Pek çoğumuzun arzusu, kendi kişisel yolculuğumuzda kendimizi dönüştürürken, başkalarını da değiştirmek. Tabi özellikle de sevdiğimiz insanları. “Mümkün mü bu?” diye bana sorarsanız, “bilmiyorum ama bence bu bir kandırmaca” diye cevap veririm size.

Bu diğerlerini değiştirme isteği, kendi yolculuğunuz ile yeni tanıştığınız zamanlarda herkeste önüne geçilmez bir şekilde ortaya çıkan bir arzu aslında. Başlangıçta kendisindeki mutluluğu ve farkındalığı, ilerleyen zamanlarda da gelişimi ve dönüşümü gören kişi, durumun verdiği haz ile bunu herkesle paylaşmak ve onları da beraberinde aynı yolda yürütmek isteyecektir. Okuduklarını, öğrendiklerini, yaşadıklarını paylaşacak ve sürekli bunlardan bahsetme ihtiyacı ile dolup taşacaktır. Nasıl olmasın ki; kendisi çok mutlu hisseden, bugüne kadar yapmış olduğu şeylerden nelerin ona iyi gelmediğini fark eden biri tüm bunları sevdikleri ile paylaşıp onların da hayatını hemen şimdi kolaylaştırmayı istemesin?

Ancak bu işler pek de öyle olmuyor işte. Yolculuğumda öğrendiğim ve öğrenmeye devam ettiğim en önemli şeylerden biri “tüm dikkatimin her an kendimde olması gerektiği”. Bunu yapabildiğinizde zamanla kendi dönüşümünüze tanıklık ederken, aynı an’da da diğer ol’an her şeye de tanıklık edebilme becerisi kazanmak kaçınılmaz oluyor. Dikkatiniz hep kendinizde olduğunda konuşma ihtiyacınız azalıyor, daha iyi bir dinleyici oluyorsunuz ve tabi ki dinlediğiniz her şeyden öğrenmenin önemini gözden kaçırmıyorsunuz. Kimseyi değiştirmek için bir çaba sarf etmiyorsunuz. Zaten bu konuda harcanan çaba sizi yormaktan başka bir işe yaramayacaktır. Zira hepimiz aynı yolda yürüyor olsak da, yolculuk boyunca kimimiz düz yolları keşfetmenin mutluluğunu yaşarken, en sevdiklerimiz hala önce dik yamaçlara tırmanıp, sonra düzlüğe inmeyi ya da hiç düzlüğe inmeden, tüm yolculuğunu sert kayalıklarda geçirmeyi tercih edebilecektir.

İşte sırf bu sebeplerden bile başkalarını değiştirmeye çalışmak boşa bir çabadır. Yapılması gereken en önemli şey tüm dikkatimizi ve farkındalığımızı kendimizde tutmak ve an’ı yaşamak olacaktır. Hani “siz değiştiğinizde herkes ve her şey de değişecektir” denir ya; ben bunun bile farklı bir şekilde ifade edilmesi gerektiğini düşünüyorum çünkü değişen şey sadece bizim bakış açımız, kimsenin veya hiçbir şeyin değiştiği yok. Bu egomuzu tatmin etmek için “Bak ben değiştim, sen de değiştin, gördün mü?” diyerek, kendimize yaşattığımız bir aldatmaca sadece. Ol’an şu ki; biz kişilere ve olaylara karşı farklı bakış açıları edinme becerimizi geliştiriyoruz. Böylelikle de bakış açımız değiştiğinde tüm gerçeklik değişiyor ve sanıyoruz ki başımıza gelen olaylar değişti, sevdiklerimiz değişti. Hayır sadece biz değiştik, bizim bakış açımız değişti o kadar…

Yolculuğunuzun tadını çıkarın. Siz nasıl ki olması gereken zamanda ve olması gereken yerde yolun düz tarafına geçtiyseniz, diğer herkesin de kendi zamanlarında ait olmaları gereken yer ve durumda olduklarını unutmayın. Dikkatinizi kendinizden çekmeyin çünkü ruhsal yolculuklarda hiçbir zaman bir garantisi yoktur bulunduğunuz noktanın. Ruhunuz Aşk’tan sarhoş olmuş ve damarlarınızdaki bu Aşk sizi yolun en güzel manzaraya sahip kestirme yollarına sokmuş olabilir. Lakin her sarhoşluk geçicidir unutmayın. Bu sarhoşluk halinde yaşadığınız şeyin sizin doğalınız olmasına ihtiyacınız vardır. Ve bunu ancak dikkatinizi kendinizde tutarak gerçekleştirebilirsiniz, başkalarını değiştirmeye çalışarak değil.

Sevdiklerinizin sizinle olmalarının bir sebebi olmalı. Onlarla yaşadığınız her şeye bu gözle bakın ve onları eleştirip, ikna etmeye çalışmak yerine öğrenmeniz gerekenleri öğrenin, fark etmeniz gerekenleri fark edin. Ol’ana tanıklık edin…Yoksa siz kendinizi değil, başkalarını değiştirip dönüştürme ve sonunda kendinize tam da istediğiniz gibi yol arkadaşları yaratma çabasında iken, tüm dikkatinizi kendinize verdiğiniz bir an’da fark edersiniz ki o güzel manzaralı yoldan çıkmış, çamurlu, inişli çıkışlı bambaşka bir yola geçivermişsiniz. Şaşırdınız mı? Şaşırmayın… Bir an’da en güzel manzaralı yola geçmiştiniz hatırlasanıza ve şimdi size “nasıl geldim buraya” dedirten çamurlu yol da onun kadar gerçek.

Her şey bir an’da olur, kaybolma ihtimali hep vardır ve tüm dikkatiniz kendinizde ve yolda olmazsa büyük ihtimal ile başınıza gelecektir.

Ne demişler: “Yola çıkıp varmayan, yoldan çıkıp varan yoktur!”

Aşk olsun…

SİTEDE ARA

Go to top