Torunum bu konuda noktayı koydu. ‘’Çocuğa giysi mi alınırmış? Ne Saçma.’’ Dedi. Malum ben bir yaz çocuğuyum. Ne ola benim hediyem?

Daha önce bahsetmiştim, insanlar ikiye ayrılır demişler. Pardayan okuyanlar ve okumayanlar. Ben okuyan ve çok severek okuyanlardanım. Yıllar önce bir sevgili ağabeyim tam bir valiz kitap getirmişti bana. Ödünç tabii. Çok değerli kitaplar. İçinden 10 cilt Pardayanlar çıkmıştı. Yıl 1969. Müthiş bir çeviri ama kimin hatırlamıyorum. Yaşım 22. Ne anlarım çevirmenin öneminden. O yaz ağzımın tadını hiç unutamadım. Kitapta öyle bir hız var ki anlatılamaz. Gülersiniz. İlk 35 sayfada : Bir zengin kont var. Bir de kızı Jan. Kötü adamsız olmaz diyelim de burada kötülerin sayısı %42. Kralın adamı başka bir kont, bizimkinin arazisini elinden alıyor. Onun da iki oğlu var. İkisi de kızıımıza vurgun. Biri karşılığını alıyor, diğeri avucunu yalıyor. Neyse bizim karşılıklı aşıklar evsiz kalan zavallı babalarına gidip: Biz evleneceğiz diyor. Baba çıldırıyor. Ne? Düşmanımın oğlu ile ha! Olamaz diye haykırırken, kız "ama ama baba ben hamileyim’’ …baba "tamam o halde hemen evlenin’’…Gece saat 2. Rahip kapıda. Evleniyorlar. Baba mutluluk içinde son nefesini veriyor.Taze damat evine dönüyor. Babası "hemen bu gece orduların başına geçiyor ve savaşa gidiyorsun’’ diyor. Damat savaşa, kötülerden kötüsü kardeş, kıza koşuyor ve "kardeşim seni hiç sevmedi. Bıraktı gitti. Seni ben seviyorum. Kız düşüp bayılıyor. Kısa süre sonra torunumuz Luiz doğuyor. Kayınpeder çocuğu öldürme tehdidi ile gelinin boşanma belgelerini imzalamasını istiyor. Bir adamı ki bu baba Pardayandır, çocuğunu patron emriyle kaçırmıştır. Kardinalin adamı yine kapının dibindedir. Jan sevgili kızını kurtarabilmek için belgeleri imzalıyor. Pardayan baba çocuğu geri getiriyor ve çocuğunu şövalye Pardayan kaçırdı diyor. Aradan yıllar geçiyor ve Pardayan’ın oğlu Pardayan, torunumuz Luiz’e aşık oluyor. Anne kızının sevdiğinin, can düşmanı adamın oğlu olduğunu öğrenecek ki... Yeter bu kadar. 35 sayfa doldu. Artık siz hayal edin 10 ciltte neler oluyor. Tüm Medici zamanı Avrupa tarihini sular seller gibi öğreniyorsunuz. Yazarı Michel Zevaco. Hikayeyi gazetede günlük olarak yayınlıyor ama gazeteden arkadaşı Jean Paul Sartre kitap halinde bastırılmasını sağlıyor. Yani öyle uyduruk bir şövalye hikayesi diye bakmayın. Sartre tarafından onaylanmış bir eser.

Nereden geldim buraya ben? Ha doğum günü hediyemden… Bavuldan çıkan kitaplar evine geri dönmüş ya... Ben bulamam kendim için. Aradan 20 yıl geçmiş. Nihayet bir kitabevi basmış ama çeviri berbat. Akmıyor kitaplar. Söylenip dururkennnnn… doğum günü hediyem geliyor. Kızım nasıl başarmış bilemem 1954 basımı Murad Sertoğlu çevirisi, tam seri olarak buldurmuş. Uzun zaman neredeyse tüm kitapçılar, tüm sahaflar bulunması için çalışmış anlaşılan. Hasta oldum hediyeme tabii ki.




Bir yaş daha büyüdüm sendromu

Yine doğmuşum o gün ben. Avusturya’dayım. St Wolfgang gölü kenarında, Romantik Hotel. Sabah gözümü muhteşşem bir konserle açtım. St Wolfgang belediyesi doğum günümü bir festival ile kutluyor. Mahalle komşuları ellerinde davul, ortada bir teyze oryantal. Coşmuşlar da benim uyanmamı bekliyor millet. Gururla izlerken arkadaşlarımı, kapım çalındı. Bir şişe şık şarap, meyve sepeti ve ıvır-zıvır. Gölün üzerinde gibi olan balkonuma servis hazırlandı. Tamam dedim, yine kızım hoşluk yapıyor. Görevli tam çıkarken "Doğum gününüz kutlu olsun. Otelimizin ikramıdır.’’ dedi. Bozuldum o an tabii... Otel ikramı güzel de bizim kız nerede? Görevli güzel kız tam çıkarken elime kurdeleli bir zarf tutuşturdu. "Bu da kızınızdan’’ dedi. Anında şarap marap unutuldu ve kızın hediyesine koşuldu...


Romantik Oteller Dizisi


Bir arkadaşım oryantal peşinde


Komşularım doğumuma şenlik yapıyor


Balkonumda şarap açacağım


Bana göre tüm çekik gözlüler Japondur ya, işte bu japon kızlardan ikisi beni yatırdı. Biri sırtıma taşları dizdi. Biri kafama tas tas yağ boca etti. Tüy gibi ellerle Spa şovu yapıyorlar da ben hiç hissetmiyorum ki. Hayatımda hiç hamam deneyimim yoktur. Filmlerde görmüşlüğüm var ki şöööle kolunu bir tutarlar. Arkaya bir iterler. Kütürdetirler filan. Di mi? Kızım onca uğraşmış. Bilmem kaç saat anama öyle bir masaj yapın ki üç gün kıpırdayamasın demiş. Bu Japonlar tüy mübarek. Sonunda patladım ve tam bir japon nezaketiyle "Ya adam gibi masaj yapın, ya da…? Dedim ve üç değil üç buçuk gün yatağımdan kalkamadım. Gölün üzerinde bir plaj iskelemiz var. Denize karşı bir de jakuzi. Kıpırdamadan yatıp iyileşmeyi bekledim...


Masaj sonrası


Siz siz olun, doğum günlerinde sevdiklerinize öyle çantaymış, elbiseymiş, yüzükmüş gibi hediyeler almayın. Biraz oturup düşünün ki "Ne alsam da hasta etsem sevdiğimi’’ deyin.

Güzel yaşlarda buluşmak üzere, sevgi ile kalın.

 

 

SİTEDE ARA

Go to top