Hayatınızın bir gün içinde değiştiği oldu mu hiç? Evet, her şey hep bir anda oluyor.  Aldığınız bir haberle mutluluktan uçtuğunuz gibi yerle bir olabiliyorsunuz. Kocaman yaşamın içinde her şey var!

Kocaman toprakta kaktüste yetişiyor, gül de, lale de… Laleye elini uzattığında burnuna dünyanın en tatlı kokusu gelirken, kaktüsü koklamak için dokunmak istediğinde eline dikeni batabilir. Yani toprak mı suçlu şimdi? İkisi de aynı yere ait. Sadece biri kaktüs olmuş, biri lale… Kocaman toprakta lale yetişse ve biz hiç kaktüsün nasıl bir şey olduğunu bilmesek kim bilir nasıl olurdu?

Ne demek istiyorum?  Sadece mutluluk olsa biz acının ne olduğunu bilmesek nasıl olurdu? Canımız hiç yanmasa, hiç korkunun en alev alev halinin üstünden geçmesek, hep ışığı bilsek, o gerçekten ışık olur muydu?

………………………………………………………………………..

Bir süredir buralarda yoktum, çünkü hastaydım. Evet, insan kendine ‘hasta’ kelimesini yakıştırmak istemiyor ama öyle…

Hayatımın en zor, en yorucu, en yoğun, en öğretici yaz mevsimini geçirdim. Hayatımda ciddi hiçbir sağlık sorunu ile karşılaşmazken 21 haziranda hayatımda görmediğim kadar doktor görüp, 9 temmuzda ameliyat oldum.  Çok şey de öğrendim ve öğrenmeye de devam ediyorum.  Ameliyat olmadan önce tüm süreci, on seneden beri içinde olduğum yoganın kalbimdekileri birleştirmeye niyet ederek kitap yazmaya karar vermiştim. Birkaç hafta önce yazmaya başladım. Ne zaman bitiririm bilmiyorum ama tüm bu “zor ve yorucu” deneyim, sonunda en sevdiğim şeyi yapacak cesareti verdi. Hayat çok acayip, zorluluğu verirken gücü, karanlığı verdiği gibi onu dönüştürecek yolu aslında hep veriyor. Yani demem o ki; kitap yazıyorum.

………………………………………………………………………….

Tüm zorlu süreç kendimi çoğu zaman ilerlemem gereken bir video oyunundaymış gibi hissettirdi. Tam zorluğu aşıyorum dediğim anda, başka bir zorluk çıkıyordu. Geminin batacağını düşündüğüm anlar bile oldu. Karanlığının altında boğuluyormuş gibi hissettiğim zamanlarda ama çok güzel dostlar tarafından sarıp sarmalandım ve inanıyorum ve biliyorum ki hayat hep destekledi.

O yüzden sana şunları açık kalplilikle söylemek isterim ki, her şey geçiyor. Bu yazıyı yazmaya başladığım an bile geride kaldı. Hayatında tam şu an hangi zorlukla mücadele ediyorsan HER ŞEY GEÇİYOR! Biz geçmeyecek, bitmeyecek sanıyoruz oysa kocaman yaşam. Merak etme senden ve benden daha bilge ve tek yapmamız çırpınmadan okyanusa güvenerek yüzmeye isteklilik göstermek.

Güven hissi, güven kelimesini kullanarak oluşmuyor ya da hepimiz birbirimize bağlıyız diyerek de oluşmuyor. Güven, çaba sarf etmen ya da kazanman gereken bir şey de değil. Çiçeğin kendi zamanı gelince açması gibi içeriden gelen ve zaten özünde olan bir şey. Bahçedeki farklı türdeki çiçekler olarak bazılarımız daha rahatça, bazılarımız ise hırçınlıkla güneşe teslim olmayı deneyimliyoruz. Tabi ki buna göre her şey değişiyor. Papatyanın özü papatya olmak, gülün özü de gül olmak…  Toprak ana, tepedeki güneş, ılık rüzgarlar, bereketli yağmurlar tohumun kendisi gibi büyümesi için hep destek değil mi?

Kocaman yaşam, aslında sen kendi özünü yaşa diye elinden geleni yapmıyor mu? Etrafına dönüp bir baksana...  Görmüyor musun? Bak, yaşam seni buraya kadar getirdi, tam buraya kadar geldin. Merak etme,  gül olman gerekseydi gül olurdun. Neden papatya olmanın keyfini sürüp, güvenle kendini rüzgara, güneşe, toprağa teslim etmeyesin ki.

Kendin gibi olmana izin versen bugün ne yapardın?

 

SİTEDE ARA

Go to top