Yumuşacık bir kalbin olsun… Kıskançlık, nefret, öfke, gurur ortadan kalksın… Sevinç, neşe, mutluluk, huzur ve bilgelik yoldaşın olsun… Tüm endişelerin, korkuların, sıkıntıların son bulsun… Aşk’a olan adanmışlığın ve teslimiyetin seni öz’e ulaştırsın… Ölümün düğünün olsun ve her an hasrette değil, vuslatta yanasın…

Aşk’a âşık olanlar toplandık bugün Konya’da Mevlâna Türbesi’nin avlusunda. Öyle bir anlatmış ki kâinatın her bir zerresine Hz. Pir aşkı, dünyanın dört bir yanından gelen aşıklar doldurmuş türbeyi bugün. Her köşeden “sevgi” fışkırıyor, gözyaşları aşk için akıyor ve kalpler aşkı zikrediyor. Benim de gönlümden hepimiz için yukarıdaki dua geçiyor…

Yoga’nın 4 Yolu’ndan biridir Bhakti Yoga yani Sevgi Yogası. Bu yolda ilerlediğinizde kalbinizdeki sevgi frekansı o kadar güçlenir ki, artık o frekansta titreşmeye başlarsınız. Doğalınız olur sevgi ve gittiğiniz her yeri onunla ısıtıp, onunla aydınlatırsınız. Ve sevginin nasıl titreştiğini hissetmek isterseniz mutlaka Pir’in “düğün günüm” dediği Şeb-i Arus zamanı Hz. Mevlâna’yı ve Sırr-ı Şems’i Tebrizi’yi ziyaret etmelisiniz. Etmelisiniz ki sevgi her hücrenize işlesin, etmelisiniz ki Bhakti Yoga olmalısınız ve Aşk’a âşık olmanın tadına varmalı, Aşk’ın kendisi olmanın ne demek olduğunu hissetmelisiniz.

Öyle ya, Aşk’ın ta kendisi olmasaymış Hz. Pir; şu satırlar nasıl dökülürmüş gönlünden:

“Ne halin varsa görmeye geldim…

Bendeki "sen"i senle buluşturmaya geldim…

Her şeyimi toparlayıp, yüreğinde gösterdiğin yere kurulmaya geldim…

Misafirliğe değil! Ev sahibi olmaya geldim…

Tüm sözleri çürütüp, seni dinlemeye geldim...

Gözlerimi kör, Gönlümü mest eden bakışlarına gark olmaya geldim…

Kırılan ümitlerini tamire geldim…

Hislerine tercüman olmaya geldim…

Halimi haline köle yapmaya geldim...

Aşkın hamurunu yapmaya geldim...

Davetsizce gönlüne emrivaki yapmaya geldim...

Ulu orta aşkın sendeki tecellisini seyretmeye geldim...

Her şeye hazırlıklı geldim...

KABULÜNE MUHTAÇ, REDDİNLE ÖLMEYE GELDİM!

EY YAR; Seninle ölmeye geldim…

Ateşsen yanmaya, Yağmursan ıslanmaya, Soğuksan donmaya geldim...

EY SEVGİLİ! Senden mücevherler değil, Tebessüm almaya geldim...

Ölümsen ölmeye, Hayatsan kalmaya geldim...”

Peki can! Sen, ben niye buradayız bugün? Aşk olmak bu ise; sevgili neyse o olmaya hazır mıyız? Bugün bize ne verdiyse o kabulümüz mü? Onun her tecellisine razı mı gönlümüz ve hazırlıklı mıyız her şeye?.. Yoksa sadece Aşk’a mı aşığız ve yok mu gücümüz Aşk’ın kendisi olmaya?..

Âşık olma, AŞK OL!

O halde bir “Huuu” diyelim, Aşk olsun, Şeb-i Arus’umuz kutlu olsun…

SİTEDE ARA

Go to top