Hepimizin parmak izleri gibi kendimize özgü yaraları var ve yaralarımız yüzünden aynı olaylara farklı tepkiler verip duruyoruz. Bazen kendi yaralarımızı tam olarak bilmediğimiz için bilinçsizce tepkiler veriyoruz. Sonra başlıyor kavgalar, ağlamalar, ben bunu hak etmedim demeler.

Oysa içeriye giden yolda olanlar değişip duruyor ve o yollarda neler olduğunu bilmek ve o yoldaki bir şeyleri değiştirme çabasına girmeden kabul etme haline gelebilmek tüm yaşam boyu devam eden bir yolculuk. O yüzden attığımız adımların nasıl bir etki ile bizi etkilediğini kavramaktan sorumluyuz.

Aradan geçen senelere rağmen halen eski yaralarımın etkisi altında tepki verdiğim zamanlar oluyor. Yaralar geçiyor, iyileşiyor, her şey geçti, gitti sanıyoruz, oysa öz’de öyle olmuyor. Tabi ki geçiyor, gidiyor  her şey kendince ama bir iz bırakıyor ve kalan izle başa çıkma yolumuzun hepimizin farklı. Kimimiz ‘ben iyiyim’, ‘her şey yolunda’ gibi tavır sergileyip, kendini koruma eğilimine girip, dışarıya karşı sertleşmeye başlıyor. Kimimiz her gördüğüne ağlamaya, ilgi istemeye başlıyor, yardımlarla, güzel cümlelerle ayakta kalıyor. Yara ile bilinçsizce baş etmeye yoluna giriştiğimizde kelebek etkisi ile her şey birbirine girmeye başlıyor. Kimse canı yanmasın istiyor, benim manyak olmam lazım, canımın acımasını istemek için ama biliyorum ki oluyor!

Zamanında sevdiğim adam, başka biri var demişti.. O an kendi dünyam için her şeyin birbirine girdiği andı. O kadar öfke doluydum ve canım o kadar yanıyordu ki, bir anda hayatımda olan her şey anlam kaybına uğramıştı. Ağladım, yasımı tuttum. Bir noktadan sonra kendini yarandan ayrışma eğilimden vazgeçince ve onun acısıyla kalmayı öğrendiğinde yara halen orada olsa da acıtmamaya başlıyor. Böylece yaranın başka yerlere sıçramasını engelliyorsun, önce onu kabul ederek, tamam sen de varsın , seni de kalbime alabilirim dediğinde insanın kalbi de yumuşamaya başlıyor ve tatlı bir rahatlık sarıyor. 

Nasıl biliyor musun dostum? Eskiden deliler gibi ağladığın yaralara, artık  üstünü örtmeye çalışmadığında, deli gibi orayı iyileşleştirmek için çırpınmadığında, onunla kalmayı deneyimlediğinde zaten değişiyor. Birileri sorduğunda anlatıyorsun, sana ait, her parçası senin geçmişin olan anılarını anlatıyorsun ama artık fark ediyorsun ki, kalbin sızlamıyor. Film izler gibi yarana kapılmadan sohbetler edebiliyor, o yarandan öğrendiklerini paylaşmaya bile başlıyorsun. İşte tam o zaman iyileşme gerçekleşmiş oluyor!

Dünya fazla küçük, dönüp dolaşıp birbirimize çarpıp duruyoruz. Azcık daha hassasiyet tüm yaralarımıza öyle iyi gelir ki..Çünkü tüm hırçınlığımız, yaralarımızdan geliyor..

O yüzden yaralarımızı ne yaptığımızdan sorumluyuz..

 

SİTEDE ARA

Go to top