Hayatımdan televizyon haberlerini çıkaralı çok uzun zaman oldu. Zaten sosyal medyadan yeterince kötü haber okuyoruz.

Toplumsal bozulmanın geldiği boyutu, dünyanın nasıl rayından çıktığını görmek için bir de televizyon haberlerini izlememe gerek olmadığını düşünüyorum. Sanki kötülük ruhları ele geçirmiş, hoş görü, tahammül, sağduyu ya da adına ne derseniz, iyiliği ifade eden bir sürü kelimeyi sözlükten silmişiz. Kirlenmiş, çaresiz, beni insan yapan parçalarımı kaybetmiş, iyi olan ne varsa tüketmişiz gibi hissettiğim böyle zamanlarda matımı alıp kendimi deniz kıyısına atıyorum.

Aslında dünyanın yaşanabilir bir yer olduğunu kendime kanıtlamak için buna ihtiyacım var. Ben matıma oturur oturmaz, plajın gediklisi beyaz kedi, her nerede olursa olsun, sanki onun mırıltılarının rahatlatıcı etkisine ihtiyaç duyduğumun farkındaymış gibi koşarak yanıma geliyor. Matımı beraber paylaşıyoruz, ben oturuyorum o bana sırtını dayayıp yatıyor. Gözlerimi kapatıyorum, derin derin çektiğim nefeslerle içimi arındırmaya çalışıyorum, kendi kendimle ve beyaz kediyle paylaştığım bu anlardaki huzurlu sessizlik beni sarıp sarmalıyor. Dalgalar usul usul kayalarla kucaklaşırken kulağıma kendi şarkısını fısıldıyor, ben bir taraftan denizi dinlerken bir taraftan düşünüyorum.

Aslında mutlu olmak için fazla bir şeye ihtiyacımız yok, ailen yanındaysa, sağlıklıysan seni seven ve senin de sevdiğin birkaç arkadaşın, yapmayı sevdiğin bir işin varsa, gerisi fazlalık ve yük oluyor. Çiçeklenmiş portakal ağaçlarının kokusu rüzgârla bana ulaşıyor, öyle muhteşem kokuyorlar ki gözümün önünde o zarif beyaz çiçekler beliriyor. Çiçeği dalından koparmadan kokluyorum, ağacın altına uzanıp aynı dalda hem çiçeği hem meyvesi yan yana büyüyen bu güzel canlıyı zihnimde seyrediyorum. Bunca güzelliği görmemekte ısrarcı olan biz insanoğlunun yavaşça kendi sonunu hazırladığını ve çok acımasız bir tür olduğumuzu her türlü canlıya isteyerek zarar verdiğimizi üzüntüyle fark ediyorum. Hiçbir şeyden memnun olmuyoruz, hep daha fazlası dedikçe içine düştüğümüz batağa saplanıyoruz. Kafama doluşan ve zihnime kara bir perde çekmeye çalışan düşünceleri kovmak için başımı sallıyorum, ben hareket edince kedinin keyfi bozuluyor, ne oldu der gibi miyavlıyor başını okşayınca öbür tarafa devrilip şekerlemesine devam ediyor. Meditasyon yapmakta çok başarılı olamasam da, kendimle baş başa kaldığım anlarda kendi iç sesimi duymaya çalışıyorum, kafamın içinde konuşan Sibel’i dinliyorum.

İyi düşün, iyiyi çağır, hep iyiye niyet et diyorum, ne ara portakal çiçekleri kokusundan buralara varmışım, gördüğüm karanlıktan kaçmaya çalışıyorum. Önce düşünceleri değiştirmeye başlamak gerektiğini öğreneli bayağı bir süre oluyor ama zaman zaman etraftaki yoğun karamsar hava zihnimi bulandırıyor. Düşünceler oldukça güçlü varlıklar ruhuna ve bedenine zarar verip seni hasta ediyorlar. İnsan en çok böyle zamanlarda zihninin kapılarını olumsuz düşüncelere kapamaya ve kendi içindeki sakinliğe ihtiyaç duyuyor. Dalgalarla birlikte alıp, verdiğim nefesime odaklanıp her türlü düşünceden uzaklaşıp, geçip gittiğinde bir daha geri alamayacağım içinde bulunduğum an’a dönüyorum. Ben büyüyorum, büyürken büyüttüklerimle beraber hayat bana en çok kendimle bütün olmayı öğretti, kolay olmadı bunu öğrenmek. Öğrenirken kaç tokat yedim, kaç kez yıkıldım, sonra kendimi toparlayıp yönümü ve bakış açımı değiştirip yola devam ettim. Yönümü değiştirip çıktığım bir yolda yoganın ve eğitmenlerimin rehberliği, kendime farklı bir gözle bakmama, küllerimden doğmama sebep oldular.

Bayağı büyüdüğüm bir zamanda beni hiç yargılamadan kendine öğrenci olarak kabul eden yoganın üzerimdeki iyileştirici etkisi ile parça parça bütünüme ulaşırken, zaman içinde önce insanın iyiliğine odaklanmayı öğrendim. Stüdyomun kapısından giren yoga öğrencisi olmaya karar vermiş, yanına sabrını ve disiplinini alıp gelmiş, işin en önemli kısmını başarıp kendilerini stüdyoya taşıyabilmeyi başaran insanlara saygı duyuyorum. Beraber yaptığımız pratiklerle önce zihnimizi arındırıyoruz, aslında böylelikle hem bedenimizi hem de ruhumuzu iyileştiriyoruz. Bir gün aniden karşımıza çıkan sakin, sessiz kalmayı ve iyiliği düşünmeyi öğrenmiş yeni insan için öncelikle kendimize şükrediyoruz.

Yönünü değiştirme vakti geldiğini hissettiğinde asla tereddüt etme, yeni yollar seni huzura taşıyabilir. Tüm yolların iyiliğe ve iyi insanlara çıkmasını ve o insanlarla beraber dünyayı güzelleştirebilmemizi diliyorum.
Huzurla ve sevgide kalın.
Namaste Girne 

SİTEDE ARA

Go to top