Başlık geldi beni buldu, yazıları, peşinden sürükledi, o anlattı ben yazdım. Meğerse yaşamak, sürekli olarak öğrenmek demekmiş, öğrenemediğinde yada öğrenmeye kapılarını açmadığında yerinde sayıyor aynı dairenin içinde öğrenebildiğin kadarıyla dönüp duruyormuşsun.

Her insan için öğrenebilmenin seviyesi farklıymış, kimisi öğrenebildiği kadarıyla da mutluymuş, öğrendiği kadarı ona yetiyormuş. Bilgi seni güçlü ve farklı kılıyor, gerçekten öğrenmeye kapılarını sonuna kadar açanlar için öğrenmenin sonu gelmiyor, yeter ki iste üstelik sadece kitaplardan, okullardan öğrenmek değil iyi baktığında ve farkında olduğunda hayat, dünya ve insanlar sana o kadar çok şey öğretiyor ki kendin bile inanamıyorsun.

Bugünkü beni öğrenerek inşa ettim, en iyi üniversitelerin, en popüler bölümlerinde mezun olmamış olabiliriz ama kendimizi öğrenmeye açık tutarsak fark yaratıyor, aydınlanıyor, aydınlatıyoruz. Hayatımın ilk gençlik döneminde, modern teknolojilerin, internetin olmadığı zamanlarda, bilemediğim konuları ve merak ettiğim her şeyi araştırmak ve öğrenmek için kütüphanenin kapılarına dayanırdım, öğrenmek için tek seçeneğimiz buydu, kitapların kokusu ve okunmayı bekleyen binlerce kitap beni büyülerdi, saatlerce kütüphanede kitapların arasında kalırdım, sonra internet icat oldu, mertlik bozuldu, kütüphaneler öksüz kaldı. Hala fırsat buldukça kütüphaneye gitmeye çalışıyorum, kokusu ve sessizliğinin meditatif bir etkisi olduğunu düşünüyorum, bir süre o dinginlikte modern zamanların dışında, sanki zaman tünelinden geçip gelmiş gibi hissettiğim kitapların arasında onları dinliyorum, okuyorum ve dinleniyorum.

Hadi itiraf edin kaçınızın çocuğu kütüphanede aradığı bir kitabı bulabilir, sanırım hiç birimizinki... Zamane çocukları tembel, bilgi onların ayağına geldiği için, onlar bilginin ayağına gitmeyi reddediyorlar. Yine araya kütüphane girince uçup gitmişim, hassas noktam, yalnızlığa mahkum edilen kitap yurtları.

Hayat en iyi öğretmenmiş büyüdükçe öğrendim, biz insanların dünya üzerindeki farklı rolleri, her birimizin farklı özellikleri var, baktığımızda aslında hepimiz aynıyız ama çoğumuz öğrendikçe değişiyoruz, her konuyu uzmanlık derecesinde bilmek söz konusu değil çoğu zaman hayatın içinde bile uzmanlık dallarına ayrılıyoruz, iletişim ve insan ilişkileri ile bilgiyi aktarıp, yayıyor daha çok öğreniyoruz. Öğrenmenin yaşı ve zamanı yok, hatta büyüdükçe bilgiyi daha çok hayatına katıyor ve paylaşıyorsun, bugünlerde yoga bana ne anlatıyor daha iyi öğrenmek için Patanjali’nin yoga sutralarını okuyorum, iyiliğin ve iyi ahlakın hayattaki önemini günümüze taşıyan, var olmanın ve yaşamanın bir amacı olduğunu bize anlatan, beş bin yıl öncesinden günümüze ulaşan metinlerin evrenselliğine hayran olmamak mümkün değil yıllar önce yogayı sadece meditasyondan ibaret zanneden ben, geldiğim yerde hala yogayı öğrenmeye çalışıyorum, asanaları, nefesi kolay bir şekilde öğrencilerime öğretsem de iş yoga felsefesine gelince hala en alt basamakları çözümlemeye çalışan bir öğrenciyim, sanırım sadık bir öğrenci olarak kalacağım, bilgi beni zenginleştiriyor, daha donanımlı kılıyor ama ben oldum her şeyi öğrendim demem mümkün görünmüyor, ben oldum tamım diyen var mıdır bilemiyorum, öğrenmek ve öğrenci olarak bu hayata devam etmek bence yeterli, çıktığım bu yola böyle devam etmeye, öğrendiğimi, öğrenmek isteyenlerle paylaşmaya kararlıyım, bilmek, hayat bakış açını ve seni değiştiriyor, öğrendikçe değişen ve dönüşen beni seviyorum.

Bilgiyle kalın, yolunuz öğretmeyi ve rehber olmayı seven insanlarla kesişsin.

Namaste  

SİTEDE ARA

Go to top