KALBİMİN YARISI BURADAYSA DOKTOR…
.
 YARISI ADANA’DADIR 
.
O SICAK ŞEHİRDE…
.
SICAK İNSANLARLADIR…

.
Cerrahpaşa’da uzmanlığımı alıp aklımda hiç yokken Adana’ya gidişim 1989 yılıydı.

Daha önce hiç görmediğim bu şehri, Yaşar Kemal’in romanlarından, Vahi Öz’ün filmlerinden biliyordum.

O yıllarda Adana henüz büyük bir kasaba görünümündeydi. Arabamla şehre girerken beklediğimden fazla yıkık döküklük, moralimi bozmuştu…

Ama Tıp Fakültesinin modern donanımı, kısa sürede edindiğim arkadaşlarım ve en önemlisi Adana insanının o kendine has sıcaklığı çok kısa sürede ”iyi ki gelmişim” dedirtmeye yetti.

Gerçi hala ameliyat bitiminde  hemşire hanımın ”valla hocam cıncık gibi oldu” dediğinde , ya da otoparkçı ” Anarya gel deyze oğlu!” diye bağırdığında ne dendiğini tam olarak anlamasam da, bu şehirde mutlu olacağımı hissediyordum…

Tipim, ortama uyum sağladığından herkes Adanalı olduğumdan emindi ” Abi yenge yabancı galiba” diyorlardı…

Babutsa ile tanışmam da ilk yılımın sonlarına doğruydu galiba. Bizim sokaktan geçen tablacıda görmüştüm. Kaktüs yumrusu diye bildiğim bu dikenli tuhaf şeyin yenilebilir olduğu hiç aklıma gelmemişti.

“Soyuum mu iki tane yiğenim?” dedi yaşlı adam. Sonra da benim tereddüdüme aldırmadan elindeki kalın eldiven ve bıçağıyla o dikenli kabuğu soyup bıçağa sapladığı içini bana doğru uzattı. Yarısını ısırdım. Tadı çok güzeldi. Buz kalıpları üzerinde soğumuş olduğundan çok da serinleticiydi o sıcakta…

Sonra Hint inciri denen bu meyvenin nerede satıldığını görsem, kırk yıllık Adana delikanlısı havasında yaklaşıp ”Dayı soy da yiyek” diyordum…
.
Dün Çukurova Tıp Fakültesinden Mesut geldi ziyaretime bana babutsa getirmiş.
Artık marketlerde soyulmuş da satılıyormuş… 
Beni sislerin arkasındaki anılara götürdü… O sıcağı ve nemi hissettim.
”Soy da yiyek dayı!” dedim kendi kendime… Sonra sanki bıçağın ucunda uzatılmış gibi attım ağzıma bi babutsa…
20 yılın tadı vardı..

SİTEDE ARA

Go to top