İnsanları her konuda ikiye ayırırız. Fıtratımızda var. "Yüzyılın en iyi filmi Yurttaş Kane efendim, hayır Yüzüklerin Efendisi kardeşim’’ muhabbeti var.

Zenginlere Iphone, fakirlere Samsung teranesi eskiden Nokia zenginlerin, Ericsson fakirlerin durumunda tezahür ederdi. Bu konu var. Pardayan okuyanlar ve okumayanlar çok entelektüel bir ayrımdı. Okuyanlar kazanmıştı.Ben buna opera sevenler ile müzikali tercih edenleri ekliyorum. Ben opera sevenlerdenim. Ahh olmaz olaydım.

Yıl 1977. Yakınlarım tiyatro bileti aldık, gidiyoruz dedi. Gitmem diye tutturdum Ben Prince Albert Hall’de Carmen izleyeceğim. Salak olmanın anlamını işte o zaman öğrendim. Yıllar geçti de ben yakalayamadım o gece kaçırdığımı. Nasip olmadı işte. Jesus Christ Super Star’a gitmişler meğer. Bugün bile aklıma geldikçe kafamı vuracak uygun bir duvar mutlaka bulurum.

Sahnede göremediğim oyun, 1973 yılında film olarak sahaya indirilmişti aslında. Oscar ve Golden Globe adaylıklarını ıskalasa da Bafta, Sound Track’ı atlamamıştı. Tarafımdan 100 kez izlenmiş, Andrew Lloyd Weber’in muhteşem müziği sound track CD’si olarak arabamda defalarca dinlenmişti. Carl Anderson benim Judas’ımdı. Dinle, otur ağla misali.

Şimdi konu yine gündemde. 2018 çekimi  "Jesus Christ Super Star Live in Concert’’ Emmy adayı listesinde. Brandon Victor Dixon Judas rolü ile. Soruyorlar favori adayın kim diye. Ben kendi Judas’ım üzerine gül koklamam. Kategorileri tutmasa da benim favorim Jamie’dir. Nikolaj Coster-Waldau yani. O da aday da.

Başıma gelen bu felaket şüphesiz opera sevgimi yok edemez. Sadece "Ah o gece gitmez olaydım’’ var ya! O içimi yakar.

Bir gün Covent Garden’dayım. Royal Opera House’da Verdi’nin Nabuco operası sahneleniyor. Pek bayılmam ama gideyim dedim. Gişedeki kadının şaşkınlığını hiç unutamam. Kibarca "Bilet lütfen’’ dedim. Salaksın sen herhalde bakışıyla "Biletler 2 yıl önce tükendi hanımefendi’’ dedi. Hayırdır, millet birden Babil Kralı hayranı mı kesilmişti? Zaten adam da deli besle kargayı, oysun gözünü misali, al bir evlatlık, büyüt. Seni sırtından vurup, altından tahtı alsın. Bir de kafayı yedirtip sana, yerlerde süründürtsün. ‘’Why?’’ demişim. Açıkladı. Bu gece galaymış ve de ulu ustamız, 3 Tenor’dan biri Placido Domingo sahne alacakmış. O andan itibaren karşısında zırdeli bir kadın gördü, geceye hazırlık olsun diye. "Yatarım burada da kalkmam Kraliçe’nin askerleri gelene kadar. Nabuco’dan aşağı kalmam delilikte.’’ dedim valla. Sonuç 11.sıradan izledim. Curtin Call denilen selam faslı 4.20 dakika sürmüştü. Dizlerim yoruldu demeseydi ustam Placido, daha da sürecekti.

 Operasız kalmayın, sevgi ile kalın,



Nabucco afişim 


Royal Opera


Sahneye yakınlığımın fotoğrafı


Önümdeki teyzenin şıklığı


Yarım saat ara

 

SİTEDE ARA

Go to top