Oturdum sahile ve karşımda denizi gördüm. Sakin, durgun, tepkisiz karşımda duruyordu. Daldım öylece, sadece izledim.

Günün o saatlerinde bomboş oluyordu sahil de deniz de. Seyretmeye doyamıyordu insan serin suları ve isterse neler yapabileceğini bildiğin uçsuz bucaksız bir şeyin öyle istediği takdirde nasıl bu kadar sakin olabildiğini anlayamıyordu.

Sonra insanlar gördüm, her biri birbirinden farklı olan ve birer birer kendini karşımda duran sakin ve serin sulara bırakan insanlar. Kimisi alıp başını gitmeyi seviyordu. Ardına bakmadan, sadece kulaç atarak gidebildiği yere kadar gidiyorlardı, ama hepsinin yorulduklarında ve durmak zorunda hissettiklerinde yaptıkları şey aynıydı; “dönüp arkalarına bakmak”. Hiç istisnasız bu böyle devam etti. Duran herkes ileriye değil, geriye, geldiği yola bakıyordu.

Sonra ileriye doğru gitmeyen, bulunduğu noktadan gidebildiği kadar sağa doğru giden, yorulunca ayağını yere basan, gidebildiği kadar sola giden ve yine yorulduğunda yere basan insanlar. Ama onlar hiç gitmediler uzaklara. Onların alıp başını gitmeleri hep ayaklarını yere basabileceklerini bildikleri sularda, bir sağa bir sola ama hep aynı hat üzerinde oldu.

İskeleden atlayan çocuklar, yetişkinler gördüm. Suyun ne kadar derin olduğunu tartışıyordu onlarda. Çarpmaktan korkuyorlardı bir yerlerini ama en çok da onlar eğleniyor gibi gözüküyorlardı. Kimse çarpmadı bir yerini önceden tartıştıkları gibi. Ama bu tartışmalar onlara vakit kaybettirdi. İlk karar verdiklerinde atlasalardı çok daha erken eğlenmiş olacaklardı.

Çocuklarını bu sakin ve serin sulara sokmaya çalışan anne babalar gördüm. Ağlıyordu bazı çocuklar ve kahkahalar atıyordu bazıları. Çocuklar gibi eğleniyordu kimi anne babalar, sadece eli belinde çocuklarının başında bekliyordu kimileri. Kimileri sadece olanı kaydetmeye çalışıyordu. Çocuklarının ağlaması veya eğlenmesinden çok onun yaptıklarını kaydetmekle meşgullerdi.

Denizden su taşıyordu bazı çocuklar ve bazıları da kum çıkarıyordu denizin içinden. Hepsi de kovalarını kullanıyordu her ne kadar farklı şeyler de doldursalar içine bu taşıma işlemi sırasında. Ellerindeki malzemeyle yapmak istedikleri farklı da olsa yapabiliyorlardı işte.

Giderek kalabalıklaşıyordu sahil ve giderek daha çok insan kendini sulara bırakıyordu. O kadar uzun süre izlemişim ki olanı biteni, bir süre sonra hepsi birbirine karıştı. Kim kimdi? Hangisi alıp başını uzaklara gitmişti, hangisi hep ayakları yere basar yüzmüştü? Hangi çocuk ağlamıştı, hangisi gülmüştü? Kumu kim, suyu kim taşımıştı? Hiçbirini bilmiyordum artık. Kaybolmuştu herkes, her şey. Sadece o uçsuz bucaksız ve her durum karşısında aynı duran büyük su parçası vardı karşımda. Onun hiçbir şeyden etkilenmeyişi ve içine aldığı herkese aynı şekilde davranışı hayran olunmayacak gibi değildi. Kendi istemediği takdirde dışarıdan gelen hiçbir kuvvet onun oluşunu değiştiremiyordu. Öylece merkezinde durabiliyordu.

Kapattım gözlerimi ve onun kucağına bıraktım kendimi oturduğum yerde. “Acaba” dedim, “acaba karışabilir miyim sana, kaybolabilir miyim sende ve sen olabilir miyim? Tıpkı güzel bir sevgilinin aşığını sarıp sarmaladığı gibi sen de beni sarar sarmalar mısın? Sen de beni güzel sevgilinin aşığını olduğu hali ile çağırdığı gibi olduğum gibi kabul eder misin, her nasıl gelirsem geleyim yine de gel der misin? Söylesene tüm bunları yapabilir misin?”

O an da gözlerimi açtım. Kulaklarımda “sen yeter ki gel, gel de güzel sevgilinin de ben, senin de ben, her şeyin ben olduğunu hisset” diyen bir sesin aşkı ile bu kez gerçekten bıraktım kendimi serin sulara ve her yerde olan o tek güzel sevgilin koynuna…

Mutlu bayramlarımız olsun canlar. Her baktığımız yüzde, her duyduğumuz seste, her dokunduğumuz canda, güzel sevgili ile bulaşacağımız ve onun için öfkelerimizi, nefretlerimizi, samimiyetsizliklerimizi, korkularımızı kurban edeceğimiz, sadece sevgiye ve sevdiklerimize odaklanacağımız, aldığımız her nefese her an şükredeceğimiz ve hayattaki en kıymetli şeyin aşk olduğunu tüm kalbimizle hissedeceğimiz nice bayramlarımız olsun.

Gözlerimiz görsün, kulaklarımız duysun, kalbimiz hep çarpsın Aşk’la…

SİTEDE ARA

Go to top