Uzun yıllar önce yayıncılık yaptığım dönemlerde yayınladığım kişisel gelişim ve psikoloji kitaplarının yazarları ile seminerler de düzenliyordum. Doğan Cüceloğlu ile düzenlediğim bir seminerde şöyle bir şey söylemişti… İnsanın iki temel ihtiyacı vardır: ‘özgür olmak’ ve ‘ait olmak’…
Birbirine tezat iki temel ihtiyaç; birisi özgür olmak, diğeri ait olmak… Aslında ilk bakışta tezat gibi görünse de, insanı dengede tutan bu iki temel ihtiyaçtır. Şimdi bir bakalım bu denge nasıl oluyor. Yakın çevremden bir örnek vereceğim:

Çok yakından tanıdığım bir aile vardı. Eşlerin ikisi de genel seviyenin üzerinde bir eğitime sahip, gelir durumları orta seviyedeydi. Sahip oldukları tek çocuğa en iyi şekilde eğitim aldırmaya çalışıyorlardı. Bir gün kadın bir dernekle tanıştı… Az çok bildiğim bir dernek; hani şu uzaylılar geldi, geliyor, gelecek diyen, bana göre biraz tarikatımsı bir yapısı da olan bir dernek…

Olsun, ne mahsuru var diyeceksiniz, tabi bana göre de olsun, hiçbir mahsuru yok! Kadın bu derneğin çalışmalarını yakından takip etmeye, toplantılarına, çalışmalarına iştirak etmeye başladı. Önceleri bu çalışmalar haftada bir iki gün ile sınırlı kalıyordu. Ama zaman geçtikçe haftada bir iki gün olan bu çalışmalar 3,4,5 günlere ve şehir dışı örgütlenme çalışmalarına katılmaya, yatılı konaklamalara falan dönüştü… Bu arada çocukları okula gidiyor, eşi ise çok yoğun bir iş temposunda çalışıyordu. Tabi bu evden uzun süreli ayrılıklar gittikçe evde huzurun bozulmasını da beraberinde getirdi. Kadın, hem kendi bireysel ihtiyaçlarını hem de ailesinin temel ihtiyaçlarını zamansızlıktan ihmal etmeye başladı. Ailede gittikçe huzur bozulmaya başladı ve sonunda kaçınılmaz son gerçekleşti, ayrıldılar…

Şimdi bir bakalım buruda n’oldu? Genellikle hep söylediğimiz bir şey vardır; insan bir bütündür ve ruh, beden, zihin birlikte ve dengede olmalıdır. Yani hem bedensel ihtiyaçlarını karşılayacaksın, hem zihinsel boyuttaki ihtiyaçlarını, hem de ruhsal-manevi ihtiyaçlarını… Ve bunları olabildiğince dengede tutacaksın ki, denge bir tarafa kaymasın…

Hem ÖZGÜR olacaksın, hem de AİT olacaksın.

Verdiğim örnekte sizce denge var mıydı? Bence yok! Denge ruhsal boyutta, yani AİT olma kısmında epey bir ağırlık gösteriyor. Aslında buna “Tepe çakrasının aşırı çalışması” da diyebiliriz. Yaşamın doğal akışı olan, Doğu kültürünün ‘YİN&YANG’, benim burada ‘ÖZGÜR OLMAK & AİT OLMAK’ dediğim dengenin bozulması ise çok muhtemeldir ki, depresyon ile sonuçlanacaktır. Ve bu denge en kısa sürede gerçekleşmezse, kişinin sağlığı tamamen bozulacaktır.

Gelişmek, bir şeyleri dert edinip destek olmaya çalışmak, manevi yönünü beslemek, kendinden daha büyük bir şeyin parçası olmak, ait olmak elbette önemli, ancak hem kişisel, hem de yakın çevrenin fiziksel ve duygusal boyuttaki ihtiyaçlarını, yani BEN olmayı ihmal etmeden… Elbette ki, BEN olmayı da abartmamak gerekiyor… Yoksa o zaman ortalıkta ‘ben…ben…ben…’ diye dolaşan bir sürü tip görürsünüz…

SİTEDE ARA

Go to top