Ne kadar öğrenmeye hevesli bir insan olsam da, bugünlerde sık sık gelip beni bulan, kafamın içinde dolaşıp duran, onu dinlememek için kulaklarımı kapatmamı görmezden gelen bir ses bana ‘’ Gerçekten insanları ve hayatı anlıyor musun?’’ diye soruyor.

Evet, çoğunlukla olaylar bizim dışımızda gelişiyor, bizde kendimizi bizim için yazılan senaryonun içinde buluyoruz. Aslında anlamaya çalışıyoruz ama ara sıra kendimi belli bir programa ayarlanmış robot gibi hissediyorum. Hayatın rutini, kısa hayatlarımızı yok ediyormuş, biz hiçbir şey anlayamadan perde kapanıyormuş gibi geliyor. Kimsenin, kimseyi bırakın anlamaya, dinlemeye tahammülü olmadığı bir dünyada yaşıyoruz, insanın, insanla, insanın doğadaki diğer canlılarla ilişkisi naylondan, parçalanıp dağılıyor, doğada yok olmuyor, çoğunlukla kalıcı hasarlara yol açıyor.

Bazen bir bankta oturup saatlerce insanları izliyorum ve her şeyin çok yapmacık olduğunu, insanların olduğundan farklı görünmek uğruna hayatlarını arap saçına çevirdiklerini ve bunun aslında ne kadar anlamsız olduğunu düşünüyorum. Sanırım anlamanın yolu, koşturmacaya kısa bir ara vermekten geçiyor, çok acelen olduğu için bunca yıl anlayamadan yürüdüğün yolun başından, şimdiki zamana uzun atlama çubuğuyla atlamış gibisin, aradaki yaşananları doğru dürüst hatırlamadığını, hayatının kayıp parçaları olduğunu anlıyorsun. Hiç an’ı yaşamamış gibisin, ya geçmişe üzülmüş ya da geleceği planlamışsın, yaşadığın anın içinde bir ileri, bir geri zamanda yolculuk yapmış ve epey büyümüşsün, hayatından geçip gidenler senin senaryonun sarı sayfalarında birer resim olarak kalmışlar ve sen her gidenle biraz daha eksilmişsin.

Hayatımdaki bu eksilmeler beni yavaşlamaya, durup düşünmeye ve önce kendimi sonra başkalarını anlamaya yöneltti. Şimdilerde aynadan bana bakan kadın, uzun bir yoldan gelip tekrar kendisini bulmuş, öncelikle kendi için neyin önemli olduğunu, hayatla yarışmanın gereksizliğinin hiç olmadığı kadar farkında. Hayata daha fazla geç kalmamam gerektiğini anladığımdan beri, çevredeki her şeyi daha net görüyorum. Bendeki bu farkındalığı hızlandıran, uyanıp kendime gelmemi sağlayan en önemli etken yogaya başlamam oldu. İlk zamanlar sadece duruşlar ve nefesten ibaret gördüğüm, beni adım adım fiziksel olarak iyileştiren yogayı gerçekten anlamamışım, yoga haftada iki, üç derse gitmek, en zor duruşları yapabilmeyi becermek, kendinle veya etrafındakilerle yarışmak değilmiş.

Yoga ile bağlarımı sıkılaştırdığımdan beri yoga bana ne anlatıyor, ne öğretmeye çalışıyor konusu, benim için duruşlar ve nefes kadar öncelikli, tamam fizik bedeni duruşlar ve doğru nefesle eğitebilir, zamanla en zor duruşları yapabilir hale gelebiliriz ama yogayı bu kadar dar bir alana sıkıştırırsak bize anlatmaya çalıştıklarını göremeyebiliriz. Yoga bir bilim, binlerce yıl öncesinden günümüze uzanmakta, önce insanın kendisini anlamasının önemini bize anlatmaya çalışmakta. Hayatımı iki döneme ayırdım, yogadan öncesi ve sonrası, fiziksel olarak birbirinin aynısı iki kadın arasında aslında derin bir uçurum var ve ben yoga öğrenmeye başlayıp değişen ve anlamaya özen gösteren yeni kadını seviyorum. Bu yol benim için tapas, çabalamak bana iyi geliyor, anlayıp, çözümleyebildiğim tüm yamalar ve niyamalar beni aydınlatmakta ve ben sadece bu evrensel yasaların dünyayı daha yaşanabilir hale getireceğine tüm kalbimle inanıyorum. Yoga eğitmenlerine ve yogaya gönül verenlere çok iş düşüyor, bir kere duruşlar ve nefes kadar, yoga bize ne anlatmaya çalışıyor onu öğretmeliyiz, derse girip, güneşi selamlayalım, esneyelim, bükülelim, nefes alıp, verelim, fiziksel bedeni iyileştirelim amaç değil, bizi bütünlüğe taşıyan araçlardır. Nefes ve asanalarla çalıştırdığın beden, sana susturmayı başardığın bir zihin ve sakin bir ruh hediye eder. Yoganın sana kattıklarını anlaman mutlaka zaman alacaktır ve seni sıkı sıkıya maddi dünyaya bağlayan zincirlerden kurtulduğunu fark ettiğinde, hissettiğin özgürlüğün değerini ölçemezsin. Önce kendini anlamaya çalışmakla başla, kaldır kendine koyduğun engelleri, engeller aşılmak içindir, sen onları aşabilecek güce sahip olduğunu anladığında onlar zaten ortadan kalkacaktır. Anla, anlat ve fark et bu dünya değil biz geçiciyiz ve bir iz bırakmak istiyorsak, birbirimizi anlamaya çalışmalıyız.

Yoga yolundaysanız eğer tüm evrensel yasalar ilkeniz olsun, sağlıkla ve sevgiyle kalın. 

SİTEDE ARA

Go to top