Eğer evde işim varsa, özellikle yemek yapıyorsam, fonda müzik yerine dizi açarım. Genellikle de bu dizi Agatha Christie olur. Nasıl olsa yüzlerce diziyi sular-seller gibi ezbere bilirim.

İddialıyım; bana herhangi birinden sadece 1 dakikalık bir bölüm dinletin, size hangisi olduğunu söylerim. Neyse size bir hafta da bu konuda nasıl bir fanatik olduğumu anlatırım. Fotograf bulamam ama güzel İngiliz evleri ile gözünüzü şenlendiririm artık. İdare edersiniz beni.

"Ben tv izlemem. Dizi izlemem. Vaktim olmuyor ki’’ diyen arkadaşlarım var ve hepsi emekli. Sanırsın buldukları vakitte doktora tezi yazıyorlar. Bana da Hollywood hayranı muamelesi yaparlar. Arkadaşlar Hollywood modası çoktan geçti. Bana göre dizi sektöründe İngilizler muhteşem. Dizinin nerede çekildiğinin önemi kalmamış, her yerde, her ülkeden bir araya gelerek harikalar yaratıyorlar.

Dün de yemek yapıyorum. Fonda tam bir radyo tiyatrosu tadıyla Tudor dizisini dinliyorum. Yıllar önce izlemiştim. Bu ilk tekrarım.

Salonda VIII. Henry bas bas bağırıyor: "Ey Fransızlar, sizin canınıza okuyacağım. Siz kim oluyorsunuz da benim Büyükelçimi öldürüyorsunuz. Üstelik de öldürdüğünüz o adam benim AMCAM.’’

İlk izlememde sanırım kültür seviyem düşük henüz. Farketmemiş olabilirim ama bu kez atlamam. Mutfaktan bağırıyorum: "Atma Recep din kardeşiyiz. Senin amcan yok.’’ Recep hep atar da ben yemem. Senin baban tek çocuk. Uncle eğer dayı ise burada, dayıların da Londra Kulesi’nde kayboldu. Bir daha da gören olmadı. Değil mi arkadaşlar?

Evvel zamanda bir ihtiraslı anne varmış. Margaret Beaufort. Uzaktan, York ve Lancaster kuzenleriyle akraba bir Tudor çocuğu oğlu var. Kuzenler malum, yıllarca taht için birbirleriyle savaşmış. Bir onlardan, bir bunlardan kral çıkmış tahta. Her iki ailenin de akrabası olan ve Kingsmaker lakabıyla bilinen Richard Nevill savaş kışkırtıcısı olarak şatosu Warwick’te hain planlarını yapmış. Hatta kızı Anne’i o zamanda kral olan Yorklu IV. Edward’ın kardeşi Richard ile evlendirmiş.

İhtiraslı ana Margaret "Tanrı böyle istiyor, benim oğlum Henry kral olacak’’ diye kendini yırtmaya devam ediyor. "Kadın, sırada daha kaç tane prens var. Krallık sırası senin oğluna gelene kadar... Ohhh ömrün yetmez’’ dedim de dinletemiyorum. Ama yanılan ben oldum. Aniden IV. Edward ölüveriyor. Ölürken de 9 ve 12 yaşındaki oğullarını koruyucu Lord olarak kardeşine emanet ediyor. Richard ise emanete hıyanet ederek, kendini III. Richard olarak kral ilan ediyor ve 2 küçük yeğenini de tahtta hak iddia etmesinler diye Londra Kulesi’ne hapsediyor. Tarihe kayıp Prensler olarak geçen bu zavallı çocuklardan bir daha haber alınamıyor.

Bizim ihtiraslı anne hemen oğlu Henry Tudor’u, bu kaybolan çocukların ablası ile evlendiriyor. Yine savaş, yine taht oyunları derken Richard III öldürülüyor ve benim olmaz dediğim Henry Tudor VII. Henry olarak İngiltere kralı oluyor. Yani VIII. Henry’nin babası. Kayıp prenslerin ablası da annesi.

Şimdi elinizi vicdanınıza koyun da cevap verin, Shakespeare böyle bir konuyu öğrenince nasıl yazmasın ünlü Richard III oyununu. Hem de artık I.Elizabeth’e yağcılık için mi bilinmez Richard’ı kambur, çirkin bir canavar olarak anlatmış. Çocukları kulede nasıl katlettiğinin tiradını yazmış. Philippa Gregory Kuzenler Savaşı serisinde konuyu bir güzel resmetmiş. Dizi sektörü de atlamış konunun üstüne Beyaz Kraliçe ve Beyaz Prenses olarak dizilerini çekmiş.

Şimdi eğer ben bu dizileri izlemesem, bu çok gerekli, bilinmez ise yaşanmaz (!) bilgileri nereden öğrenecektim? Mutfaktan Henry’ye "Atma Recep senin amcan da dayın da yok’’ deme cesaretini nereden bulacaktım?

Dizisiz kalmayın,
Sevgiyle kalın.


Warwick Sarayı


Warwick Çalışanları


Warwick Ahır


Zenginlik diz boyu...


Fakir masası


Mutfak


Aşağıdakiler


Teftiş


Vale


Sevgiliden...


Piyano öğren


Madamın banyosu


Henry The Eight


Bi baktım öyle...


Ben ve silahlar



War 

SİTEDE ARA

Go to top