“İnsanlar plan yapar ve Tanrı onlara güler”
miş. Ben değil, Gabriel Garcia Marquez öyle söylüyor.

Artık Tanrı mı güler, evren mi güler, hayat mı güler, konu komşu mu güler, el alem mi güler bilmiyorum? Kim bilir, belki biz kendi kendimize güleriz, “hiçbir şey planladığım gibi olmuyor, şaka mı bu” diye…

Geçtiğimiz hafta oğlumun okulu tatildi. Ve ben de bir hafta öncesinden programladım bu tatil haftasını. Benim olmazsa olmazlarıma (yogama yani) dokunmadan, yapmamız gereken şeyleri güzelce planladım. Şu gün şu yapılacak, şu gün oraya gidilecek, falan filan. Çünkü bir sakıncası yoktu plan yapmanın, an’ı yaşamaya engel değilse, ya da işler istendiği gibi gitmediğinde “eyvallah” denilebiliyorsa…

Peki ne oldu dersiniz?

Tahmin ettiğiniz üzere hiçbir şey planladığım gibi gitmedi. Pazartesi günü sabahtan yapmayı planladığımız şeyin saati değişti ve tüm günün akışını değiştirdi. O akşam ben aniden nezle oldum. Sabah uyandığımda, gördüğüm rüyanın da yardımıyla, bunun bir gün öncesinde yaşadığım farkındalıktan dolayı olduğunu fark edip ağlayıp durdum. Aslında ben salı sabahı için uzun zamandır yapmak istediğim bir şeyi planlamıştım ve bunun için başka bir işimin gününü değiştirmiştim ama hiçbir şey planladığım gibi olmadı. Salı günü evden çıkamadım çünkü bütün gün burnumu silerek yattım ve ara ara ağlamaya devam ettim.  Çarşamba günü “yogam var, o gün bir şey yapamam” dememe rağmen, salı günü benim o çok istediğim şeyi yapabilmem için, perşembe gününe kaydırdığımız program karşı taraf tarafından acil bir durum sebebi ile çarşamba gününe alındı, yogaya gidemedim. Şaka gibi değil mi? Tabii, bu arada oğlum hiçbir şeyin farkında değil, ona sorsanız her şey tıkır tıkır işliyor, anası sağ olsun ama gelin bana sorun, her şey kontrolümden çıktı 😊 Bir anne için bu ne demek bütün anneler bilirler değil mi?

Düşünsenize, bu kadar ufak ve basit detayları bile planlamamıza izin vermiyor hayat. Bu kadar basit bile olsa işler her zaman istediğimiz gibi gitmeyince hiç de öyle “aman canım eyvallah” denemiyor kolayca. Şöyle bir “kal geliyor” insana yani… “Nasıl yani” diyorsun, “hiç de böyle planlamamıştım”.

Bu kadar küçük planlarımız bile işlemediğinde kal geliyorsa, sadece birkaç günün bile kontrolü bizim elimizde değilse, neden tüm bir hayatın, ömrümüzün kontrolünü elimizde tutmaya çalışıyoruz. Tüm hayatımızı onun nasıl olmasını istediğimizi düşünüp plan yaparak ve kontrolü elimizde tutmaya çalışarak, kontrolsüzce harcayıp bitiriyoruz. Oysa ki bizler ufacık bir plan şaştığında dahi “eyvallah” diyemiyoruz çoğu zaman, daha büyük planlar şaştığında bunu nasıl diyeceğiz? O kadar olgun ve teslimiyet sahibi olmaya yetecek kadar vaktimiz var mı ki hayatta? Öyle ya, plan yapalım derken zamanı har vurup harman savuruyoruz.

Peki “plan yapmadan yaşanır mı”? En basitinden “erken rezervasyon indirimlerinden yararlanmasın mı yani insanlar” diyebilirsiniz.

Ne çelişkili değil mi? Elbette yararlansın. Ama o gün geldiğinde plan gerçekleşmezse “eyvallah” diyebilsin. Peki ya diyemezse? O zaman, o an geldiğinde üzülür, isyan eder ve şansız biri olduğunu düşünebilir. Ya da hiç plan yapmasın, hayatı plansız yaşasın, öyle her şeyi akışına bıraksın. Olur mu? O da olmaz… Akışta olmak demek, plansız olmak demek değil çünkü. Peki ne yapsın? Planlar yapsın ama gerçekleşmezse “eyvallah” diyebilsin…

Dönüp dolaşıp aynı yere geldik gördüğünüz gibi. Bir yerden başlayın bence. Önce küçük şeylerden mesela. Yürüyüş yapacaksınız ama hava yağmurlu, “eyvallah” ya da hava çok sıcak, ona da “eyvallah” gibi ufak şeyler için bunu deneyin. Çünkü biz ufak ufak öğrenemezsek, hayat bunu bize öğretecek durumları tekrar tekrar önümüze koyacaktır. 

Bana gelince, ne mi yaptım? Dediğim gibi önce bir kal geldi, yutkundum… Salı akşamı “tamam, eyvallah” dedim. Biraz nefes çalıştım, kendiliğinden gelişen durum ile uyuma geçtim. Hayat bu, olan ile uyuma geçtiğinde güzelleşiveriyor aniden. Sonra gülümsedim, “eyvallah” dedim, yola devam ettim.

Aşk olsun…

 

 

 

 

SİTEDE ARA

Go to top