“Bir kitap okudum, bütün hayatım değişti.” diye başlar Orhan Pamuk kitabında. Ben tam bunu demesem de ustaların sözcükleri seçişleri o kadar derindendir ki, belli bir konuda yazdıkları bir yazı yolumuzu aydınlatmaya ve hislerimizle temas etmemize yardımcı olur.

Sıkışık hissettiğim zaman ben de bu tür yazılara sığınırım, aşağıda çevirdiğim bu yazı parçacığı da arada tekrar tekrar okuduklarımdan oldu.

Pema Chödrön varoluşun mükemmel ve zorlu yanları üzerine Budist yolda yazarken, gerçeği apaçık hâliyle gözler önüne sermeyi en şefkâtli haliyle yapıyor ve kalbimizin karanlıkta kalmış noktalarını açmamıza yardımcı oluyor.

-----------------------------------------------------------------------------------------

Bazı şeylerin ne kadar güzel ve harika olduğunu ve bunlara ne kadar çok kapıldığımızı görüyoruz. Bu onun bir tarafının iyi, diğer tarafının kötü olduğunu göstermez, fakat bu durum biraz tuhaf, kokulu, zengin ve verimli karmaşanın getirdiği şeylerdir. Bunların hepsinden bir karışım olduğunda bizizdir: İnsanlık.

Burada olmamızın nedeni kendimizi görmemizdir. Muhteşemlik ve acı çekme tüm zamanlar burada oldu; ikisi birbirinin içine tamamen işledi. Tamamen aydınlanmış bir varlık olmak için, hangi durum nevroz ve hangi durum bilgelik, arasındaki farkı anlamak oldukça zordur, çünkü bir şekilde ikisinin de altında yatan enerji aynıdır. Yaşamın temel yaratım enerjisi/içgüdüsü... baloncuklanır ve tüm yaratıma doğru yol alır. Bunu açık, özgür, yüksüz, birçok olasılıkla dolu, enerji verici olarak da deneyimleyebiliriz. Ya da aynı enerji âtıl, kısır, sıkışık ve kapana kısılmış olarak da deneyimlenebilir. Hepsinin en temel noktası son derece dürüst olmayı öğrenmek ve aynı zamanda zihninde var olanları tüm kalbinle görebilmektir –düşünceler, duygular, bedensel duyumlar, tüm şeyler, “benim” ya da “ben” dediğimize eklenir.      

Hiç kimse seni uyandıran ya da uyutan şeyleri gözlemleme sürecinde neyi kabul edeceğini ve neyi reddedeceğini/istemeyeceğini senin için gerçekten çözümlemeye başlayamaz. Hiç kimse neyi kabul edeceğini - dünyanı neyin açtığını, neyi reddettiğini- seni tekrarlayan bir üzüntü hezeyanın içinde gezmene neden olan şeyin neye benzediğini - senin için çözümleyemez/karar veremez.

We see how beautiful and wonderful and amazing things are, and we see how caught up we are. It isn’t that one is the bad part and one is the good part, but that it’s a kind of interesting, smelly, rich, fertile mess of stuff. When it’s all mixed up together, it’s us: humanness.

This is what we are here to see for ourselves. Both the brilliance and the suffering are here all the time; they interpenetrate each other. For a fully enlightened being, the difference between what is neurosis and what is wisdom is very hard to perceive, because somehow the energy underlying both of them is the same. The basic creative energy of life … bubbles up and courses through all of existence. It can be experienced as open, free, unburdened, full of possibility, energizing. Or this very same energy can be experienced as petty, narrow, stuck, caught… The basic point of it all is just to learn to be extremely honest and also wholehearted about what exists in your mind — thoughts, emotions, bodily sensations, the whole thing that adds up to what we call “me” or “I.” Nobody else can really begin to sort out for you what to accept and what to reject in terms of what wakes you up and what makes you fall asleep. No one else can really sort out for you what to accept — what opens up your world — and what to reject — what seems to keep you going round and round in some kind of repetitive misery.

Nobody else can really begin to sort out for you what to accept and what to reject in terms of what wakes you up and what makes you fall asleep. No one else can really sort out for you what to accept — what opens up your world — and what to reject — what seems to keep you going round and round in some kind of repetitive misery.

-Pema Chödrön, The Wisdom of No Escape and the Path of Loving-Kindness*

 

SİTEDE ARA

Go to top