İşte başka bir yazı dizisi daha … Bunları yazarken hafiften sancılar yaşasam da sonrası çok büyük bir rahatlama oluyor.

Bu defa konu zihnin yapısı. Patanjali, Yoga Sutra’larda derlemeye başlamış ama zihnin yapısı o zamandan beri değişmediği için hala aynı tas aynı hamam devam ediyoruz.

Zihin acı çekiyor, acı çektikçe de kıpırdanma artıyor.

Sen de bazen zihninin kıpır kıpır olduğunu ve bir türlü huzur bulamadığını düşünüyor musun? Nasıl böyle huzursuz bir insana dönüştüm diye ara sıra kendine soruyor musun?

Sürekli bir tatminsizlik, hep bir şeylerin peşinde koşmak ve çok fazla beklentiye girmek zihnin acı çekmesine neden oluyor. Olaylar kontrolümüz dışına çıkıp bizim planladığımız gibi gitmezse hüsrana uğruyoruz ve çektiğimiz acı katmerleniyor. Küçük manevralarla yeni olasılıklar üretmek veya akışa bırakmak yerine zihnin dramlarına takılıp kalıyoruz. Zihin acı çekiyor. İşte bütün bunlar “duhkha”.

Duhkha Sanskrit dilinde acı çekmek demek. İngilizce dis-ease hastalık kelimesinin kökeni duhkha. Bir şeylerin yolunda gitmemesi anlamına geliyor.

Zihin orada olmadığında tatminsizlik yayılıyor.

Dışarıda çevrene baktığında göreceksin zaten. Birbirleriyle dışarı çıkmış insanlar karşısındakiyle sohbet etmek yerine “Ne yapıyorsun?” diye başkalarını arıyor, o zaman onunla çıksaydın dışarıya. Birlikte olduğun insanlardan ve gittiğin yerden keyif almaya çalışsana, niye arkadaşını arayıp taciz ediyorsun. Sonra şöyle bir ses geliyor, “Onlar da kebap yemeye gitmişler.”. Boş ver sen onları, birlikte çıktığın arkadaşınla sohbet edip önündeki yemeğin keyfini çıkarsana. Ertesi hafta onlarla çıkacak olsa belki bu defa karşısındakini arayıp taciz edecek “Ne yapıyorsun?” diye.

Yaşadığımız andan memnun olmayınca daha doğrusu orada olamayınca gerçekle savaşmaya başlıyoruz.

Gerçekle savaşmak…

Devamı sonraki yazıda.

SİTEDE ARA

Go to top