Hani çocukları büyütürken uzmanlar hep derler ya; “onlara iki şıklı seçenekler sunun” … Böyle söylerler, çünkü hayatta bizi her an seçim yapmaya zorlayacak ve biz farkında olmadan seçimlerimiz kaderimizi belirleyecektir.

Her yapacağımız seçim, bir sonraki adımımızı belirler ve her adımdan sonra yeni bir seçenek daha çıkar karşımıza ve bu böyle, iç içe bir sarmal gibi sürüp gider ömür boyu. Her yaptığımız seçim, her attığımız adım, hayatımıza bir diğerini seçip başka bir adım atsaydık ne olacağını bilemeden yaşayarak devam etmemizi sağlar. Hayatın da güzel olan yanı bu olsa gerek, “aaa bu olmadı” diyerek başa alıp tekrar aynı ANa gelemiyorsun, yaptığın seçimin sonuçlarını yaşamak senin sorumluluğunda; seçimini değil ancak seçiminin sonuçlarını yeni yapacağın seçimlerle değiştirebiliyorsun.

Şu günlerde yeni bir diziden bahsediliyor, belki duymuşsunuzdur. Interaktif bir dizi “Black Mirror”. Ben henüz izlemedim ama oğlum dizinin içerisinde seçimler yaparak, diziyi yönettiğini söylüyor. Ona çok doğal gelmiş bu elbette, ama ben şaşırmadım desem yalan olur. Niye şaşırıyorum onu da bilmiyorum ya, şaşırdım işte yine de… İlk fırsatta bir bakacağım, nasıl bir şeymiş bu interaktif dizi denilen olay. Seçenekler neymiş, özgür iradeni ne kadar kullanabiliyorsun, yoksa kullandığını zannederken dizinin yaratıcısının istediği kadarına mı iznin var? !!! Oysa hayatın içinde insanın özgür iradesi var öyle değil mi? Seçeneklerimiz var ve biz yaptığımız seçimleri özgür irademizle yapıyoruz. Böylelikle de bu seçimlerle hayatımızı şekillendiriyoruz.

Peki ya sadece seçim yaptığımızı zannediyorsak ve aslında neyi seçeceğimiz de başından beri belli ise ve sadece seçim hakkımız varmış gibi gözüküyorsa?  Korkunç mu geldi? Niye ki? Bunun böyle olduğuna inanmadan yaşadığın sürece ne problem olabilir ki?

Al işte sana en büyük seçim: Hangisine inanıyorsun?

  1. Seçeneklerimiz var ve biz yaptığımız seçimleri özgür irademizle yapıyoruz. Böylelikle de bu seçimlerle hayatımızı şekillendiriyoruz.
  2. Seçim yaptığımızı zannediyoruz, aslında neyi seçeceğimiz kaderimizin bir parçası ve sadece seçim hakkımız varmış gibi gözüküyor ama seçeceğimiz şey zaten başından belli.

Aslında kaderini belirleyen şey seçimlerin değil, inandığın şeyler. Ya özgür iradenle yaptığın seçimler sonucu hayatını şekillendirdiğine inanır ve hayatının tüm sorumluluğunu eline alma cesaretini gösterip, hiç kimseyi suçlamadan, şikayet etmeden özgürce yaşarsın ya da her şeyin hatta seçimlerinin bile senin elinde olmadığına, her şeye önceden karar verildiğine ve sadece kaderini yaşadığına inanır, tüm hayatının sorumluluğunu başkalarına hatta ilahi bir güce atar, korkakça yaşamaya devam edersin.

Seçtiğin şey, inandığın şeydir ve hayatını belirleyen her zaman inançlarındır. İşte tam da bu yüzden inandığın şeylere dikkat et çünkü zamanla onlara dönüşürsün!

Aşk olsun...

SİTEDE ARA

Go to top