Bu ara kiminle konuşsam sosyal medyadaki yoga pozları paylaşımları hakkında kafası karışık. Kimisi diyor ki çok ayıp, kimisi diyor ki çok güzeller. Siz ne düşünüyorsunuz bilmiyorum ama altının çizilmesi gerektiğini düşündüğüm bir kaç şey var. Çünkü madalyonun bir değil iki yüzü var.

Hepimiz biliyoruz ki Türkiye gibi Ortadoğu ülkesinde kadın olmak epey meşakkatli bir iş. Hatta uğraş. Uğraş çünkü bedenimizi gizleyerek büyüdük çoğumuz. Etekler şortlar ayıp sayıldı hep. Şimdi biz sipiritüel alemlere daldık dalalı senelerdir içimizde hapsettiğimiz, yatak odamızın kapıları ardına gizlediğimiz dişiliğimizle yeniden buluşmaya, onu keşfetmeye çalışıyoruz. Biz tüm bu keşifleri yaparken instagram diye birşey çıkıverdi karşımıza. Tüm dünya yoga alemlerine de ulaşabilir olduk. Bazı şanslı kadınların, Florida sahillerinde bikiniyle yogasını yapması ve bunun doğal olması çoğumuzu haklı olarak özendirdi. Düşünsenize bikiniyle sokaklarda rahatça dolaşıp alışveriş yapıyorsunuz ve kimse size tecavüz etmeye kakışmıyor. Ne büyük konfor olmalı.

Topraklarımızın diğer bir gerçekliği de bir şeyi ne kadar gizlerseniz ve yasaklarsanız o kadar çekici olur. Bir tarafım tam da bu nedenle bikinili pozlar veren hoca arkadaşlarımı canı gönülden kutluyor. İçimdeki bastırılmış kadın; açın, açılın, hep birlikte normalleşelim, bakan doğru bakmayı öğrensin, oradaki memeyi değil pozu görsün diyor. Diğer yanım da evinde dantelli tangasıyla poz verenleri bir türlü anlayamıyor. Yargıladığımdan değil sadece gerekli olmadığını biliyorum. Çünkü yogamızın felsefesi bambaşka bir duruşu gerekli kılıyor.

Ayrım belki burada başlamalı. Neyi ne kadar ve ne biçimde yaptığımız önemli. Bu tıpkı yogayı, bazı pozları yapmaya çalışmak ve yogayı hayatını güzelleştirmek için yapmak arasındaki farka benziyor. Çünkü biz kadınlar kendi bedenlerimizi bir seks objesine dönüştürmeye devam edersek tacize hayır diye sokaklara dökülmemizin bir anlamı kalmaz. Bu ikisi arasındaki sınır çok hassas.

Kendi değerimizin farkına varmamızın güç olduğu bu coğrafyada, instagram ve Facebook likeları bazen kendimizi iyi hissettirse de hatırlamalıyız ki, biz, o beğenilerden çok daha fazlasıyız. Kendi değerimizi başkaları yerine biz belirleyebildiğimizde, işimize aşk ve bilgelik eklediğimizde iyi hocalar oluruz. Diğerleri gelip geçer, hayat adildir, gerçek olmayanları eler. Çıplaklığa ve güzelliğe gelen öğrenci ise çok durmaz gider.

Yaptığımız uygulama, içinde felsefesi olan bir öğreti. Bu felsefe, pek tabii içinde özgürleşmeyi de barındırıyor. Ruhun, kalbin özgürlüğü de çoğu kez bedenden geçiyor. O yüzden asanalarımız var. Fakat ne asanalarımız ne de hocalarımız, kaybettiğimiz dişiliği geri kazanmak için, kış vakti evimizde çıplak pozlar vermemizi söylemiyor. Diğer yandan kendimizi ayıp diye kapatmak da bir çeşit tutsaklık ve enerjimizi bloke ediyor. Nü fotoğraflar, doğru ışıkla ve estetik niyetle yapıldığında çok sanatsal olabilir. Bir orta yol olmalı. Belki asana ve çıplaklığı, felsefeyi ve popüler olanı birbirinden ayırmalıyız. Çünkü inanın öğrencilerimiz düşündüğümüzden daha duyarlı ve zekiler.

Denge ne mi? Yoga sınıfında ne giyiyorsak, öğrencilerimizin karşısına nasıl çıkabiliyorsak o belki de.

Başak Deepa Yüksel

Go to top