Vefa benim için önemlidir. Hayatımın her anında herkese vefalı oldum diyemem, mutlaka benim de hatalarım, ihmallerim ve hatta bencilliklerim olmuştur ama belli bir dönemden sonra bu konudaki hassasiyetimin arttığını ve eylemlerimi ona göre yönettiğimi söyleyebilirim.

Bana bir şekilde iyiliği dokunan, bana zamanını ayıran, bir bağlantı kurmama neden olan, derdimi dinleyen herkesi ben de anmaya, yanında olmaya, yardımcı olmaya çalışıyorum artık.

Hatır sormaya önem veririm mesela; hiçbir neden yokken arar, “sesini duymak istedim” derim, olmadı çağımızın kurtarıcısı WhatsApp tan ulaşırım. Bir şekilde aklımda ve kalbimde olduğunu anlatma biçimimdir bu benim.

Her kitabımda mutlaka arkadaşlarımdan bahseder ya teşekkür kısmında ya da karakter isimlerinde anarım onları, hatta birkaç arkadaşımın evcil hayvanlarına bile hikâyeler yazdım. Belki bu bazıları için önemsizdir ama dedim ya bu benim kalbimi gösterip “buradasın” deme şeklimdir.

Şimdi bunları kendimi övmek ve “aman ne kadar da vefalıyım” demek adına anlatmıyorum size, sadece vefalı olma kısmına girizgâh yapıyorum.

Dedim ya önemli diye; Gezginname kitabımda sırf vefayı anlatan bir hikaye bile yazdım ve zaman zaman konuşmalarımda da dile getiririm vefalı olmanın önemini.

Derler ya “Vefa sadece bir semt adı oldu diye” olmasın isterim çünkü. Kıymet bilmenin, değer bilmenin ne kadar bizi yücelttiğini geç de olsa anlayanlardanım…Ya da anladığımı zannetmişim, taa ki dün geceye kadar.

Farkındalık denen (ister pencere, ister perde, isterseniz de kapı deyin) şey bir anda açılarak yaşanan bir aydınlanma aslında. O güne kadar göremediğiniz gerçeğin apaçık ortaya çıkması ve sizin de algılamanız.

İşte dün gece yine böyle bir farkındalık yaşadım; vefa diye diye ortalıklarda dolaşırken, aslında KENDİME VEFALI OLMADIĞIMI FARK ETTİM.

Vaaavvv!

Fena halde etkilendim!

Fark edişler çoğunlukla can yakar…Bu sefer öyle olmadı. İçimde müthiş bir hoşgörü ile kabullendim gerçeği. Evet ben de kendime vefalı davranmalı, değerimi bilmeliydim.

Nedense herkesi takdir eden ben, kendime gelince bir acımasızlaşmalar, yetersiz bulmalar, karşılaştırmalar, “ama daha iyisi var bak” demelerle pek bir vefasızlık ediyormuşum.

Başarılarımı küçümseyip, yetinmeyi bilmiyormuşum. Hâl böyle olunca da çıkmaz bir sokağın içinde dönüp duruyormuşum. Taa ki bu farkındalığı yaşayana dek.

Artık biliyorum ki, insan önce kendi değerini bilmeli ve kendine vefalı olmalı. Kendini takdir etmeli ve onurlandırmalı.

Elbette kör bir egonun boş kanat çırpınışlarından değil, gerçek başarıların, emeğin ve gelinen noktanın bilinçli bir şekilde görülmesinden bahsediyorum.

Vefa… Çok önemli ama önce kendine; 2019 için pek çok dilekte bulunmuştum. Şimdi o dileklerin içine “her an, vefayı semt adından çıkartacak kadar kendi değerini bilerek bu yıla devam etmeyi” o listeye ekliyorum.

 

 

 

SİTEDE ARA

Go to top