Sorun şu ki; “Gerçekten istiyor musun?”

İstisnasız hepimizin kendimiz ile ilgili memnun olmadığımız, olmasını veya değişmesini istediğimiz pek çok şey var hayatımızda ve de bunların değişmesi için hepimizin değil ama bir çoğumuzun yaptığı bir sürü farklı şey, denediği yöntemler de var.

Sadece bu durumu göz önüne alarak insanları birkaç gruba ayırmak mümkün sanıyorum.

  • Ne olursa olsun değişmek için hiçbir çaba sarf etmeyen ve ne kadar şikayetçi olursa olsun, yaşamına aynen devam insanlar.
  • Değişmeyi çok isteyen ama kendince çaba sarf edecek gücü ve zamanı olmadığını söyleyen insanlar.
  • Kendinde bazı şeylerin değişmesini isteyen ve bunun için çaba harcayan insanlar.

İlk iki gruptaki insanlar genelde “şikayet enerjisi” ile beslendikleri için, onların değişim konusundaki isteksizliklerini ve emek harcamaktan kaçınmalarını anlayabiliyorum. Benim asıl üzerinde durmak istediğim, son gruptaki insanlar. Çünkü onları da kendi içlerinde;

  • Çaba harcamaktan vazgeçmeyip değişimi gerçekten isteyen ve sonunda başaran insanlar,
  • Çaba harcama konusunda hiç de fena olmayan, değişim adına bir şeyler yapan ama neticede değişimi bir türlü gerçekleştiremeyen insanlar olarak ikiye ayırabiliriz.

Bu iki insan grubu aynı amaçla aynı yöntemleri deneseler de sonuç değişmiyor. Neden dersiniz? Evet sorun şu ki; “Gerçekten istiyor mu?”

Bunun en kolay şu örnek ile açıklanabileceğini düşünüyorum. Sigarayı bırakmak isteyen iki kişi düşünelim. İkisi de aynı yöntemi denediler. Sonunda biri bıraktı, diğeri ya bırakamadı ya da bıraktı ama kısa bir süre sonra tekrar başladı. Niye? Tek bir sebebi var. Birisi bunu gerçekten, tüm kalbi ile istiyordu ve başardı. Yöntem onun için çok da önemli değildi. Bu değişimi gerçekten istediği için zaten her şekilde başaracaktı. Diğeri büyük ihtimalle ya gerçekten işe yarayıp yaramayacağını merak ettiği için ya birileri yaptı ben niye yapamayayım diye ya da bir de bunu deneyelim bakalım diye aynı yönteme başvurmuştu. Sonuçta başaramadı. Ya da kısa bir süreliğine oldu zannederek, büyük bir hızla eskiye döndü. Çünkü kalpten gelen bir istek yoktu değişime karşı. Değişimi kucaklayacak ve sonrasında ne olacak, nasıl biri olacak bilmediği için cesareti de yoktu aslında. Niye bu örneği verdim, çünkü bunu yaşamış olan biriyim. Yıllarca bıraktım, tekrar başladım. Bir sürü şey denedim, yine eskiye döndüm. Çünkü bırakmak falan istemiyordum ki. Sadece deniyordum işte ama sonucunun aynı olacağını içten içe biliyordum. Sonra bir gün bir de baktım ki oluverdi; herhangi bir yöntem olmadan, kendiliğinden, çabasız, acısız, bir çırpıda. Neden biliyor musunuz? Çünkü gerçekten çok istedim, tüm kalbimle istedim ve yaptım…

İşte bana göre bu değiştirmek istediğimiz her şey için geçerli. Yani ben şöyleyim, ben böyleyim, bana hep bu oluyor, hep aynı şeyleri yaşıyorum, vaktim yok, vs. vs. vs. vs. Saymakla bitmeyecek bir sürü şeyden şikayetçiyiz. Kabulünse bunlar ve sana rahatsızlık vermediğini düşünüyorsan ve şikayet etmiyorsan eyvallah, öyle kalabilirsin, kime ne. Ama rahatsızsan, acı çekiyorsan, mutsuzsan ve bazı şeyleri düzeltmen, değiştirmen, bırakman ya da güçlendirmen gerekiyorsa “olmuyor” diye bir şey olamaz.

Olmuyorsa, gerçekten istemiyorsun demektir. Olmuyorsa, bilmediğin bir alana girmektense bildiğin yerde debelenip durmayı tercih ediyorsun demektir. Olmuyorsa, sen oldurmuyorsun demektir… Ve sorun şu ki; “gerçekten istiyor musun?”

Kalpten iste, Aşk’la…

 

SİTEDE ARA

Go to top