Kahkaha Terapisi Sonrası Daha Mutlu Daha Enerjik
Geçtiğimiz hafta sonu oldukça keyifli bir kahkaha terapisi gerçekleştirdik. Çalışma öncesinde katılımcılarla konuştuğumuzda genel olarak ortaya çıkan durum; hayat koşuşturması ve stres yüzünden gülmeyi unutmuş olduklarıydı. 

Ben de onlara, hayat içerisindeki çeşitli stres faktörleri yüzünden gülmeyi unuttularsa, şimdi artık tam tersini dede yapabileceklerini hatırlattım.  

Şimdi vakit, doya doya kahkaha atarak stresten özgürleşmek vaktidir!

Zaman içerisinde özgürce gülmekten o kadar uzaklaşmışız, kendimize bu konuda öyle sınırlar koymuşuz ki sebepsiz yere gülmekten bahsettiğimde insanlar bana deliymişim gibi bakabiliyor. Hatta durumun farkında olarak çalışmaya gelenler bile egzersizlere başladığımız ilk dakikalarda kontrolü ve önyargıları bırakmakta zorlanıyor. Tabi, kahkahanın ve grubun bulaşıcı enerjisiyle buzlar kısa zamanda kırılıyor. Kendinizi salıverdiğiniz o ilk an tadına doyulmaz bir an olarak hafızanıza kazınıyor.

Peki, nedir bu kahkaha terapisi ya da kahkaha yogası?
Kahkaha yogası, 1995 yılında Hintli bir tıp doktoru olan Madan Kataria ve yoga eğitmeni eşi tarafından geliştirilmiş bir tekniktir. Bu çalışmada amaç, sebepsiz yere gülmek, gülmenin bize sağlayacağı fizyolojik ve psikolojik faydalardan yararlanmak ve içimizdeki çocuğu yeniden harekete geçirmektir.

Bu çalışma, nefes ve kahkaha egzersizleri bir arada kullanılarak gerçekleştirilir. Önce diyaframı çalıştıracak ve bizi kahkahaya hazırlayacak bazı nefes teknikleri uygulanır. Ardından da çeşitli çocuksu oyunlar ve egzersizler ile kahkaha atılmaya başlanır. İlk etapta bu oyunlara dayalı olarak atılan kahkahalar bir süre sonra gerçek kahkahaya dönüşür. 

Kahkaha atarken diyaframı kullanmak neden önemli?
Kahkaha, diyaframı kullanarak içimizdeki kullanılmış havayla beraber tüm negatif duyguları da dışarı atmamızı sağlar. Diyaframı harekete geçirmenin hem fizyolojik hem de psikolojik açıdan birçok faydası bulunmaktadır.

Ciğerlerin kendi kası olmadığından nefes almamızda kaburga kasları, diyafram kası ve karın kasları bize destek olur. Diyafram göğüs bölgesinin altında ana taşıyıcı görevi görür ve nefes işleminin %70’ini yönetir. 

Diyafram, çoğunlukla sadece nefes almamızı sağlayan kas olarak bilinir ancak kendisinden ayrı çalışan ne bir organ, ne bir hormon, ne de vücut sistemi vardır. (Solunum sırasındaki aşağı yukarı hareketi ile organlara masaj yapar, lenf sistemine etki eder, yeterli oksijenlenme sağlar, dolaşım sistemine etki eder, kalbin daha kolay çalışmasına imkân tanır, ıkınmayı, öksürmeyi ve hapşırmayı sağlar, vb.)

Bebekler 0-3 yaş arasında diyafram nefesi kullanırlar, doğamızda olan da budur. Büyüdükçe yüklenilen sorumluluklar, korkular, endişeler artar ve diyafram solunumunu yavaş yavaş kaybetmeye, üst solunum yapmaya başlarız. Çünkü diyafram en önemli nefes alma kası olmasının yanında, duygulardan da etkilenir ve onları yansıtır. Örneğin, korku durumunda gerginleşir ve kasılır; solunumu kısıtlar. 

