olur merak etme.

Hadi ne duruyorsun kapa bilgisiyarını, kalk yerinden, her ne yapıyorsan bırak. Koş git bir aynanın karşısına ve başla tekrara. Aç kulaklarını dünyanın en güzel melodisine. Gönlünce istediğin kadar tekrarla. “ BEN VARIM, TEKİM, DEĞERLİYİM” Bir sonraki buluşmamız değerli varlığınızla olsun.

Sevgide Kalın…

SİTEDE ARA

Go to top