Facebook geyikleri. Bugün bu konuya takıldım işte. Çok acımasız, düşüncesiz, aptalca ama varlar işte.

‘’Eşyaları aldığın; insanları hak ettiği yere koyacaksın’’.

‘’Laf yetiştirmekte başarılı kişiler, kendini yetiştirmekte başarılı olamaz’’.

‘’Kuyumu kazmaya çalıştığınız kürek benim ise eğer, sapına dikkat edin’’.

‘’Attığınız kazıkları saklıyorum ki döndüğünüzde sizi ağırlayacak yerim olsun’’.

Bir de kendin için olanları vardır. Genelde Sebastian’a söylenir. Bence Yalnızlık işte. Sesin uzak yerlerden duyulur diyeceğim de, aslında yankılanır sadece. Fizan’da bir sevdiceğin vardır da ona sesleniyorsundur’’ Rakı yanındakilerle içilse de kadeh aklındakine kalkar.’’ Duymasını istediğin duydu mu bilmem ama 10 kişi beğenir. 3 kişi paylaşır. Sevinirsin. Canım arkadaşlarım...

Aylardan Ocak. Hava karlı. Penceremden bir kar fotoğrafı çekerim hemen. Paylaşırım. Kar yağıyor. Evinin manzarası benimki kadar güzel (!) olan 2 kişi paylaşır. 8 kişi beğenir. Cümle alem kar yağdığını senden öğrenir. Sevinirsin. Canım arkadaşlarım…

Sonra?... Sonra Sebastian’a döner ve dersin ki:

‘’Soran olursa, kendini sevdi dersin Sebastian’’.

‘’Ararsa, artık çok geç de Sebastian’’.

‘’Gözden ırak olan, gönülde rakı olur Sebastian’’.

‘’Biliyor musun Sebastian, 1 dakikasını bile hak etmeyen insanlarla çok vakit geçirdim’’.

‘’Benim hastalığımın tek çaresinin ÇAY olduğunu söyle ona Sebastian’’

‘’Bana yeni bir kafa lazım Sebastian, eskisi çok fazla düşünüyor’’.

Şimdi diyorsunuz ki nereden çıktı bu geyik? Vallahi de niyetim geyik değil. Ciddiyim. Uzun bir zaman diliminden beri, kendimi arkadaşsız ve yalnız hissediyorum. Arayanım, soranım var da, "umarım beraber bir program yapmak istemez’’ umudunu taşıyan arayanlarım var.

Medeni her kişi gibi sorunlarımı çözebilmek için psikiyatra gidiyorum bu ara. Yalnızlık mı çekiyorum? Ya da tek başınalık mı benim durumum? Kendim mi bu yola soktum acaba kendimi? Sordum tabii. Aldığım cevap çok acımasızdı arkadaşlar. "Bu yaşta fazla seçici olma arkadaşlık konusunda’’ dedi doktorum, yani tercüme edersek bu tavsiyeyi: "Artık yaşlandın. Kimi buluyorsan etrafında, onunla idare et artık. Fazla incesine bakma’’ dedi açıkça.

Nasıl bakmam? Bir arkadaşım paylaşmış sosyal medyada:

‘’Ağaçtan maşa, aptaldan paşa olmaz’’ demiş. Gel de iyi geçinmek uğruna itiraz etme buna. "Bak arkadaşım, benim çekmecemde tam da 2 tane tahta maşam var. Aptaldan paşa olmazmış. Oluyor, neler neler de oluyor. Uzayda mı yaşıyorsun sen?’’ demez miyim şimdi?

Biri de şöyle yazmış:,

‘’Çok yer görmüş olabilirsin ama sonradan gördün ise sıkıntı var’’. Nasıl yani? Bak şimdi arkadaş, ben üniversiteyi bitirene kadar her yaz Sürmene’de tarla belledim, kazdım, mısır ektim, topladım, dağdan kuru yaprak taşıdım boyumdan büyük sepetlerle. Fındığa gittim, değirmende mısır öğüttüm, 10 km uzaklıktaki evime taşıdım. Sabah ineği otlamaya götürdüm. Evden kaçıp, ağaçların tepesinde Mayk Hammer okudum gizlice. Sırtıma çocuk bağladılar ben çocukken. Onlar sırtımda, ebelemece oynadım. Sonra büyük büyük bir şirkete, büyük büyük bir müdür oldum. Uçak korkumun elverdiği uzaklıklara gittim. Görmemişin tekiydim. Görmüşün teki oldum. Bir sıkıntı var mı? Var. Yalnız geziyorum hep. Neden mi? Bilmemmm. Onlara sorun, bana değil.

Bu konunun altına sizi şenlendirecek fotoğraflar koyayım dedim. Dedim de nereden bulayım? Yalnızlık hissinin fotoğrafı mı olur?

Olurmuş. Buldum. Bu seansta psikiyatrımla bu konuyu ciddi ciddi incelememiz gerek diye düşünüyorum. Onlarca ‘’BANK’’ fotoğrafı buldum. Yalnız, bir köşede veya ortalık yerde ama yalnız. Ya manzaraya ya da öylesine şehre bakıyor. Ama dertli. "Biri gelir de kucağıma sığınır mı? Yorgunluğunu benimle paylaşır mı? Merak etme yine geleceğim, seni anlayacağım, yalnızlığını paylaşacağım, birlikte hayata, manzaraya, havaya, suya bakıp, sohbet edeceğiz der mi?" dercesine öyleee.. işte öyleeee.

Yalnız kalmayın, sevgi ile kalın.



2 arkadaş Oxford'un ünlü kolejlerinde yalnız olamazsınız numara yapmayın bana





Sen de yalnız ayağına yatıp misafir bekliyorsun yani...



Oxford'un emeklisi. Artık eski entellektüel insanlar kalmadı mı



Sana da pek yalnız denemez. Güzel bir pencere altı bulmuş dedikodu dinliyorsun işte




Manzaram güzel ama içim kara diyorsun yani



Garmischli olmak nasıl bir duygu bilemem ama seninle olmak güzel



İçme kızım şu sigarayı



Burnunun dibinde diziler çekiliyor. Hiç yalnız kalmıyorsun işte.



Anlayamıyorum seni. Wolfgangsee'ye karşı yalnızlık çekilmez.




Anlaştık değil mi artık yalnız olmak yok. Geleceğim yine...

SİTEDE ARA

Go to top