Aktif olarak üst solunum yani kaburga solunumu kullanmak, sempatik sinir sistemini aktive eder ve stres hormonu (kortizol) salgılanmasını tetikler. Sol beyin ile ilişkilidir. Analitik yönlerimizin ve karar mekanizmamızın etkili bir şekilde çalışmasını sağlar. Benlik ve ego algısı oluşturur. Sürekli olarak üst solunum yapıldığında stres hormonunun seviyesi artacağından, sürekli bir korku, endişe ve rekabet hali söz konusu olur. Ben algısı, ego vardır. Metabolizma hızlanır.

Diyafram solunumu yapmak ise parasempatik sinir sistemini aktive eder ve mutluluk hormonlarının (endorfin, dopamin, seratonin) salgılanmasını sağlar. Sağ beyin ile ilişkilidir. Soyut yönlerimizin, hayal kurabilme yetimizin güçlenmesini sağlar ve duygusal zekâmızı arttırır. Olmakta olana izin verebilmemizi ve olaylarla daha rahat yüzleşebilmemizi sağlar. Birlik bilinci ve biz algısı oluşturur. Metabolizmanın yavaşlamasını sağlar. Daha dingin bir zihin söz konusu olur.

Daha dengeli, verimli ve kaliteli bir hayat için bu iki solunumun dengesi önemlidir.

Bir kahkaha terapisi sonunda neler oluyor?
Beyin, mizahi öğelere dayanan gerçek kahkaha ile gerçek olmayan kahkahayı birbirinden ayırt edemez ve ikisine de kimyasal olarak aynı tepkiyi verir. Bu kimyasal tepkiler de hem psikolojik hem de fizyolojik olarak bizi etkiler. Bu çalışma sonunda:


Stres hormonu (kortizol) düşüyor ve stresin olumsuz etkileri azalıyor.

 

Vücudun oksijenlenme oranı artıyor.

 

Doğal ağrı kesici özelliği olan, bir diğer adı da 'mutluluk hormonu' olan endorfin bol bol salgılanıyor. Böylece daha az ağrı ve acı hissetmeye başlıyoruz.

 

Immünglobulin düzeyi artıyor ve bağışıklık sistemimiz güçleniyor.

 

Dolaşımı hızlanıyor ve vücuttan toksin atımını kolaylaşıyor

 

Bloke edilmiş, bastırılmış duygular serbest kalıyor.

 

Kendine güven ve yüksek iletişim becerileri için rahatlatıcı bir temel sağlanmış oluyor.

 

Grup ile atılan kahkaha, çocuksu hareket ve davranışları teşvik ederek daha neşeli yetişkinler haline gelmemizi sağlıyor.

 

Kahkaha terapileri takım ruhuna katkı sağlıyor. İnsanlar arasındaki “biz” duygusunu geliştiriyor ve grup içi üretimi arttırıyor.

 

Kahkaha atmak gün boyu iyi ve enerjik hissettiriyor.


Kahkahanın bu iyileştirici etkilerinden yararlanmak için, yani kimyasal salgıların aktif hale gelmesi için en az 15 dakika boyunca gülmeniz gerekiyor. Normal hayatta zaten çok az kahkaha atıyoruz ve attığımız kahkahaların süresi de çoğu kez birkaç saniyeyi geçmiyor. Bu sebeple ya evde kendi başınıza ya da bir grupla kahkaha meditasyonları yapmayı ihmal etmeyin. Vücut kahkahayı öğrendiğinde siz de ödüllerinizi almış olacaksınız.

Çocuklar günde yaklaşık 300 - 400 kez gülerken yetişkinler ise günde ortalama 15 - 17 kez gülüyor. Stres seviyemizi düşürmek ve daha neşeli bireyler haline gelmek istiyorsanız acilen arayı kapatmanız lazım; benden söylemesi! :)

Unutmayın, hareket duyguyu yaratır. Siz gülmeye başladığınızda sürekli bir sevinç hali de arkasından gelecektir.

 Kahkahası ve neşesi bol zamanlar dilerim.

*En az 5 kişilik gruplarla kahkaha kulüpleri açabiliriz. Benimle iletişime geçebilirsiniz. 

Go to top