Yazmak belki beni iyileştirmeye yardımcı olur diye yazıyorum, çok sevdiğim bir arkadaşımın tavsiyesiydi, derdini yazıya dök, içini boşalt dedi. Ona hak verdim, sıkıntılarımı kelimelere dökersem belki hatanın nerede olduğunu görürüm diye düşünüyorum.

Kalbimin üzerindeki kocaman ağırlığın altında günden güne küçülmekteyim, hiç alışık olmadığım bir durum kendimden endişeliyim. Birkaç gündür üzerimdeki ruh hali git gelli, bir yandan bağıra çağıra ağlayasım, bir taraftan gözlerimden yaşlar gelene kadar gülesim, gelmişine geçmişine en iyi dileklerimi sunasım var. Sizin anlayacağınız hiçte dengede değilim, onca uğraşıp hayatıma soktuğum denge hali sallantıda, bütünümü parçalara bölmekteyim. Normal hayatımda ki güçlü, her zorluğun üstesinden gelebilecek, azimli halimi kaybetmiş, yolumdan şaşmışım, yokuş aşağı son sürat gitmekteyim. Kurduğu kağıttan kuleleri çökünce, enkazın altında kalmış, yüksekten düşüp, yere yapışmış, güvenli dünyasına kocaman bir delik açılmış gibi çaresiz hissediyorum. Bu kadarmış, her zaman güçlü olamazsın kendine yıkılmak için izin vermen, iyice dağılman zamanı gelince de toplanman gerek diyorum. Göz yaşlarım hazır ol da bekliyorlar, sular seller gibi akmak için, işin garibi çoğunlukla içimi yıkayıp arındıran, beni ayağa kaldıran göz yaşlarım, bu sefer beni daha melankolik yapıyorlar.

Sanırım son günlerde yaşanan çocuk ölümleri ve o çocukların çaresizlikleri içimde açılan deliği büyütüyor, içime kan damlıyor, duymamaya ya da görmemeye çalışmak çare değil izledikçe içimdeki düğüm öyle sıkılaşıyor ki nefes alamıyorum. Dünyada güvene dayalı ne varsa bir halı gibi altımızdan çekilmiş, boşlukta savrulup gidiyoruz. Alp’in şaklabanlıkları yüzümü güldürüyor, hayattaki güzellikleri hatırlatıp dünyamı aydınlatıyor ama hüzün bir yerlerden çıkıp tekrar beni buluyor. Hayretle gülümsemenin bile insana ağır gelebildiğini anlıyorum. Matıma sarılıp kendimi bu melankolik durumdan çıkarmaya uğraşıyorum, ne yaparsam yapayım, içimdeki neşeli kadını dışarıya çıkmaya ikna edemiyorum. Ağlamadan, mümkün olduğunca kendimi dinleyerek pratiğimi yapıyorum, denge hareketleri, içimdeki dengesizliğin dışa vurumu gibi sallanıp yıkılıyorum kendimi daha fazla orada kalmaya zorlamıyorum. Anlıyorum ki, bazen büyük bir aşkla peşinden gittiğim yogam bile teselli olmuyor. Önümde açılan kocaman çukura bakıyorum, atlayıp gitsem kaybolsam, kimse için büyük bir kayıp olmaz diye düşünüyorum.

Sonra kendine gel nereye gideceksin, gidip ne yapacaksın diyorum. Neden bu halde olduğumun farkındayım ama dillendirmek istemiyorum, konuşmaz ve görmezden gelirsem unutabileceğimi ve tekrar iyi hissedebileceğimin farkındayım ama bu aralar iyileşmek istemediğimin de farkındayım. İki ucu pis değnek durumları ve etrafta olup bitenler durumu daha da ağırlaştırıyorlar. Kendimi görünmez kılmak için öyle derinlere saklanmak istiyorum ki kimse beni bulamasın bu aralar dertlerime deva olunmasını da istemiyorum. Elimden geldiğince, aman boş ver, vur tekmeyi gitsin ya da görmezden gel moduna geçmeye çabalıyorum, en korktuğum duygunun, çaresizliğin beni ele geçirmek için pusu kurduğunun farkındayım, daldığım derinlerden çıkmak için tüm gücümü kullanmaya gayret ediyorum. Daha önce kendimi hiç böyle bir durumda bulmadığım için şaşkınım ve korkuyorum, kendime sıkı bir tokat atıp kendine gel diyesim var.

Zaman diyor içimdeki ses, zaman sana ilaç, ayağa kalkman için destek olacak, biraz yavaşla dur dinlen her zaman güçlü olman, dimdik durman gerekmiyor. Kendimi dinlemek biraz olsun iyi geliyor, insan ancak kendi yaralarını kendi sarabiliyormuş, göz yaşlarımın içimi yıkayıp beni arıtmasına izin veriyorum. İçimdeki neşeli kadın, kahkaha atamasa bile gözyaşlarının arasından da olsa gülümsemeye gayret ediyor, biraz olsun rahatlıyorum. O kadar kolay değil vazgeçmek diyerek matımı toprağa yayıyorum, çıplak ayaklarla toprakta geziyorum, üzerimdeki bütün negatif enerjiyi toprağa bırakmaya, kendimi sakinleştirmeye çabalıyorum. İnsanız ve çokça kusurluyuz bazen kendi yüzümüzden bazen hiç suçumuz olmayan durumlardan yıkılabiliyor, kendimizi ihanete uğramış gibi hissedebiliyoruz. Bu dip durumu çok uzun sürdüğü taktirde, iyileşmek zorlaşabiliyor, seni iyileştirebileceğini söyledikleri hiçbir ilaca değil, kendine inan ve silkelen. İlaçlar değil, olumlu düşünceler, unutmak ve affetmek iyileştirecek seni, kalk ayağa kendi yoluna tekrar çık, ara sıra izin ver yoldan çıkmaya, ama yine dön hayata, tüm zorluklarına rağmen yaşamak güzel ve yaşamı olduğu gibi kabul etmek gerekli.

Hoşça kalın, sevgide ve bütün olarak kalın.
Namaste Bursa/Temmuz-2018

 

SİTEDE ARA

Go to top